BASIN ADINA YAPILAN ÇİRKİNLİKLER..
Bugün sizlerle böylesine aslı astarı olmayan bir haberi paylaşmak zorunda kaldığım için siz okuyucularımdan özür diliyorum Ancak bu gazete kupürünün el altından çoğaltılarak dağıtılması, birilerinin iğrenç bir çabanın içine girdiğini göstermektedir. O nedenle , böyle bir yazıyı köşeme taşımak zorunda kaldığım için gerçekten üzgünüm.
Bir süredir bir İstanbul gazetesinde ‘’ her gün yeni bir yolsuzluk ‘’ başlığı sürdürülen yazı dizisinde Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi ile ilgili olarak açılmış bulunan meclis araştırma komisyonunda soruşturulan bazı konular gündeme taşınmakta ve bazı kişilerin adı üzerinde hiçbir araştırma yapılmaksızın çirkin yakıştırmalar yapılmaktadır. Aynı gazete de bu kez adımdan da bahsedilmiş ve hiçbir ilişkimin olmadığı bir konuda şahsım zan altında bırakılmaya çalışılmıştır.
Samsun’un saygın ve en yaygın bölge gazetesi konumunda olan Halk’ta köşe yazısı yazmam nedeniyle, Halk gazetesi aleyhinde yürüttükleri karalama kampanyasına adımı da karıştırma yanılgısına düşmüşlerdir. Hangi amaçla yapıldığı konusunu anlamakta sıkıntı çektiğim, böylesine gerçeklerden uzak ve yanlış bilgilere dayalı haber, gazetecilik ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
Bu nedenle aşağıdaki konuların Samsun kamuoyuna açıklanması zorunlu hale gelmiştir.
1- Bu kentte doğmuş ve üniversite öğrenciliği ile askerlik görevleri dışında 60 yıllık yaşamının tamamını Samsun’da geçirmiş birisi olarak, gerek meslek yaşamım ve gerekse sivil toplum kuruluşlarındaki görevlerim ve siyaset yaptığım dönemlerde ki çalışmalarımda hep ilkeli davranış içersinde oldum. Bir Samsun sevdalısı olarak dolu, dolu Samsun’u yaşadığım bu süreçte bu kentin bana kazandırdığı gerek maddi ve gerekse manevi konumun sorumluluğunu hep taşıdım. Bu kentin bize kazandırdıklarının karşılığını bu topluma vermemiz gerektiğine inanmış bir aydın olarak gücümün yettiği her konuda bu kent adına sorumluluk üstlendim..
2-Yerel bir gazete olan HALK’ta hiçbir ortaklık bağım ve hiçbir ücret beklentim olmaksızın bu kentin bana kazandırdığı bilgi birikimini Samsun halkı ile paylaşmaya çalışmamdan da normal bir şey olamaz, olmamalıdır da. Bu nedenle Halk gazetesinde 3 yılı aşkın süredir pazartesi günleri köşe yazısı yazdığım doğrudur. Haftada bir gün yazı yazmam dışında hiçbir bağımın olmadığını konun içersinde olan herkes bilmektedir.
3- Yine aynı gazetede Üniversitede yakınlarımın çalıştığı belirtilerek gerçek dışı yanıltıcı bilgilerle adım yıpratılmaya çalışılmıştır. Halk Gazetesinin Üniversiteden ihale ile aldığı bir baskı işi ile ismim arasında nasıl bir bağlantı kurulmaya çalışılmaktadır anlamak mümkün değildir. İşin şaşırtıcı yanı hiçbir araştırma yapmaya gerek duymaksızın yazdıkları için büyük bir yanılgının içersine düşmüş olmalarıdır. Yakınım olarak üniversitede çalıştığını söyledikleri S.. Subaşı isimli şahıs, adını bu haber dolayısıyla duyduğum, yakın ve uzak hiçbir akrabalık, hısımlık veya yakınlığımın olmadığı bir kişidir. Tek benzerlik soyadı benzerliğidir. Adı geçen ikinci kişi ise dürüstlüğü, mesleki başarısı ve toplumdaki saygın yeri ile her zaman gurur duyduğum mimar olan kardeşimdir. Kendisini kanıtlamış bir kişinin Üniversitede görev alması üniversite için bir kazançtır. Kendisinin benim tarafımdan savunulmaya da ihtiyacı yoktur. Söylenebilecek bir yanlışı olmadığı sürece yapılanlar, ayıbın da ötesindedir. Kaldı ki öğretim üyeleri dışında 2000 nin üzerinde çalışanı olan bir kurumda çalışanların bu kentin insanlarından olmasından doğal ne olabilir ki. Bu çalışanların da bu kentte yaşayan birilerinin yakını olması da son derece normal değilmidir? En azından , açılan meclis araştırma komisyonunda görev yapan bir milletvekilinin kardeşinin de bu kurumda görev yapıyor olmasının normal oluşu kadar normal değilmidir?
4- Samsunlunun kendi adına son 30 yılda başarabildiği tek olay ONDOKUZMAYIS ÜNİVERSİTESİDİR. Bu Üniversite Samsun’un bacası olmayan ve ekonomisini ayakta tutan en önemli kuruluşudur. Samsunlu üniversitesi ile gurur duymaktadır. İşin asıl üzücü yanı son otuz yılda Samsun’a elle tutulur hiçbir şey veremeyen seçilmişlerin Samsun için çok önemli bu kuruluş üzerinden siyaset yapmasıdır. Üniversitelerde yöneticiler geçicidir. Asıl olan kurumların yıpranmamasıdır. Soruşturmanın yapılması ne kadar yasal bir hak ise, soruşturma sürerken bazı bilgilerin bir şekilde basına sızdırılması ve soruşturma sürerken kamuoyunda her şeyin tartışılır hale getirilmesi o derece yanlıştır. Sonuçta yıpranan Üniversite ve Samsun’un imajıdır.
Üzülerek söylemek gerekirse doğru dürüst hiçbir şeyi beceremediğimizi bu son gazete haberinde de gösterdik. Bir kısım İstanbul basınına sızdırılan haberleri dahi doğru bilgilere dayandırmayı beceremedik. Yazık..
Ancak, Samsun için önemli olan kuruluşların ve olaylarla hiçbir ilişkisi olmayan ve bu kente katkıda bulunmak dışında bir çabası bulunmayan insanların, bilinçli bir şekilde ve siyasi çıkarlar uğruna yıpratılmaya çalışılmasını da şiddetle kınıyorum. Zamanı gelince Samsun halkının bunları sorgulayacağına da inanıyorum.
Samsun kamuoyuna saygılarımla arz ederim..
08-OCAK-2006
SADİ SUBAŞI