TERÖRÜN ACIMASIZ YÜZÜ VE GÖZARDI EDİLEN GERCEKLER
15-kasım-2003 cumartesi sinegoglara yapılan iki saldırı ile sarsılan Türkiye , beş gün sonra bu kez terörün acımasız yüzü ile karşı karşıya geldi. Ülkemizin kaderi haline geldi bu tür olaylar. Yıllardır deprem felaketinin yarattığı izleri silmeye çalışan Ülkemiz bu kezde uluslarası terörün odağı haline geldi. Şöyle geriye dönüp baktığımızda PKK törörünün aramızdan çekip aldığı 30000 vatandaşımızın acıları daha dinmeden bu kezde törörün bir başka yüzü ile karşı karşıyayız. Nerede duracak ve nasıl durdurulacak belli değil? Ancak bu son olaylar biraz incelenecek olursa çokta süpriz bir gelişme değil. İşin asıl üzücü yanı bu son olaylarda yeterli tedbirlerin alınmaması ve gerekli istihbaratın yapılamamış olması. Tüm bunların cevabı gazeteci Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesindeki 21-kasım 2003 tarihli köşe yazısında yer alıyor. Bu konuda kafa yoran herkesin bu yazıyı okuması gerekir diye düşünüyorum.
Yıllardır din adına Çeçenistan, Afganistan Bosna gibi ülkelerdeki savaşlara katılmak üzere Türkiye'den götürülerek savaştırılan ve oralarda aldıkları eğitimlerle acımasız birer savaşcı haline gelen Türk gençleri ister istemez islami terör örgütleri ile tanışmışlar ve oralarda işleri bitince Türkiye'ye dönmüşlerdir. Bugün bunlar ne yapıyorlar, kim biliyor? Öte yandan yıllardır başımıza bela olan PKK ve yardakçıları ile onlara destek veren Avrupa ülkelerinin anlaşılmaz tutumları son günlerde 30000 insanımızın katili Abdullah Öcalan'a özgürlük isteyecek kadar ileri gitmiştir. Bölücü yanlılarının başlattığı kampanyalar PKK adına Almanya'da yayın yapan gazetede 21-10 2003 deki yazılarla Türkiye'ye yönelik tehditlere dönüşmüştür. Gazete manşetten verdiği haberde Apo'nun tutukluluk halinin kaldırılması için verdikleri sürenin dolmak üzere olduğunu ve Apo'ya özgürlüğünün verilmemesi halinde ''TÜRKİYE FELÇ OLUR''tehdidni savuruyor. Gazete Türkiye'nin ekonomisinin, siyasi ve sosyal yaşamı ile düzeninin felç edileceğini açık açık yazıyor ve aralarına katılabilmek için can attığımız AB nin bir üye ülkesi Almanya bunlara göz yumuyor. Cinayet işledikleri mahkeme kararları ile kesinleşmiş teröristleri bile iade etmeyerek teröre açıkça destek veren Avrupa ülkeleri son olayları kınıyor ve üzüntülerini bildiriyor. Bu davranışlar samimiyetten uzak ve Adalet Bakanı sayın Cemil Çiçek'in söylediği gibi timsahın gözyaşlarına benziyor. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bizim hükümetlerde dünden bugüne yanlış üzerine yanlış yapıyor. Bir yanda geçen dönem hükümetlerinin toplumun karşı çıkmasına karşı inatla çıkardıkları afla sokağa sokağa salınan suçlular, diğer yanda son dönemde dış baskılara boyun eğilerek PKK teröristlerini dağdan indirmek amacı çıkartılan ve son anda anlaşılmaz bir şekilde islami terör suçlularınıda kapsama alan geri dönüş yasasının uygulamaya konulması ile ortaya çıkan sonuçlar. PKK lıyı dağdan indiremeyen yasa adeta cezaevlerindeki islami terör tutukluları için af yasası haline dönüşmüş ve emniyet güçlerinin yıllardır süren uğraşları ile yakalanan teröristler sokağa bırakılmıştır. Sinegog olaylarının kısa sürede yakalanan suçlularının Türk oluşu yukardaki tezleri doğrulamaktadır.
Amerika'nın sömürgeci anlayışıyla IRAK'ı işgali ile başlayan süreçte , Türkiye'yi de bu belaya bulaştırma çabalarının yarattığı tepkilerin tırmandığı bir ortamda AB ye girebilme adına önümüze konan acımasız ve onurumuzu zedeleyen dayatmalar , Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlar Ülkemiz İnsanlarını zaten yeterince germiş bulunuyor. Avrupa'nınTürkiye üzerinde oynadığı oyunların, Amerika'nın bölgedeki uzun vadeli çıkar hesaplarına dayalı kurguladığı senaryoların istihbarat örgütlerimizce çok iyi değerlendirilmesi gerekirdi. Tüm bu gelişmeler gözönüne alındığında bugün ortaya çıkan terör olayları beklenmeliydi. Hele, hele cumartesi günkü sinegog saldırılarından sonra bomba yüklü araçların İstanbul'un en işlek ve hassas bölgelerine böylesine rahatlıkla girebilmesinin anlaşılabilir ve kabuledilebilir bir yanı yoktur. Yinede şükretmek lazım. Ya bu saldırılar aynı anda iki boğaz köprüsü üzerinde gerçekleştirilseydi ortaya çıkacak can kaybının boyutlarını ve iki köprünün tahribi ile İstanbul'un nasıl felç olacağını düşünmek bile insanı ürkütüyor.
Bizim bizden başka dostu olmadığını bir türlü öğrenemedik. Bu kaosuda kendi kararlığımız ve sağlıyacağımız birlik ve beraberliğimizle aşacağımıza inanıyorum. Yeterki şu güzelim Ülkeyi yönetmeye talip olanlar kısır çekişmeleri ve ideolojik saplantıları bir yana iterek ulusal çıkarlarımızı ön plana alsınlar. Her tarafı işgal edilmiş , madden ve manen yıkılmış Osmanlıdan büyük bir inançla yepyeni bir Devlet yaratıp bize emanet eden Atatürk'ün işaret ettiği gibi içerden ve dışarıdan yürütülen ihanet çemberini yıkacak güce sahibiz. Görülen o ki tarih Türkiye'yi yeni bir sınavdan geçiriyor. İnsanlarımızı derinden yaralayan olayların ardından yaşayacağımız Ramazan Bayramının huzur ve güven ortamında geçmesini diliyorum. İyi haftalar...
SADİ SUBAŞI