MOBİL SANTRAL RÜYASININ İFLASI
VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ZAFERİ..
100 er MW lık iki mobil santralın 2001 yılında Samsun’a konuşlandırılması kararından sonra , sivil toplum kuruluşlarının Samsun Halkı adına başlattığı karşı koyuşun yasal süreci, 25-ocak-2006 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesinin 2006/60 nolu kararı ile Samsun Halkı adına zafer ile sonuçlandı. Bundan böyle bu santrallerin herhangi bir şekilde çalıştırılabileceği varsayımlarını sayıklamanın yolu da kesinlikle kapanmış oldu.
Şöyle geriye dönüp bakarsak, SAM-SEV’in 2001 yılı nisan ayında düzenlediği KENT KURULTAYIN da Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Adnan Sakoğlu’nun gündeme taşıdığı bu santrallerin, devrin hükümeti ve daha sonra yüce divan da yargılanan bazı bakanlarının çıkar ilişkileri ile bağlantılı ve Türkiye gerçeklerine aykırı olarak Ülkemizin çeşitli yörelerinde kurulmak üzere planlandığı anlaşılmıştı.
Kamuoyundan gizlenerek Samsun’a kaydırılarak konuşlandırıldığı duyulunca ve yapılan ilk araştırmalarda günde yakacağı 1000 ton 6 nolu fuel oil ile çevreye ve insan sağlığına çok büyük zararlar vereceği ortaya çıkınca Baro, SAM-SEV, TMMOB ve bağlı mimar ve mühendis odaları, Tabipler Odası ve sendikaların öncülük ettiği ‘’ ÇEVRE BİRLİKTELİĞİ ‘’ oluşturulmuştu. Tüm yasal dayanakları bir, bir iptal ettirilmesine ve birkaç kez ilgili belediyece mühürlenmesine rağmen yasalar hiçe sayılarak inşaat sürdürülmüştür. Bunun üzerine Samsun Barosu Çevre Birlikteliğinin bir üyesi olarak alınan ortak karar doğrultusunda söz konusu konuşlandırma kararlarının yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesinde dava açmıştı. İlgili mahkeme önce 15-05-2003 tarihinde yürütmenin durdurulmasına ve daha sonra da 05-11-2003 tarih ve 2003/1528 nolu kararı ile de bu santrallerle ilgili konuşlandırma kararlarının iptaline karar vermişti. Yapımcı firmalar karara itiraz ederek temyize gitmişlerdi. Mahkeme kararına rağmen inşaat tamamlanarak deneme çalışmalarına başlatılmış ve yarattığı korkunç etkinin, ekili alanlarda görülmesi ve o yöre insanlarında yarattığı yaşamsal sorunlar üzerine Tekkeköy’de büyük bir miting düzenlenmişti. Bunun üzerine Samsun Baro’sunun 23-09-2003 tarihin de Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusundan sonra bu santrallerin çalışması durdurulmuştu. O günden bugüne kadar süren yasal süreç Danıştay 10. Dairesinin Ankara 10. İdare Mahkemesinin iptal kararını onaylayarak temyiz itirazlarını reddetmesi ile bu santral sorunu Samsun için bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.
Dönemin Enerji bakanlığının yapımcı firmalarla yaptığı ve Devletin çıkarlarının göz ardı edilerek firmalar lehine tek taraflı garantiler sağlayan sözleşme uyarınca, her iki firmaya elektrik üretmiş ve Devlete satmış gibi her ay yaklaşık ikibuçuk milyon USD gibi korkunç bir tazminat ödenmiş ve hala ödenmeye devam edilmektedir. Bu miktar sözleşme gereği olarak 5 yıl süre dolana kadar da ödenecektir. Samsun Baro’sunun STK lar adına kazandığı dava çok büyük bir başarıdır. Ancak bence bu işin birinci etapı bitmiştir. Böylesine tek taraflı çıkarlar korunarak Devleti zarara sokacak şekilde yapılan bu sözleşme, son Danıştay kararı ile tüm yasal dayanaklarını yitirmiştir. Hukukçuların ifadesi ile ‘’hileli sözleşme ‘’niteliği kazanan bu sözleşmenin yükümlülükleri de ortadan kalkmış olmalıdır.
Çıkar ilişkilerine dayalı bu yatırım nedeniyle milyonlarca dolarlık milli servet yok olmuştur. Aylarca tazminat adı ile ödenen milyonlarca dolar bu Ülkenin fakir insanlarının cebinden çıkmıştır. Artık bu ödemelerin durdurulması için hükümetin gerekli incelemeleri yapması , hatta mahkeme kararının çıktığı tarihten itibaren ödenen tazminatların geri alınması için gerekli işlemleri başlatması zorunludur. Ödemelerin yapılmaması için yasal ortamın hazırlandığı ortadadır. Bu yazdıklarım , Baro Başkanı Sayın Ahmet Gürel’e basın toplantısı sırasında sorduğum soruların cevabıdır. Bir başka soruma aldığım yanıt ise, ödemelerin yapılmasına devam edilmesi halinde ilgililere yasal yükümlülüklerin doğabileceği şeklinde olmuştur.
Ortada yolsuz ihaleler adına çok güzel bir örnek oluşmuştur. Devlet Denetleme Kurulu devreye sokulmalı ve bu fakir milletin cebinden alınan paraların hesabı sorulmalı ve sorumluları yargı önüne çıkartılmalıdır.
Muhalefetteyken bu santrallere şiddetle karşı çıkan ve mitinglerde kürsüye çıkarak zamanı gelince bunun hesabını soracakları sözünü veren, sayın milletvekillerimizin bu son gelişmeden sonra ne yapmayı düşündüklerini öğrenmek Samsun Halkının hakkıdır diye düşünüyorum.
AB sürecindeki Türkiye için STK ların ne kadar önemli olduğu bu başarı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Toplumun çıkarlarını korumak adına denetim sorumluluğunu üstlenen STK lar çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez kuruluşlarıdır. Ülkemiz de de STK larının artık siyasiler tarafından çok daha ciddiye alınması gerektiğini sanıyorum. Ne yazık ki, muhalefetteyken STK lara sarılan siyasilerin, iktidara geldikten sonra kendileri gibi düşünmeyen veya toplum adına uyarılar yapan STK ları rakip gibi görme alışkanlığı , AB girebilme uğraşında ki Ülkemiz adına şanssızlıktır.
Sonun da Samsun büyük bir insan ve çevre düşmanından kurtulmuştur.
Bu başarıda en büyük pay , Samsun Halkı adına sorumluluk üstlenerek ‘’ÇEVRE BİRLİKTELİĞİNİ ‘’ oluşturan ve büyük bir direniş gerçekleştiren Sivil Toplum Kuruluşlarınındır. Samsun Halkının bu kuruluşlara inancının ve desteğinin artarak sürmesi halinde , bundan sonra oluşacak böylesine olumsuzluklarda STK ların çok daha karalı davranacağı unutulmamalıdır.
Yukarıda detayları ile sizlere sunduğum bu başarının gerçek mimarı, STK lar adına bu davayı açarak inançla sürdüren Samsun Barosu’dur. O dönem de Baro Başkanı olan Sayın Arif Yılmaz Üney’e ayrı bir yer vermek istiyorum. Siyasi iktidarların uygulamalarına karşı koymak bu Ülke de cesaret inanç ve işidir. Sayın Üney Samsun Halkı’nın çıkarları doğrultusunda, bir an için bile olsun düşünmeden bu birlikteliğin içinde yer almış ve zamanı gelince de sorumluluğu üzerine alarak yasal süreci başlatmıştır. Her gelişmeden STK ları bilgilendirmiş ve onlarca kez O ve yönetiminde ki arkadaşları Ankara’ya giderek 10. İdare Mahkemesi ve Danıştay da ki davayı inançla takip etmişlerdir. Samsunluların başta Sayın Üney olmak üzere tüm Baro yöneticilerine ve daha sonra aynı ilgi ve özeni gösteren Baro Başkanları Sayın Ersoy Üstay ve davayı sonuçlandıran şimdiki Baro Başkanımız Sayın Ahmet Gürel’e teşekkür borcu olduğuna inanıyorum. Sayın Üney, Baro Başkanlığı sona erdikten sonra da ilgi ve desteğini bir an olsun kesmeyerek, nasıl kararlı ve inançlı bir hukuk adamı ve sivil toplum kuruluşu lideri olduğunu kanıtlamıştır. Bu olayın başından sonuna kadar içinde olmuş ve tüm bunları yaşamış birisi olarak Sayın Üney’i yürekten kutluyor ve o zaman bu ‘’ Çevre Birlikteliği ‘’ içersinde yer alan STK lar adına teşekkürlerimi sunuyorum.
STK lar olarak sağlanan dayanışma ve sonucunda kazanılan bu başarıyı bundan sonra da sürdürebilmemiz dileğiyle, iyi haftalar diliyorum.
05-MART-2006
SADİ SUBAŞI