BAŞBAKAN SAMSUN’A BİR KEZ DAHA NEDEN GELDİ?
Sayın başbakanın benim hesabıma göre Samsun’a 4. gelişiydi. Ancak dün kendileri açıklamış, başbakan olarak 7. gelişiymiş. Bir başbakan 2.5 yıllık iktidarında bir kente tam 7 kez geliyorsa ve o kent , o başbakana 9 milletvekilinin 7 sini, yerel seçimlerde de merkez belediye başkanlıklarının tamamını (büyük şehir ve 4 alt belediye başkanlığı olmak üzere tam beş belediye başkanlığı) veriyorsa , bu bu ilişkinin çok büyük anlamı var demektir. Bu tabloya dışardan bakan birisi “ooo ne güzel , işiniz iş, Samsunlular tüm sorunlarını çözmüştür “ diye düşünecektir. Ne var ki, gerçek hiçte böyle değil. O zaman, bu başbakan görevi gereği sıkça bulunmak zorunda olduğu Ankara ve İstanbul dışında hiçbir kente bu kadar çok gitmemişse bu gidişlerin bir amacı olmalıdır ve o kentte bundan yayarlanmalıdır diye düşünüyorum. Düşünmesine düşünüyorum da, çözemiyorum. Böylesine ilginç , yani hiç almadan veren, bir kent nasıl ayakta duracak anlayamıyorum?
Bu acayip işler sadece Samsun da yaşanıyor. Şöyle geriye dönüp bakarsak, yıllar öncesine dayanan, birşeyleri istemeden karşılıksız verme alışkanlığının, bu kentin en büyük sorunu olduğunu görürüz. Biz istemesini bilemezsek içine düştüğümüz bu acınacak halden şikayetçi olma hakkımız da olamaz. Aslında Cumartesi günü Cumhuriyet Meydanına asılan pankart her şeyi açık şekilde gösteriyordu. Astıkları pankartta “ne teşvik, ne bakanlık senin aşkın her şeye bedel” mesajını veren bir kentte, kenti temsil yetkisi verdiğimiz milletvekillerinin de, bu kent için bir şeyler isteyenleri aportta bekleyen köpeklere benzetmesi veya teşvik isteyenlerin gözüne teşviki sokması çok görülmemelidir. Eğer halkını böylesine aşağılayanlar bu kentte göğsünü gere gere gezip, hala bu kentten bir şeyler bekleyebiliyorsa, bu kent zaten teslim bayrağını çekmiş demektir. Böyle bir kente keyif çıkarmak için daha çok başbakan gelir, gider ve oyları toplar.
Son yerel seçim öncesini hatırlarsak bir çok sorunun da cevabını bulabiliriz. Bu kentte güzel işler yapan büyük şehir belediye başkanı, seçim öncesi parti tercihi yaparken , yakın dostlarından oylarını nasıl istemişti hatırlarmısınız? Çoğunluğun da hak verip desteklediği tez bakalım bugün ne kadar gerçekleşmiş? Tez “iktidar desteği olmadan büyük projeler olan katı atık, arıtma tesisleri, raylı sistemi ve diğerlerini gerçekleştirme imkanın olamıyacağı” değilmiydi? Peki nerede bu projeler? Gönül isterdi ki , Cumartesi günü Başbakan Samsun’a bunlardan birisinin açılışını yapmaya gelmiş olsaydı. Binlerce işçinin çalışacağı ve Samsun’un işsizlik sorununa çare olacak , Samsun tersanesinin en azından temelini atmaya gelmiş olsaydı. İşte o zaman göğsümüzü gere gere verdiğimiz oyların boşa gitmediğini görür, çok daha güzel şeyler söylerdik. Biliyorum bu yazdıklarım çok kişinin hoşuna gitmeyecek. Ama, bu kenti sevmek ve Samsunlunun sorunlarının çözülmesini istemekten başka beklentisi olmayan birisi olarak, bu çarpıklıkları, benim gibi düşünen çoğunluk adına yazmaya devam edeceğim. Bir Samsunlu olarak bu yanlışlıkları kabullenemiyorum, olanları içime sindiremiyorum. Çünkü bu yanlışlar Samsun’un her kesimini etkilemeye başladı. Yaşanan olaylara ve olanlara bir anlam veremeyerek son kalemiz Samsunspor’un da eriyişini de içim sızlayarak izliyorum.
Bu nedenlerle, Cumhuriyet meydanına asılan o pankarta isyan ediyorum. “Ne teşvik, ne bakanlık, senin aşkın bize yeter sayın başbakanım “ sözlerini bu kentin insanlarına yakıştıramıyorum. Bu anlayışı şiddetle reddediyorum. Dünyanın neresinde parasız aşk mutluluk getirmiştir? Atalarımız boşuna mı söylemiş “aşk karın doyurmaz “diye?
10 gün önce İtalya ve Rusya devlet başkanlarının da katıldığı ve Samsun adına hiç bir şeyin çıkmadığı, tam tersine Ceyhan’ın enerji merkezinin olacağınının açıklandığı , hayalimiz olan rafinerinin de uçup gittiği üçlü zirveden sonra, söylermisiniz Başbakan Samsun’a neden geldi? Sayın Başbakan neden Samsun’a bu kadar sık geliyor?
Beyler artık uyanalım. Bu kent laf değil , destek ve yatırım bekliyor.
İyi haftalar...27-kasım-2005
SADİ SUBAŞI