YERİNDE SAYAN SAMSUN’UN SİYASETTE Kİ YERİ.
Bir zamanların Türkiye’nin en önde gelen 5–6 şehri arasında yer alan Samsun için bugün aynı şeyleri söyleyemiyoruz. Geçmişte tüm Karadenizin hatta Doğu Anadolu Bölgesinin ticari malını temin ettiği merkez konumunda olan Samsun, ulaşım yollarının çoğalması ve ticari sevkiyatın yöntemlerinin değişerek her türlü ticari malın yerinde teslim şekline dönüşmesi ile bu özelliğini kaybetmiştir. Tüm gelirini ticaretten sağlayan Samsun giderek bu özelliğini kaybederken, Türkiye’nin sanayileşme sürecine de ayak uyduramamıştır. Sahip olduğu potansiyel nedeniyle 1970’e kadar cazibe merkezi olan ve göç alan Samsun, günümüzde göç veren kent konumuna düşmüştür. Samsun’un son 30 yılda hızla gerilemesi ve hızla kalkınan illerin çok gerisinde kalmasının bir nedeni olması gerekir diye düşünüyorum.
Samsun’un sahip olduğu olanakları şöyle bir göz önüne getirelim.
Dört ulaşım yolu ile Karadeniz Bölgesinin Anadolu’ya açılan tek kapısı Samsun değil mi?
Türkiye’nin en verimli iki ovasına ve tarım için en uygun iklim ve coğrafya şartlarına sahip il Samsun değil mi?
Tanrı’nın bahşettiği termal kaynaklara sahip Havza, kış sporlarına uygun Lâdik Samsun’un ilçesi değil mi?
Ülkemizin en büyük nehirlerinden Kızılırmak ve Yeşilırmak ve bunlar üzerinde kurulmuş olan dört hidroelektrik santral Samsun’da değil mi?
30.000 öğrencisiyle Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden birisi olan Ondokuzmayıs Üniversitesi Samsun’da değil mi?
Yıllardır hemen hemen tüm sağlık kurumlarına sahip kent Samsun değil mi?
Bölgenin merkezi olması nedeniyle birçok sivil ve kamu kurumunun bölge müdürlükleri Samsun’da değil mi?
Türkiye’nin en büyük limanlarından birisine sahip il Samsun değil mi? Laik ve Çağdaş Türkiye cumhuriyetin kuruluşunun ilk adımının atıldığı Ondokuzmayıs Mayıs Kenti Samsun değil mi?
Samsun’un elinde Ondokuzmayıs gibi bir marka yok mu?
Sayısını artırabileceğimiz bu olanaklara rağmen, Samsun neden kabuğunu çatlatamamış ve hızla gelişen kentlere ayak uyduramamıştır.
Son 40 yıllık dönemin olan bitenini birebir yaşamış birisi olarak şöyle geriye doğru baktığımda Samsun’a çok büyük haksızlıklar yapıldığını görebiliyorum. Bu haksızlığa uğrayışın ve geri kalışın bir yerel yönetim boyutu, bir de temsil boyutu olduğunu düşünüyorum.
Hızlı kalkınan illere baktığınızda bu yörelere devletin geçmişte önemli yatırımlar yaptığını görürsünüz. Buna karşılık son 40 yılda devletin Samsun’a yaptığı istihdama yönelik iki tesis görürsünüz. Bunlardan birisi Azot ve Bakır Sanayi, diğeri Çarşamba’da ki şeker fabrikasıdır. Bunları söylememin nedeni, devletin yatırım yaptığı dönemlerde bu illerin gelişmesine önemli katkılar sağlarken, Samsun bu yatırımlardan hemen hemen hiç yararlanamamıştır.
Samsun’un devletten destek alamamasının altında yatan en önemli neden, Samsun’un iyi yönetilememesi ve Ankara’da yeterince temsil edilememesi yanında, Samsun’un Ankara’ya gerçek yüzü ile tanıtılamamış olmasıdır. Bu arada Samsunlunun da kentine sahip çıkamamasının ve seçtiklerini yeterince denetleyememesinin de bu kötüye gidişte önemli rolü olduğu söylenebilir.
Son kırk yılda Samsun’u yöneten belediye başkanlarını mercek altına alırsak göreceğimiz tablo hiç de iç açıcı değildir. Belediye başkanları kentlerin seçilmiş ve kentin her şeyine sahip çıkması gereken insanıdır. Bu açıdan bakınca 12 Eylül ihtilali sonrası atama ile çok kısa bir süre belediye başkanlığı yapan merhum Tbp. Alb Selahattin Ereren’i saymazsak, Samsun’un son kırk yılına üç başkanın imzasını attığını görürüz.
Bunlardan ilki 20 yıla yakın bu kenti yöneten Sayın Kemal Vehbi Gül’dür. Sayın Gül dönemi, Samsun’un en büyük göçü aldığı ve çoğunluğu Doğu Karadeniz Bölgesinden gelen insanların inşaat sektörünü eline geçirdiği dönemdir. O döneme kadar Samsun bahçeli ve en çok 3–4 katlı şirin evlere sahiptir. Samsun, Sayın Gül döneminde plansız programsız hızla imara açılmış ve göçle gelen, estetikten yoksun insanların müteahhitliğe soyunması ile Samsun’un o şirin evlerinin yerini çok katlı, estetikten uzak binalar almıştır. Samsun’un en güzel evlerinin yer aldığı Çiftlik Caddesinde hiçbir genişletme yapılmadan 8–9 katlı binalara imar izni verilmiştir. Bu dönem de yapılan en önemli iş 100. yıl Bulvarının açılmasıdır.
Samsun göç aldığı o dönemlerde, oy hesabı ile yapılan bölgecilik sonucu, göç yolu ile gelenlerle Samsunlular kaynaştırılamamıştır. Bu insanlara Samsunluluk ruhu aşılanamamış ve Samsun’un sahipsiz kent konumunu bu dönemde de sürdürmüştür.
Sayın Gül, seçildiği partilerin iktidar gücünü ve olanaklarını da Samsun’a yansıtamamıştır.
Sayın Gül’den sonraki on yıla da rahmetli Muzaffer Önder imza atmıştır. O’nun döneminde imar katliamından kurtulmuş boşluklar yeşil alan olarak düzenlenmiştir. Özellikle Subaşı civarında ki alt yapı çalışmaları ve en önemlisi Samsun’un içme suyu sorunu çözülmüştür. Ne var ki, O’nun döneminde de Hükümetlerin Samsun’a yatırım yapması sağlanamamıştır. Bu konuda öncü olunamamıştır.
Son dönem de Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev alan Sayın Yusuf Ziya Yılmaz da ikinci beş yılını tamamlamak üzeredir. Sayın Yılmaz kent düzenlemesinde önemli işler yapmıştır. Özellikle sahil yolu ve kentin önünün halka açılması en başarılı olduğu düzenlemelerdir. Ne var ki O’nun da kente sahip çıkma noktasında yeterince başarılı olduğu söylenemez. İktidar partisine geçiş nedenini, arıtma, raylı sistem ve katı atık gibi önemli projelerini gerçekleştirebilmekle ilişkilendirmesine rağmen, döneminin sonuna yaklaştığı bu günlerde, ne raylı sistem de, ne de arıtma projelerinde bir gelişme yoktur. Sayın Yılmaz’da hükümetin Samsun’a bakışını değiştirememiştir.
Sayın Yılmaz’ın daveti ile Tekkeköy sahilinde konuşlanan Mobil Santraller ile başlayan kirli yatırımlar, termik santraller dizisi ile devam edecek gibi gözükmektedir. Bu dönem de Samsun’un teşvik dışı bırakılışına da üzülerek söylemek gerekirse kent yöneticileri ve siyasiler seyirci kalmış ve Samsun’un kaderini değiştirebilecek bu fırsat kaçırılmıştır.
Sözün özü yerel yönetime gelenler kentin ekonomik yönden Samsun’un güçlenmesine öncülük yapamadıkları gibi Samsunlunun hakkının korunması noktasında da etkin olamamışlardır. Samsun’un kendisine hamilik yapacak liderlere olan ihtiyacı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Samsun adına siyasete soyunanlar da Samsun’un kötü yazgısını değiştirecek hiçbir yatırımın Samsun’a gelmesini sağlayamamışlardır. Tam tersine mahkeme kararı ile kapatılan Mobil Santrallerin yeniden çalıştırılmasına göz yummuşlar, hatta destek vermişlerdir. Çarşamba ovasını yok edecek 4 veya 5 termik santralin daha kurulmasına tepki göstermemişlerdir. Samsun’un teşvik yasası dışında bırakılmasına destek olmuşlardır. Samsun’un uğradığı haksızlıklarda Samsun halkının yanında yer almak yerine, hükümetin kararları yanında yer alarak siyasi geleceklerini riske sokmamayı yeğlemişlerdir. Takındıkları tavır ve sergiledikleri siyasetle Samsun’u bakansız bırakmışlardır.
Samsun, Samsunluluk ruhu ile siyaset yapan iktidar milletvekillerine sahip olamamıştır. Samsun’un Ankara siyasetinde yerinin olmadığı da bir gerçektir. Samsun’u temsil etsinler diye seçtiğimiz vekillerimiz de hükümetlerin Samsun’a bakış açısını değiştirememişlerdir. Aksine Samsun’un sorunlarını ve gerçek yüzünü Ankara’ya anlatmak yerine, Samsun’un hiçbir şeye ihtiyacı yokmuş gibi pembe tablolar çizerek Ankara’yı yanıltmışlardır.
Siyaseten güçlü olamayan bir ilin gelişmesine olanak olmadığı artık açık seçik görülmektedir. Bu olumsuz yapıda Samsunlunun da büyük bir sorumluluğu vardır. Haksızlığa uğrayan ve işsizliğin Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı bir ilin insanlarının yapacağı şey bunu sandıkta göstermek olmalıdır. Oysa Samsunlu 22 Temmuz 2007 seçimlerinde bu olumsuz tablodan duyduğu rahatsızlığı oyları ile belirtmek yerine, iktidara Türkiye ortalamasının on puan üzerinde oy veren dört ilden birisi olmuştur. Diğer üç ilden ikisi Kayseri ve Konya’dır. Bu iki il son iktidar zamanında çok ciddi destekler almış ve karşılığını da verdiği oylarla göstermiştir. Samsun ise, bu dönemde ne kentsel projelerin gerçekleşmesi açısından, ne de ekonomik yönden güçlenecek bir hükümet desteği alamamıştır. Tam aksine Çarşamba ovasını katledecek hiçbir ilin sınırlarından içeri sokmadığı Mobil Santralleri kucağında bulmuştur. İşsizlik sorununa çözüm olabilecek teşvik olanakları da Samsunluya çok görülmüştür. O halde bu oy patlaması, neyin nesidir anlamak mümkün değildir. Bu olumsuz gelişmelere kent yöneticileri ile milletvekillerimizin tepkisi ise kocaman bir hiçtir.
Böylesine sahipsiz bırakılan kentin kalkınmasına ve sorunlarından kurtulmasına imkân yoktur. “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” öz deyişi sanki Samsun için söylenmiştir.
En başta Samsunlular olmak üzere, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Milletvekilleri kentlerine sahip çıkmak zorundadırlar. Bu sahiplenme yapılamadığı sürece Samsun’un geriye gidişi kaçınılmaz olacaktır. Bunların yapılamadığı ortamda, “Samsun sahipsiz kent” söylemine hiç kimsenin itirazı olamayacaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin ilanı ile sonuçlanan Kurtuluş Savaşının ilk adımının atıldığı Ondokuzmayıs kenti Samsun bunları hak etmiyor. Yazık, çok yazık.. 14 Ekim 2007
Ecz. Sadi Subaşı
SAM-SEV BAŞKANI