a-mailsadisubasi@ttnet. net. tr SUNUŞ
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEDİR? NASIL OLMALIDIR?
- yüzyıl demorasilerinin vazgeçilmez unsurlarının sivil toplum kuruluşlarının olduğu gerçeği hemen herkesin hemfikir olduğu bir konu. Görünüşte böyle olmasına rağmen Ülkemizde her vesileyle acımasızca eleştirilen ve her olayda günah keçisi haline getirilenlerde yine sivil toplum kuruluşlarıdır. Tabii bunda , bu kuruluşların zaman zaman kötü yönetilmesi ve amaçları dışında kullanılmasınında etkisi var. O halde bu kuruluşları ve görevlerini iyi etüd etmek gerekir diye düşünüyorum. Bakıldığında bu kuruluşları üç ana başlıkta toplıyabiliriz. Birincisi bir meslek gurubunun haklarını yasal çerçevede koruyan ve üyelerinin gelişimine katkı sağlayan mesleki kuruluşlardır. İkincisi, kamu niteliğinde görev yapan kuruluşlar ve üçünçüsüde topluma hizmet için kurulmuş sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu kuruluşlar tüzüklerinde belirlenmiş çerçevede çalışmalarını yürütürler, yürütmeleri gerekir. Ancak günümüz Türkiye’sinde zaman zaman bu kuruluşları yönetenler burasını kendi özel veya siyasi çıkarlarına alet ettikleri görülmektedir. Zamanla bu kuruluşlar kamuoyunda önemli oranda güven yitirirler. İşin daha kötüsü , bu kötü örnekler nedeniyle bazı kesimler genelde bu kuruluşlara sıcak bakmaz ve destek vermezler. Ben bu sivil toplum kuruluşlarını bir okul olarak algılıyorum. Ülkenin yönetimine talip olacakların mutlaka bu kuruluşlarda çalışmış olmalarının gerekli olduğuna inanıyorum. Üniversitelerdeki talebe cemiyetlerinde başlayarak meslek kuruluşlarında veya topluma hizmet eden sivil toplum kuruluşlarında gerekli yönetici olabilmenin koşullarını öğrenmeden siyaset yapmaya ve ülkeyi yönetmeye talip olanları hep yadırgamışımdır. Çünkü bu kuruluşlar yöneticiliği öğrenmenin okuludur. Kitaplarda yazmayan bir çok şey deneme yanılma metodu ile buralarda kazanılır. O nedenle sivil toplum kuruluşları uygar demokrasilerde çok önemli yer tutar. Uygar ülkelerde bu kuruluşlar çok büyük destek görür. Adeta toplumun doğru yönetilmesinde ve kamuoyunun oluşmasında idari erkin ortağı ve destekçisidir. Bu kuruluşlardan en çok yararlanan ve etkilenenler ülkeyi yönetenler ve siyaset yapanlardır. Tüm bunları birde kendi ülkemizdeki gerçeklerle kıyaslıyalım.
Ülkemizdede son yıllarda bu kuruluşlar önemli ölçüde güç kazandı. Özelliklede siyasi çıkar amacı ile kullanılmayan kuruluşlar ağırlıklarını hissettiriyorlar. Ancak bizdeki en büyük yanlış, bu kuruluşlar güçlenip kamuoyu oluştumaya ve uygulamalardaki hataları ve eksiklikleri gündeme getirmeye başlayınca, bundan pay çıkarması gerekenler rahatsız olmaya başlıyorlar. Eğer bu kuruluşlar yönetimlerin destekçisi olarak çalışıyorlarsa sorun yok. Ancak asli denetim ve uyarı görevlerini yapıyorsa idari sistem rahatsız olup bu kuruluşların önünü kesiyorlar. Çoğu kez’’ bunlar ne iş yapıyor? hep konuşurlar bir şey üremezler’’türünden kısır ve kasıtlı söylemler öne çıkar. Neyazıkki bu kampanyalara basında alet olur ve sivil toplum kuruluşlarını doğru algılamayan kişiler buna çanak tutar. Oysa gözden kaçırılan en önemli nokta , sivil toplum kuruluşlarının yaptırım gücünün olmadığı ve bunların proje üreten ve yapılacak doğru işlere kamuoyu oluşturarak destek vermekle yükümlü kuruluşlar olduğu gerçeğidir. Bunları bir sav olarak ileri sürmüyorum. Tam tersine bunların hepsini birebir yaşayan bir kuruluş olan SAM-SEV’in başındaki kişi olarak söylüyorum. Bu kentte hala SAM-SEV ne yapıyorki? diyebilenlerin bulunduğunu biliyoruz. Bir ‘’sahilimi istiyorum kampanyası ve sonucunda ortaya çıkan muhteşem sahil kordonu’’yapılabilmişse,’’gemi inşa sanayii projesi’’hayal olmaktan çıkmışsa,’’Samsun Kent Kurultayları’’bu kente damgasını vurmuşsa, yıllardır bu kenti tanıtacak tek tanıtım aracı yokken, bugün kentimize gelenler, ayrılırken ‘’Atatürk Heykel maket ve panolarını’’arıyor ve götürebiliyorlarsa,’’modern bir havaalanına’’ sahip olunmuşsa, Samsun Halkına rağmen inatla yaptırılan ‘’Mobil santrallar’’çalıştırılamıyorsa, bugüne kadar 300 ü aşkın ekonomik koşulları yetersiz gencimiz ‘’karşılıksız SAM-SEV bursu’’almışsa,’’ilk kez sivil toplum örgütleri birlikteliği’’sağlanmışsa , sadece bunlar bile SAM-SEV’in çok şey yaptığını gösterir. Yeterki bu kuruluşları ve işlevlerini doğru algılayalım. Toplum olarak bu kuruluşları yeri gelince eleştirebildiğimiz gibi doğru işlerindede destekliyebilelim. Bu destek onların motivasyonunu artıracaktır. Yoksa işine gelince destek , hataları ortaya konunca köstek olmak çağdaş demokrasilerde yeri olmayan bir uygulamadır. Kamuoyunu doğru yönlendirmede büyük bir sorumluluğu olan yazılı ve görsel basınımızında bu konuda daha hassas olmasını beklemek bu kuruluşların hakkıdır sanıyorum.
İyi haftalar..
SADİ SUBAŞI