Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsun Yalnızlığı Hak Etmiyor

SAMSUN YALNIZLIĞI HAKETMİYOR.

Kentli olmanın ve kentte yaşamanın bir sorumluluğu olmalıdır. Kentlerin ve kent insanlarının ortak paydaları vardır. Bu ortak paydalar o kentin değerleridir. Bunları yaşatmak ve korumak o kent insanının görevidir, sorumluluğudur. İşte bunları korumak ve daha iyi noktalara taşımak üzere kentin bazı insanları yönetmeye ve temsil etmeye talip olurlar. Bu genel değerlendirme içersinde Samsun’un da çok önemli değerleri ve ortak paydaları vardır. Bunlardan biriside son yirmi yılda önemli ölçüde kayıplara uğrayan Samsun’u Türkiye gündeminde tutan SAMSUNSPOR’dur. Geçtiğimiz hafta Gatasaray’ı yenmesiyle 3-4 gün Samsun yaygın TV kanallarının en çok konuştuğu ildi. O gece digitürk’ün ‘’maraton’’programını izlerken bir Samsunlu olarak gururlandım. Lig TV deki bu programda Samsunspor’ yorumlayan Türkiye’nin en önemli spor yorumcuları olan sayın Şansal Büyüka ve sayın Erman Toroğlu Samsunspor’u futbol etiği açısından yere göğe sığdıramadılar. Türk futbolunda teşvik ve şike söylentilerinin ayyuka çıktığı bir dönemde Samsunspor’u örnek gösteriyorlardı. Daha sonra canlı yayına bağlanan sayın İsmail Uyanık’a da yapılan iltifatlar beni çok mutlu etti. Bunları söylerkende Samsunspor’un içinde bulunduğu çok zor ekonomik şartlara rağmen dimdik ayakta durduğunun altını çiziyorlardı. Bunlar gerçektende Samsun adına güzel şeylerdi.
Ertesi akşam bu düşüncelerle Samsunspor’un seçimli genel kuruluna gittim. Ne yazıkki Samsunspor’un içine itildiği yalnızlık insanın i
çini burkuyordu. hemen Her platformda Samsunspor’un yanında olan 200 kişinin dışında , kentimizin konuşunca mangalda kül bırakmaya anlı şanlı yöneticileri , temsilcilerinin koltukları boştu. Bu kentin en önemli yöneticileri olan beş belediye başkanından ve temsilcisi olan 9 milletvekilinden hiç birisi lütfedip gelmemişti. Aylardır büyük ekonomik sıkıntı yaşayan , adeta takımı yaşatmak için canlarıyla başlarıyla direnen sayın Uyanık ve arkadaşlarına böylesine zor dönemeçte moral desteğini bile çok görmüşlerdi. Aklandıktan sonra teşekkür konuşması için kürsüye çıkan sayın Uyanık’ın sözleri tokat gibiydi. Uyanık’’bugün bizi yalnız bırakanlar bundan sonrada hiçbir yere gelmesinler, biz bize gönül verenlerle onlara inat başarılı olacağız.’’diye bu yalnızlığa isyan ediyordu. İnsanı içten üzen ve düşündüren sözlerle noktalıyordu konuşmasını. Adeta yalvarırcasına ‘’ ne olur bu benim son genel kurulum olsun, bu yükü artık benden alın’’diyordu.
Bu kentte gerçekten üzüntü verici şeyler oluyor. Bu kentte taşın altına elini sokan insan sayısı çok az. Ne yazıkki bu az sayıdaki Samsun sevdalılarına da sahip çıkamıyor ve onları neredeyse cezalandırıyoruz. Oysa bu insanlara biraz destek olabilsek ve onları yüreklendirebilsek belki bu insanların sayısını artırabileceğiz. Böyle yapmayarak arkadan gelenlerinde şevkini kırıyoruz. Şöyle geriye dönüp baktığınızda bir çok olayda benzer tablo ile karşılaşıyoruz. Mobil santral olayındada, en son teşvik olayındada Samsunlunun ortak çıkarı için uğraş verenler bu kesim tarafından anlaşılmaz bir şekilde yalnız bırakılmıştır. Ama benzer bir olayı yaşayan başka bir kente baktığınızda bambaşka bir tablo izliyorsunuz. Kentin en üst yöneticisi, belediye başkanları ve tüm sivil toplum kuruluş başkanları omuz omuza verip seslerini yükseltebiliyorlar. Bizde bunlar olmadığı gibi, bu sorumluluğu taşıması gerekenler birde dönüp çaba harcayanlara hakaret edebiliyorlar. Gerçekten şaşırtıcı ve düşündürücü bir durum.
Sevgili Uyanık üzülme. Bu kent zor kent. Sende çok zor bir işi yapıyorsun. Ne yapalım bu kent bizim. Bu kent seni seviyor. Sana yeni döneminde başarılar diliyorum. İyi haftalar...06-mart-2005

SADİ SUBAŞI