BİR SERZENİŞ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ SUNUŞ
Geçen haftaki köşe yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır. Yazımın bir bölümünde ''Samsun hemen , hemen her dönemde iktidar partilerine önemli sayıda milletvekili desteği vermiş, hatta zaman zaman iktidarınların kalesi olarak görülmüş , ama hiç bir zaman bu destekle doğru orantılı olarak bakan desteği alamamıştır.2-3 milletvekili olan bazı iller dahi hükümetlerde daha fazla etkili olabilmiş ve bakanlar çıkartmışlardır. Bu dönemde 7 milletvekili ile iktidara destek veren Samsun bakan çıkartamadığı gibi başına bela olan bir mobil santral sorununu dahi tam olarak çözememiştir''diye yazmıştım. Cumartesi günü bir dostumun oğlunun nikah töreninde karşılaştığım milletvekilimiz sayın Cemal Yılmaz Demir mobil santral konusunu kastederek şakayla karışık ''bize dokundurmuşsun''diye sitemde bulundu. Bu sitemden bir bakıma mutlu da oldum. Çünkü anlaşılan yazılarım okunuyor ve değerlendiriliyordu. Ancak ayaküstü o yazımın bir eleştiri yazısı olmadığını da anlatma fırsatım olmadı. Gerçekten o yazım birilerini eleştirmek için yazılmamıştı. Amacım Samsun'un içinde bulunduğu çıkmazın nedenlerini anlatmaktı. Bugüne kadarki yaşantımda gördüğüm yanlışları söylemekten ve seslendirmekten hiç kaçınmadım. Birilerine yaranmak içinde riyakarlık yapmadım. Bu yönümü beni tanıyanlar iyi bilirler. Ama hiçbir zaman da hiç kimseyle kavgalı olmadım. Hele, hele bu kenti yönetmeye ve temsil etmeye hak kazananlarla hiç olmadı. Üniversite ve askerlik dönemlerinden sonra 33 yıldır Samsun da yaşıyorum. Önce eczacı odası başkanlığı daha sonra 17 yıl süren aktif siyasi yaşamım ve 15 yıldır kurucusu olduğum SAM-SEV de üstlendiğim sorumluluklar nedeniyle Samsun daki il yöneticileri ve milletvekilleri ile yakın ve sıcak ilişkilerim oldu. Bu süreçte hiç birinden ne kendim için , nede ailem için kişisel bir talebim olmadı. Başında bulunduğum SAM-SEV yönetimininde böyle talepleri olmamıştır, olmayacaktırda. Ama hep bir şeyi seslendirmeye çalıştım. Toplum olarak''Samsun'un çıkarları ve geleceği için bizi yönetenlerden talepte bulunmalıyız ve onları sıkıştırmalıyız''dedim. Samsunlu , isteyen bir toplum olamadıkça bugüne kadar uğradığı ilgisizliğe her zaman mahkum olacaktır. SAM-SEV'i n kuruluş yıllarında Ankara da Samsun Ondokuzmayıs Kültür ve Dayanışma Derneğinin bir resepsiyonuna katılmıştık. Samsun milletvekilleri ve çok sayıda Samsunlu işadamı ve hemşehrimiz de oradaydı. Tanık olduğum manzara beni çok üzmüş ve düşündürmüştü. Her milletvekilinin yanında birkaç hemşehrimiz vardı ve sohbet koyulaşmıştı. Yanlarına yaklaştığımda hemen hemen hepsinde konu aynıydı. Herkes milletvekillerini yakalamışken özel isteklerini sıralıyordu. Hiç kimse Samsun'un ''şu sorunu neoldu, bu konuda neler yapıyorsunuz?'' demiyordu. O günden sonra yaptığım her konuşmamda özellikle Ankara da yaşayan Samsunluların bu iyi ilişkilerini Samsun'un sorunlarının çözümündede kullanmalarını önemle vurguluyorum. Konuştuğum milletvekillerimizin de hemen hemen tamamı kendilerine gelen Samsunluların iş talebi veya özel sorunlarının çözümü için başvurduklarını söylüyor. Toplum olarak sadece kendi çıkarlarımız için koşuşturduğumuz ve Samsun'un sorunlarının takibini birkaç kişinin sırtına bıraktığımız sürece Samsun gerilemeye devam edecektir. Bu kentte yaşayan ve yaşamayı düşünenlerin artık bazı gerçekleri görmesi ve kentlilik bilinci ile kentlerine sahip çıkan illerin nasıl ilerlediklerini izlemesi gerekir diye düşünüyorum. Masum bir serzeniş neler yazdırdı. Sağlığım elverdiğince belki birilerini harekete geçirebilirim umuduyla bu gibi şeyleri gündeme taşımaya devam edeceğim. Amacım kimseyi üzmek değil. Ama bu kenti yönetmeye talip olanların ve bu kentte yaşamaya niyetli olanların da bunları gözardı etme lüksü olamayacağına inanıyorum. İyi haftalar dileğiyle..
SADİ SUBAŞI