YEREL SEÇİMLERİN GENEL BİR DEĞERLENDİRMESİ
Geçen haftaki yazımda 28 mart yerel seçimlerinin Samsun açısından bir değerlendirmesini yapmıştım. Bu haftada seçimlerin Ülkemiz ve siyasi partiler açısından bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Ülke düzeyinde yapılan seçimler belediye seçimleride olsa, sonuçları ile o ülkenin siyasi yapılanmasını ve siyasi partilerin son durumunu göstermesi bakımından bir nevi güven oylaması niteliğini taşır. Son genel seçimde büyük bir başarı kazanarak %35 düzeylerinde oy alan AKP , %20 civarında oy alan CHP hariç diğer partilerin baraja takılmaları sonucunda mecliste %65 lik bir üstünlük sağlamıştı. Ancak kamuoyu, bu meclis üstünlüğünü oy oranı ile bağdaşmaması nedeniyle hep tartışma konusu yapmıştı. O nedenle 28 mart yerel seçimleri öncesi iktidar partisi bu itirazları ortadan kaldırmak ve üstünlüğünü oy oranı ilede perçinlemek için oy beklentisini %60 larda düşünüyordu. Kamuoyu yoklamalarıda bu beklentiyi doğrular nitelikteydi. Bence bu seçimlerin en önemli sonucu , Türk seçmeninin ihtiyatlı davranıp, iktidar partisine bu desteği vermemesidir. Ancak neresinden bakılırsa bakılsın seçim sonuçları AKP için çok büyük bir başarıdır. Ulaşılan oy oranı son yılların en büyük oranıdır. Tek farkla, seçmen genel seçim sonrası AKP ve CHP dışındaki partilerin silinmesinin yarattığı tek partili rejime sürüklenme tehlikesini görmüş ve DYP ve MHP yi yeniden ayağa kaldırmıştır.
AKP kazandığı başarı ile yerel yönetimleri hemen hemen ele geçirmiştir. Yerel yönetim yasasının son şekliyle yasalaşması halinde AKP projelerini tüm Türkiye de gerçekleştirme şansını yakalayacaktır. Bu sonuçlara göre AKP büyük bir sorumlulukta yüklenmiştir. İktidarın ve belediyelerin aynı partiden oluşması belediye başkanlarının mazeret üretme şansını ortadan kaldırmıştır. İşler iyi giderse AKP prim yapar, aksi halde tepkiler iktidara büyük zararlar verir.1980 sonrası benzer başarıyı yakalayan ANAP 20 yıl içinde eriyip kaybolmuştur. ANAP' ı Ülkemizi saran soygun düzeni yerle bir etmiştir. AKP de bu soygunları önleme iddiası ile bugünkü başarısını kazanmıştır. Bu iddiasını gerçekleştirmek zorundadır. Bunun gerçekleşmemesi veya bazı bakanlarıda içine alan söylentilerin giderilememesi, bu başarıyı biranda tersyüz edebilir. Bu arada AKP için bir başka risk de rejim ile ilgili bazı endişelerdir. Türkiye kurtuluş savaşı sonrası kurulan laik cumhuriyet rejimini benimsemiştir. Bazı kesimlerce örtülü olarak sürdürülen laik cumhuriyet karşıtı oluşumlar eğer kontrol altına alınamaz ve dış güçlerin Ülkemize giydirmeye çalıştığı İslam Cumhuriyet rejimi endişeleri ağırlık kazanırsa , Halkın bu desteği hızla azalacaktır. Dünyanın tek egemen gücü haline gelen Amerika'nın kendi acımasız çıkarları doğrultusunda adım adım uygulamaya koyduğu '' Büyük Ortadoğu Projesi''inde Türkiye'ye biçilen modelde , Ülkemizdeki siyasi partilerinde kaderini belirleyici olacaktır. AKP için bir başka hendikapta KIBRIS'tır. AB ve Amerika'nın dayatması ile uygulamaya konulan çözüm formülünün ne menem bir şey olduğu tam anlaşılamamıştır. Başta sayın Denktaş olmak üzere birçok kesim karşı çıkmaktadır. Hükümet bu planın kabulüne angaje olmuştur. Eğer bazı kesimlerce iddia edildiği gibi bu plan Kıbrıs'ın sonu olursa bu fatura sorumlularına çok pahalıya malolur.
Yerel seçimlerde istediği kadar kendisini başarısız görmesede, en büyük yarayı CHP almıştır. Seçim öncesi uzlaşmaz politikaları ısrarla sürdürerek, solda toparlanmayı veya enazından bazı birliktelikleri gözardı ederek elindeki belediyelerin çok büyük kısmını kaybetmiştir. Ekonomik bağımsızlığını büyük çapta İMF in ipoteğine kaptıran Ülkemizde yıllardır iktidar olmanın yolu seçmenden oy almanın yanında, bazı güçlerinde desteğini almakla mümkün olduğu görülmüştür. CHP nin mazeret gösterebileceği tek konu budur. Özellikle son yıllarda üzülerek söylemek gerekirse , medyanın Ülke çıkarlarını dahi gözardı edecek şekilde bir takım güçlerin etkisine girdiği açıkça görülmektedir. Bu güçlerde Türkiye'nin ulusal çıkarlarını ön plana alan sosyal demokrat bir iktidardan yana tavır koymamaktadır. Ancak, Atatürk'ün kurduğu bir partinin tüm bunları aşmak gibi bir sorumluluğu vardır. İçindeki hiziplerden kurtulmak, başarısız olanları yapıştıkları koltuklarından ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak zorunluluğu vardır. Yıllardır yenilgiye doymayan, kendisi olduğu halde sol seçmenin bir yarısının bu partiye oy vermediği ve de vermeyeceği gerçeğini bir türlü görmeyen, partinin geleceği açısından koltuğunu boşaltmamak için her türlü taktiği uygulamaktan kaçınmayan bir liderle , bundan daha iyiside olamazdı. İşin asıl üzücü yanı Ülkemizin çevresinde büyük oyunların oynandığı, yepyeni planların yürürlüğe konduğu bir dönemde, ana muhalefet görevini tam anlamı ile yapamayarak Türkiye'nin tek partili sisteme doğru kaymasına izin vermesidir. CHP nin meclisteki milletvekilleri ve parti meclisinin üyeleri Ülke çıkarlarınıda göz önüne alarak gereğini yapmak zorundadır. Aksi halde Türk siyasi tarihinde hakettikleri şekilde yerlerini alacaklardır. Türkiye'nin enazından denge unsuru olarak CHP ye bugün her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Eğer bu işin sorumluları bu gerçeği görmemeye devam ederlerse, geçtiğimiz günlerde bir büyük gazetenin gücünü nereden aldığı bilinmeyen genel yayın yönetmeninin köşe yazısında yazdığı ve artarak devam edeceğe benzeyen '' Atatürk ilkelerinden başka dayanağı kalmayan CHP de ANAP gibi misyonunu tamamlamış olup eriyip kaybolacaktır'' şeklindeki yorumlara katlanmak zorunda kalacaklardır.
Son genel seçimlerde siyaset tarihine gömülme işaretleri veren DYP ve MHP yerel seçimlerde azda olsa bir oy artışı sağlayarak varlıklarını kanıtlamışlardır.3.5 yıl sonra yapılacak genel seçimlere kadar gösterecekleri performans asıl güçlerini gösterecektir. Son genel seçimlerde önemli bir oy oranı yakalayan Genç Partinin suni olarak aldığı oylarının geldiği yerlere dönmesi olağan karşılanmalıdır. Diğer partiler için söylenmesi gerekenleri seçmen zaten en güzel şekilde söylemiştirBu seçimlerde iyi değerlendirilmesi gereken bir başka hususta sandığa gitmeyen seçmendir. İstatistikler sandığa gitmeyen seçmenin büyük çoğunluğunun aydın kesimden olduğunu göstermektedir. Bence çoğulcu demokrasiler için büyük tehlike oluşturan bu tepki şeklinin de iyi irdelenmesi gerekir diye düşünüyorumSon seçimlerin Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
İyi haftalar..
SADİ SUBAŞI