BİLİMSEL GÖZLE SAMSUN GERÇEKLERİ
2. BÖLÜM
Önce ki gün yayınlan köşe yazımın birinci bölümünde, bir bilim adamının Samsun üzerine yaptığı araştırma sonuçlarını satırına dokunmadan sizlere sunmuştum. Hatırlatmakta fayda gördüğüm için, bu sunumun geçen hafta sonunda Samsun Büyük Şehir Belediye Başkanlığı Kültür Daire Başkanlığı tarafından organize edilen ve 3 gün süren ‘’ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SAMSUN SEMPOZYUMUNDA”, Ondokuzmayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim üyesi Sayın Dr. Cevdet Yılmaz tarafından sunulan sempozyum bildirgesinin olduğunu tekrarlamak istiyorum.
Tamamen bu bilim adamının değerlendirmelerini sunduktan sonra, bu güne kadar Samsunlu olmanın bilinci ile sorumluluk üstlenen SAM-SEV Başkanı olarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Demografik bilgilerle desteklenen bu bilimsel değerlendirmeler kabul etmek gerekir ki, Samsun‘u İl olarak ele almaktadır. Samsun kent merkezinde son 10 yılda şehirleşme açısından önemli gelişmeler olmuştur. Önemli alt yapı sorunları çözülmüş ve bir kısmı da çözüm yoluna girmiştir. Kent merkezi adına sosyal yaşamı olumlu etkileyen projeler gerçekleştirilmiştir. Boş olan bardağın dolu kısımlarını görmezden gelerek sırf eleştiri yapmak için iyi kötü her şeye karşı çıkmak, insafla bağdaşmaz. O nedenle olayı daha geniş ve Samsun il bazında alarak bir değerlendirme yapmak istiyorum. Belediye başkanlarının görevi sorumluluk alanlarında yasalarla belirlenmiş işleri görmekle ve bölgesinde yaşayanlara daha yaşanır bir belde sunmakla sınırlıdır. Olaya bu pencereden bakarak ve kişisel tercihleri bir yana iterek yorum getirmek gerekir diye düşünüyorum. SAM-SEV olarak biz olayı hiçbir dönem kişisel bazda yorumlamadık. Bizim için önemli olan, Samsun’un laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin ilk adımlarının atıldığı kent olmasına rağmen, hak ettiği karşılığı bir türlü alamayışı ve hızla prestij kaybetmesidir. İsyanımız da bundandır. Biz olaya hiçbir zaman sadece kent merkezi olarak bakmadık. Samsun’u tüm ilçeleri ile birlikte değerlendirmek istedik.
Geçen yıl başlarında teşvikli illere yeni olanaklar sağlanırken, buna en çok ihtiyacı olan ve bunu en çok hak eden bir il olan Samsun, anlaşılmaz bir şekilde adeta cımbızla çekilerek bu listenin dışında bırakılmıştı. Etrafı çepeçevre teşvikle donatılan Samsun bir anlam da cezalandırılmıştı. Uğradığımız bu haksızlığa karşı dahi ortak tepki sergileyememiştik. İki önemli ilçemiz bu nedenle Samsun’dan ayrılmak için kampanyalar başlatırken, SAM-SEV dışında hiç kimse gidip bu iki ilçemiz de neler oluyor diye bakmamıştı bile. Oralarda yaptığımız incelemelerde gördüğümüz gerçekleri raporlarla Samsun kamuoyuna duyurmuştuk. Kasabaların gençlerinin buraları boşalttığını ve köylerde 70 yaş üzeri insanların dışında kimsenin kalmadığını, bu verimli toprakların bomboş bırakıldığını, traktörlerin branda çekilmiş olarak yattığını anlatmıştık. Bu yazdıklarımızın, bu gün sempozyum bildirgesine bir bilim adamı tarafından konulması bizi doğrulamıştır. Bugün, çevremizde ki iller teşvik sayesinde şantiye haline dönerken ve işsizlerine iş alanları yaratılırken, Samsun hala işsizlik sıralamasında Türkiye rekorları kırıyorsa, o gün teşvik konusunda yalnız bırakılışımıza nasıl isyan etmeyelim?
Eğer bu kentin yönetiminde ve Ankara’da temsil edilmesinde sorumluluk alanlar, bu eksikliği ve gerilemeyi önemsemiyorsa söylenecek çok fazla da söz yoktur. Eğer bu kentin geleceği için söyleyecek söylemleri olması gerekenler, ister İl yönetici, isterse sivil toplum kuruluş yetkilisi olsun, bu kentin önüne çıkan fırsatları yek vücut olup sahiplenemiyorlarsa bizim gibi özel misyonu olan kentlerde, bu kentin günümüzde yaşadığı sıkıntı ve olumsuzlukları göğüslemesi de mümkün olamaz.
Bu kentte yaşıyorsak ve bu kentte yaşamaya devam edeceksek, çocuklarımıza bu kentte gelecek hazırlamak ve bu kenti ayağa kaldırmak görevimiz olmalıdır. Bunun yolu, her düşünceye sahip Samsunlunun kendi misyonunu ve kendi beklentilerini 2. plana iterek Samsun’un ihtiyaçlarına öncelik vermek olmalıdır.
Bu kentin insanları olarak seçtiğimiz insanlardan büyük görev ve destek bekliyorsak, öncelikle bizim yek vücut olmak ve Samsun’un çıkarları doğrultusun da ortak tavır ve destek sergilemek, hatta ortak tepkiler koymak öncelikli görevimiz olmalıdır. Geçtiğimiz yıl başlarında yaşadığımız teşvik çelişkisini bir daha yaşamamak zorundayız.
Bir önemli nokta da, hiçbir kurum ve kuruluş “ben yaptım oldu” anlayışı ile güzel ve Samsun’un gelişmesine katkı verecek projeleri tek başına sahiplenmemelidir. Hiçbir kurumun böyle bir lüksü olamaz, olmamalıdır.
Bu sempozyumun ve bunun benzeri etkinliklerin tüm çağdaş kuruluşlarca ön yargısız desteklenmesi zorunluluktur. Aksi halde SAM-SEV tarafından 4 kez düzenlenen ve 4. sonrasında katılımcı bazı sivil toplum kuruluşlarının siyasi beklentileri adına desteklerini çekmeleri ile düzenlenmesine SAM-SEV tarafından son verilen KENT KURULTAYLARININ yarattığı boşlukların zararını, dün olduğu gibi yarınlarda da hep birlikte tüm Samsunlular olarak yaşamak zorunda kalırız.
Ondokuzmayıs kenti olmanın sorumluluğu ve bilinci içersinde bu kente sahip çıkacağımıza ve Samsun’u geçmişteki bölge merkezi konumuna yeniden taşıyacağımıza olan inancımı koruyorum. Gelin el birliği ile, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna giden yolun ilk adımlarının atıldığı bu kent, şanına ve konumuna yakışır hale getirmenin çabasını harcayalım ve özlenen birlikteliğini sağlayalım.
İyi haftalar dileğiyle..09-mayıs-2006
SADİ SUBAŞI,