CUMHURİYETİN 82. YILINDA SİYASET
Öncelikle , cumhuriyetimizin 82. yılında çağdaş ve laik Türkiye’nin kurucusu büyük önder Atamızı saygıyla anıyor, cumhuriyet ve laik, çağdaş Türkiye’den yana tüm okuyucularımın Cumhuriyet Bayramını kutluyorum.
Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar geçen 82 yılda, çağdaş dünyaya ulaşma yolunda çok önemli atılımlar yaptık. Artık AB ye girmeyi tartışabiliyoruz. Ancak üzülerek söylemek gerekirse siyaset adına bu gelişmeye ayak uyduramadık. Geçen 82 yılda siyasi sorumluluk alanların beceriksizlikleri ve ihtirasları sonucu zaman zaman demokratik rejimi kesintiye uğrattık. Büyük Önder Atatürk’ün kurduğu laik ve çağdaş rejimi ucundan kenarından tırtıklama çabaları, ne yazıkki bu Ülkenin siyasetçilerinin sıkça kullandığı bir yöntem haline geldi. Bize sapasağlam teslim edilen cumhuriyete ve çağdaş rejime yeterince sahip çıktığımız söylenemez. Kurtuluş savaşı gibi bir mucizeyi yaratan ve 15 yıla sığdırılan çağdaş yaşamın gereği olan devrimleri gerçekleştiren Ülkemizde , bugün bazılarının bu devrimlerin kendilerine sağladığı özgürlükleri kötüye kullanarak karanlık amaçlarına ulaşmaya çalıştıklarını üzülerek izliyoruz.
Siyaset ve siyasetçiler çağdaş rejimlerin olmazsa olmazlarıdır. Siyaset adına sorumluluk alanların amacı ülkesini ileri götürmek ve halkına daha güzel yaşam standardı kazandırmaktır. Oysa ülkemizde siyasetin, zaman zaman kişisel ve siyasi çıkarlar için kötüye kullanılması sonucu, siyaset kavramı çok ciddi zararlar görmekte ve kamuoyu yoklamalarının da açıkça belirlediği gibi siyasetçiye olan güven hızla azalmaktadır. Bu, bugünün sorunu olmayıp son 60 yılın bir olgusudur. Bu müessesenin itibar kaybetmesi sonucu birikimli ve dürüst çok sayıda insanımız siyaset yapmaktan korkarak uzağında durmaktadır. Bu da ülkenin iyi yönetilmesi konusunda ciddi endişeleri beraberinde getirmektedir. Asırlar önce ünlü feylezof ARİSTO bu tehlikenin altını şu sözlerle çizmektedir.”siyasetle uğraşmak istemeyen toplumları bekleyen kötü son, onların cahiller tarafından yönetilmesidir” Sanırım bu söz günümüzde çok şeyi net bir şekilde açıkçalamaya yeterlidir.
Bu gün sizlerle yıllardır siyaset adına yapılan bir siyasi yanlışı paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi her seçim döneminde bir sürü vaad ile iktidar olan siyasilerin ilk yaptığı iş bürokratları değiştirmek olmaktadır. Sorumluluk alan siyasi iktidarın projelerini uygulayabilmek için müsteşar ve genel müdür kadrolarını kendi misyonlarını destekleyenlerle değiştirmesi doğru bir uygulamadır. Ancak çoğu kez bu işin dozu kaçmakta ve benim adamım olsunda nasıl olursa olsun felsefesi ile hareket eden iktidarlar işi en küçük yardımcı personele kadar taşımaktadırlar. Bu hem çalışanların devlete olan güven ve saygısını törpülemekte , hemde sağa sola sürülen personele verilen tazminatlar ve yolluklar nedeniyle hazineye büyük ölçüde yük getirilmektedir. Bu işin bir başka yönü var ki , bence en büyük yanlış ve rejime dinamit koyan bu uygulamadır. Bilindiği gibi yıllardır bir bürokratı ve çalışanı değiştirmek istiyen iktidarların yapacağı ilk iş, açılacak soruşturma sonucu onu bir başka uzak ile atamaktır. Bu tür atamalarda seçilen bölge genellikle doğu ve güneydoğu anadolunun il ve ilçeleridir. Yıllardır yapılan bu tür atamalar nedeniyle doğu anadolu illerinin adı sürgün yerine çıkmıştır. Bunun sonucu olarak o bölgelerde yaşanan teröre de katkı yapılmıştır. Benim asıl kabullenemediğim ve anlamakta zorlandığım bu atamaların gerekçeleri ile ilgili yönüdür. Bir bürokrat veya memur neden görevinden alınır veya bir başka yöreye gönderilir? Bir uzaklaştırma yapılıyorsa o kişinin belirlenmiş, ya yolsuzluk veya görevini kötüye kullanması söz konusu olmalıdır. Böylesine suçlu bir görevliyi açığa alıp , ülkemize daha fazla zarar vermesini önlemek yerine, bir başka bölgede görevlendiriliyor ise bunun adı “ az zarar verdin, git biraz da başka yerde kötü işlerini yap” demektir. Peki açılan soruşturmaların raporuna dayanarak gönderilen bir memur veya bürokrat baş vurduğu hukuki süreçten sonra görevine dönüyorsa, bunun adı nedir söylermisiniz? Ya soruşturma doğru yapılmamış veya soruşturmalar düzmece yapılmış, görevli , kadrolaşma uğruna harcanmıştır. İşte bu sorun yıllardır memurun korkulu rüyası olmuştur. Bu çalışanları güvensizliğe itmektedir. İşin bir başka olumsuz yanı da yasal haklılığını kanıtlayarak yargı kararı ile görevine dönen memur ile devletin bir inatlaşmaya girmesidir. Tekrar tekrar atama kararları alınması hem devletin hemde siyasetin imajının yıpranmasına neden olmaktadır. Halkımız tüm bu olumsuzlukların tekrarlanmasından bunalarak her seçim döneminde yeni bir arayışa girmektedir. Son birkaç seçimin analizi yapılırsa bu sonuç açıkça görülecektir. Tüm bunlar ülkemizde siyasetçilerin güvenirliliğinin azalmasına neden olmaktadır.
Son Malatya’da ki yetiştirme yurdunda yaşanan insanlık dışı uygulamaların altında da, o yetiştirme yurdundaki siyasi amaçlı ve uzman olmayan görevlilerin atamalarının yatıyor olması çok dikkat çekicidir. Yanlışı olmayan ve başarılı görevlileri sadece düşüncelerinden ötürü uzaklaştırıp, yerlerine uzman olmayanların atanmasının nasıl beklenmedik olaylara zemin hazırladığı artık görülmelidir.
Bu tür atamaların bir benzeri de Samsun’da yaşanmaktadır. Samsun ‘da ki Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı yetiştirme yurtların da da benzer çirkinliklerin olmamasında önemli çabaları olan ve bu tesisleri olanaklar ölçüsünde çağdaş bir yapıya ulaştıran Sosyal Hizmetler İl Müdürü Muzaffer Çelik ikinci kez doğuya tayin edilmiştir. Daha önce yargı kararı ile görevine dönen Çelik bir kez daha tayin edilmektedir. Bu kişi suçlu ve yanlış işler yapmış olsaydı , yargı onu görevine iade etmeyecekti. Şimdi aynı kişi ve eşinin yeniden görevinden alınarak bir başka doğu iline gönderilmesi düşündürücüdür. Bir başka il müdürü olan Spor İl Müdürü Şahin Eker’de geçtiğimiz günlerde sanırım 3. kez yargı kararı ile görevine dönmüştür. Bu Ülke artık bu sorunları aşmalıdır. Bu işler veballi işlerdir. Hiç kimse böyle bir işleme uğramak istemez. İnsanların aile yapısını dahi bozabilen bu tür siyasi tercihli atamalar ülkemiz adına üzüntü vericidir.
Suçlu olana en ağır cezanın verilmesinden yana olan birisi olarak , Ülkemizin bu uygulamalardan bir an önce kutulmasını diliyorum. İyi haftalar..31-ekim-2005
SADİ SUBAŞI