İKİ SORUN VE “SAHİPSİZ KENT” GERÇEĞİ.
Bir kenti yönetenleri en çok üzecek ve bir o kadar da düşündürecek,
“ BU KENT SAHİPSİZ” söyleminden daha ağır hangi söz olabilir? Bilemiyorum.
1988 yılında kurulan SAM-SEV’İN ortaya attığı, “ Bu kent sahipsiz” söylemi bir süre sonra önce muhalefette ki siyasetçiler tarafından kullanılmaya başladı. Daha sonra sivil toplum kuruluşlarının yaşanan her sorunda, çözümsüzlüğün nedeni olarak gündeme taşıdığı bu slogan, artık Samsun’un kaderi haline geldi. Sonunda bu söylem, sokakta ki insanların da benimsediği ve neredeyse tüm siyasi görüşteki Samsunluların ortak tepki aracı oldu.
Bir kent adına belki de söylenebilecek en şanssız bu söylem, üzülerek söylemek gerekirse ne bu kenti yönetenleri, ne de kent adına siyasi erki elinde bulunduranları hiç rahatsız etmiyor. Bu sözüm sadece bu dönem için değil, en azından 1988 de sonraki dönemlerde Samsun adına sorumluluk alan tüm kent yönetenleri ve temsil edenleri için geçerlidir.
Bu kenti böylesine öksüz bırakmak ve bu vurdumduymazlık, en azından sorunsuz bir kentte yaşamak isteyen ve bu amaçla kendilerini göreve getiren Samsunlulara karşı yapılmış haksızlıktır.
Sizler bu satırları okurken muhtemelen kentimizi beş yıllığına yönetecek yöneticilerimiz belli olmuş olacaktır. Umuyorum ki, seçilen yöneticilerimiz aşağıda sizlerle paylaşacağım iki önemli sorun karşısın da ne düşündüklerini Samsun halkı ile paylaşarak işe başlarlar.
Son haftanın gündemde ki iki önemli sorununu sizlerle paylaşmadan önce, bu kentin neden sahipsiz olduğunu kanıtlayan birkaç örneği hatırlamakta yarar görüyorum.
Konuşlandırılma yeri yasayla belirlenmiş, “canlı, çevre ve doğa düşmanı olan ve kanser santrali olarak da tanımlanan ”MOBİL SANTRALLER”, o illerin halkı ve o kentlerin siyasileri ile yerel yöneticilerinin karşı koyması sonucu o illerden kovulup gizli saklı Samsun’a konuşlandırılırken, karşı koyan bir yerel yönetici ve siyasi erk gördünüz mü? Bırakın karşı koymayı davet edenlerle destek verenler kimlerdi, hatırlıyor musunuz?
Samsun “TEŞVİK” dışında bırakılarak Samsunlu yatırımcı cezalandırılıp, gençlerimiz kahvehanelere mahkûm edilirken sivil toplum kuruluşlarından ( onların da önemlileri hariç) başka direnen oldu mu?
Devlet Bakanı Sayın Nazım Ekren’in, Samsun’da düzenlediği toplantıda, tüm kent yöneticileri ile havasından geçilmeyen bazı sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının gözünün içine baka baka Samsun’u bu kez de “CAZİBELİ KENTLER” dışına itişini hatırlıyor musunuz? Samsunluyu, “SAMSUN CAZİBE MERKEZİ” oluyor pembe hayalleriyle aylarca yanıltanların balonlarının patlatıldığı bu toplantıda tek bir karşı çıkan, ”BU KENTE BU KADAR HAKSIZLIĞI NASIL REVA GÖRÜYORSUNUZ?” diyebilen bir siyasetçi, bir yerel yönetici veya katılımcı STK başkanı gördünüz mü?
Adı dahi, “SAMSUN- CEYHAN BORU HATTI” olan bir projenin son anda, Ordu’lu Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler tarafından kendi iline torpil geçilip Ünye’ye kaydırılmasına, tepki koyan birkaç STK dışında, bir kent yöneticisi veya siyasi erk gördünüz mü?
Samsunspor’un yalnızlığa mahkûm edilişi öyle bir yara ki, bu konuda söz söylemeye gerek dahi duymuyorum.
Şimdi son haftanın gündemine oturan, Samsun’un iki önemli sorununa değinebiliriz.
Birincisi,
MEHMET AYDIN DEVLET HASTANESİ BİLMECESİ.
Sorun bu hastanenin geleceğinin ne olacağıdır. Samsun’un bir sağlık merkezi yapılması düşüncesine kimsenin itirazı yoktur. Bu çerçevede Samsun’a bir ihtisas hastanesinin yapılmasının gündeme getirilmesi de destek bulmuştur. Tabii, bu hastanenin yapılacağı eski havaalanı için kentimizin çıkarları adına çok daha farklı projelerin göz ardı edilmiş olması da unutulmamalıdır.
Bu hastanenin tamamlanması ile Samsun’un 400 yatak daha kazanacağı hesaplanırken, bir an da Mehmet Aydın Devlet Hastanesi’nin ihtisas hastanesi yapıldığı ve yeni yapılan 400 yataklı hastaneye taşınacağı haberleri ortalığı karıştırmıştır. Yerel seçimlerin kargaşası arasında oldubittiye getirmesinin nedenini anlayamıyorum. Devlet Hastanesi’nin eski havaalanında yapılan hastaneye taşınacağı söylentileri üzerine Samsun Tabip Odası başta olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşlarının tepki göstermesi üzerine, Sağlık Bakanı bir açıklama yaparak hastanenin yerinde kalacağını açıklamıştır.
Ancak, Devlet Hastanesi’nin, hatta yanında ki Doğumevi’nin alanın da TOKİ’ YE verileceği iddiaları soru işaretlerini artırmıştır. Yapılan bakan açıklaması da seçim taktiği olarak yorumlanarak ikna edici bulunmamıştır.
Eğer bu hastane eski havaalanında ki hastaneye taşınırsa, Samsun 400 hasta yatağı daha kazanacak derken, kapanacak Devlet Hastanesinin 750 hasta yatağı buharlaşacaktır.
Ortalık toz duman olmuş. Bu kenti yönetenler ne düşünüyor, duyan var mı? Bu konuda ortak bir kent stratejisi oluşturulmuş mu? Bilen var mı? Eğer onlar susarsa, bu kente “ SAHİPSİZ” denmez de ne denir.
İkincisi,
“ SAMSUN BÜYÜK OTELİ’NDE “ yaşanan sorundur.
Bilindiği gibi Samsun’un tek beş yıldızlı oteli iki yıla yakın zamandır kapalıdır. Bu otel ile söyleyeceklerimi, bir ay önce Vali adına Vali Yardımcısının Başkanlığında yapılan, “TURİZM HAFTASI” programı hazırlama toplantısında söyledim. Bir kez daha burada söyleyeyim. O gün, “ Bu otel ne kadar haklı sebeplerle kapatılmışsa, bir o kadar haklı sebeplerle mutlaka açılmalıdır” demiştim. Devamla, beş yıldızlı oteli açamayan, Türkiye müzeler ziyaretçi sıralamasında ilk on müze arasına giren “GAZİ MÜZESİ’Nİ “, tam da turizm mevsiminde ( Haziran-Eylül ) küçük bir onarım bahanesi ile kapalı tutan yönetim anlayışının olduğu yerde, “TURİZM HAFTASI KUTLAMASI YAPILAMAZ” demiştim.
Nihayet uzun bir aradan sonra Büyük otel satışa çıkartıldı. Tam bu sırada ortalık karıştı. Eski müstecir, “satamazsınız” diye bayrak açtı. Sahibi olduğu medya ve ilan verdiği gazetelerde boy boy satışa karşı çıkıldı. Daha da öteye geçilerek muhtemel müşterileri de caydırıcı duyurular yapıldı. Sonuçta ihaleye giren olmadı.
Gözler yine bu kenti yönetenlerin ve kent adına siyasi erki elinde bulunduranların yapacağı açıklamaları bekledi. Bu konuda tek söz söyleyen var mı? Duyanınız oldu mu?
Bu yükü, kentin öz çocuğu bir bürokratımızın ( İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sayın Aslan Karanfil) sırtına vurup, faturayı ona çıkartmak insafsızlıktır.
Kıyı kenar çizgisini bahane ederek bu otelin açılmasına yeşil ışık yakmayanların, Yabancılar Çarşısı’nın benzer sorununu çözdüğü unutulmadı.
Bu iki sorun konusunda tek söz söylemeyen ve Samsun’un çıkarları doğrultusunda bu iki soruna çözüm aramayan yönetim anlayışı, açık seçik “ BU KENTİN SAHİPSİZ OLDUĞUNUN” bir göstergesi değil midir?
Evet! Bugün yeni bir gün. Samsun’u beş yıllğına yönetecekler belli oldu. Yeni yöneticilerimiz! Sesinizi duymak istiyoruz. Bize sahipsiz olmadığımızı bu kez hissettirin istiyoruz. Böyle bir gücü gösterirseniz Samsun tüm sorunlarını aşar. Tersini düşünmek dahi istemiyorum.
Kentimizin yeni yöneticilerine başarılar diliyorum. İyi haftalar.
29 Mart 2009
NOT: Dört hafta önce köşemde duyurduğum gibi gelecek hafta ki köşe yazım, seçilecek Büyükşehir Belediye Başkanımıza açık mektup olacaktır.