BİRAZ DA FELSEFE
Bugün canım hiç yazı yazmak hele, hele ciddi konulara değinmek hiç içimden gelmiyor. Son günlerde karşılaştığım olaylar ve insan manzaraları bu isteksizliği yarattı sanıyorum. Şimdi bazı dostları duyar gibi oluyorum. Sanırım ‘’bu adam yine birşeylere kırılmış’’ diyorlardır. Sık sık yaptığım gibi yine haddimi aşarak bu kezde biraz felsefe yapayım. Bana çok hassassın, kırılıyorsun diyen dostlarım var. Doğru, zaman zaman üzülüyorum. Hatta bazan çok üzüldüğümde oluyor. Ama her insan gibi yeri gelince üzülmek benimde hakkım olsa gerek. Çok sık olmasada, değer verdiğim insanların beklenmedik tavır ve davranışlarına üzülmekte etten ve kemikten yapılmış duyguları olan birisi için normaldir sanırım. Ancak kolay, kolay kırılıp, kırgınlıklar yaşadığımı sanmıyorum. Bir türlü olduğumdan farklı görünmeyi ve davranmayı beceremedim. Birileri üzülmesin diye doğruları gözardı edip yalakalık yapamıyorum. Bu alışkanlıklarımı değiştirmeye de niyetim yok. Öyle anlaşılıyorki zaman zaman bu üzüntüleri yaşayacağım. Bu da benim hayat felsefem.
Öyle bir kentte yaşıyoruz ki,’’ahbap- çavuş’’ilişkileri almış başını gidiyor. İlkeli ve kuralcı olmak bu dönemin prim yapmayan yöntemleri. Böyle davranışlar sergileyenlerde ne yazık ki yadırganıyor. Gerçek olmayan, günlük hesaplara dayalı dostluklar çok daha geçerli. Ben hala, bu toplumun bir yerlere taşıdığı her ferdin bu topluma borcu olduğunu düşünenlerdenim. Bu ise toplum adına sorumluluk almaktan geçiyor. Sorumluluk almak yetmiyor, sonuca ulaşabilmek için risk üstlenmeyide gerektiriyor. Yani, günün moda lafıyla ‘’taşın altına elini sokmakla’’ mümkün oluyor. Bu ise çoğu kez can yakıyor ve insanı üzüyor. Hele, hele bu taşın altına elini sokan sayısı çok az ise , elini sokanların eli eziliyor ve canı yanıyor.
Bu kent için bir şeyler yapabilme adına çabalarım sürdüğü sürece, bu tür durumları yaşamaya devam edeceğim. Ne yapayım, bu Kente
olan sevgim ve ilkelerimden ödün verememe alışkanlığım, bu tür diyetleri ödemeye devam edeceğimi gösteriyor. Evet, bunlar beni üzüyor ama en çokta, kafalarını kuma sokarak yaptıkları gafların anlaşılmadığını sanaların haline üzülüyorum.
Değerli okuyucularımın üç gün sonra yaşayacağımız Kurban Bayramını kutluyor, güzel bir bayram geçirmelerini diliyorum.
Son teşvik olayı dolayısıyla SAM-SEV’in üstlendiği sorumluluk nedeniyle, gerek SAM-SEV’e ve gerekse şahsıma övgü dolu, yüreklendirici yazılar yazan değerli köşe yazarlarına SAM-SEV Yönetim Kurulu ve kendi adıma teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
Toplumsal çıkarların kişisel çıkarlarımızın önüne geçtiği günleri görebilmek dileğiyle, iyi haftalar..16-OCAK-2005
SADİ SUBAŞI