YİRMİ YILDIR BİTİRİLEMEYEN SAMSUN ANKARA KARAYOLU VE KAZALARA ÇIKARTILAN DAVETİYE..
Bir kentin bu kader sahipsiz olmasını akıl almıyor. Hangi cepheden bakarsanız bakın mutlaka kaderine terk edilmiş bir kent fotoğrafı görüyorsunuz. Hiç kimse bunu söylüyoruz diye alınmasın. Çünkü Samsun’un bu yazgısı son üç beş yılın sorunu değil. Benim yakından izleyebildiğim kırk yıldır bu sahipsizlik sürüp gidiyor. Samsun sahipsiz diyorsunuz, zaten hiç üzerine alınan da olmuyor.
Bugün sizlerle Samsun’un bir başka önemli sorununu paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin birçok yöresini gezmiş birisi olarak, araç kullandığım karayolları içersinde Samsun Ankara Karayolu kadar berbat ve bakımsız bir Devlet Karayolu görmedim. Böylesine kötü ve tek şeritli yol artık Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde dahi kalmadı. Ankara’dan Konya, Eskişehir, İstanbul yönüne giden yolları görünce, neden sadece Samsun yönü bu kadar ihmal edilmiş diye sormak gerekiyor. Bunu anlamak mümkün değil. Bu dahi Ankara’nın Samsun’a, daha doğrusu Karadeniz Bölgesine bakışını anlatmaya yetiyor. Karadeniz insanı Devletine hiçbir dönem de sorun olmamıştır. Sanıyorum bu sadakat karşılığını ilgisizlik olarak almış.
Son dönemlerde Rize’nin kendi kökeninden Başbakanlar çıkartması, Trabzon’un her zaman kıskanarak izlediğim o güçlü lobisi, Ordu ve Giresun’un da nasıl beceriyorlarsa, hemen her dönem hükümetlere bir veya daha çok sayıda bakan vermesi, Karadeniz Otoyolu’nun yapılmasını sağlamış ve Samsun Rize arası çok güzel bölünmüş bir yola sahip olmuştur.
Ancak, bu bölünmüş yol ne kadar güzel olmuşsa, Karadeniz Kıyılarının doğasını yok edişi de, bir o kadar yanlış olmuştur. Bir başka yanlışta, bu yolun planlanması sırasında Karadeniz Bölgesini Ankara’ya bağlayacak ana arter olan Samsun Ankara yolunun birlikte planlanmamış oluşudur. Bu da sadece ve sadece Samsun olarak bizim ne kadar etkisiz bir siyasi yapıya sahip olduğumuzun bir göstergesidir.
Samsun Ankara Karayolu’nun Karadeniz Bölgesi’ni Anadolu’ya bağlayan tek çıkış yolu olması, bu yolun önemini daha da artırmaktadır. Son yirmi yıldır bu yolun yapımı sürüyor. Bir bölümü yapılıyor, diğer bölümü yapılana kadar yapılan bölüm bozulduğu için, son yirmi yıldır Samsun Ankara arasında ki yol çalışması hiç bitmiyor.
Samsun Ankara Karayolu’nun Samsun Çakallı arası ilk kez, Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın Karayolları 7. Bölge Müdürü olarak atanmasından bir süre sonra, tamamen Sayın Yılmaz’ın kişisel çabaları ile çift yol haline getirilmişti. Ne var ki, bu bölümün dahi her sene bozulan kaplamasının onarılması çalışmaları nedeniyle, bu yolun daha da ilerletilmesi mümkün olmamıştı.
Artık ben de karayolu yapmayı bilmediğimiz şeklinde bir ön yargı oluştu. Çünkü yapılan yollar doğru dürüst yapılsa, aynı yol bir yıl sonra bozulduğu için yeniden bakım onarım işlemine tabi tutulur mu?
Ancak, bu kez Samsun-Ankara arasında ki yol çalışması öncekilerden çok farklı ele alınmış görünüyor. Bu güzergahın en sıkıntılı bölümü olan Samsun Merzifon arası viyadük ve tünellerle tehlikeli virajlardan kurtarılıyor. Geçte olsa bu bölünmüş yolun düşünülmesi ve de hızla yapımının sürdürülmesi beni mutlu etti. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Umuyorum bu yol çalışmaları kışa kalmadan bitirilir. Çünkü geçen hafta içersinde özel aracımla yaptığım üç günlük bir Eskişehir seyahati sırasında biri gündüz, diğeri gece olmak üzere iki kez geçtiğim Samsun Ankara Karayolu çalışmasını yakından görmüş oldum.
Seyahatim sırasında bu yol yapım çalışmalarında bazı ciddi sorunlar yaşadığım için bu konuyu gündeme taşımak istedim. Sanıyorum yol yapımı sırasında sürücü güvenliği açısından bazı konuların ciddiye alınmamış oluşu, bazı sıkıntılara neden oluyor, hatta cinayet sayılacak bazı kazalara davetiye çıkartıyor.
Eskişehir dönüşümüz akşam saatlerine kaldığı için, Çorum Samsun arasını saat 20.00 den sonra geçtik. Çorum’dan çıktıktan bir süre sonra bölünmüş yol inşaatı başlıyor. Yol inşaatı nedeniyle yol sık, sık tek şeride düşüyor. Bu nedenle yol üzerinde sürekli olarak işaret levhaları ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Fakat bu uyarı levhalarının hiç birinde gece görünmesini sağlayacak bırakınız ışıklandırmayı, fosforlu yansıtıcı dahi bulunmadığı için, karşı yönden yoğun bir şekilde gelen araçların farları nedeniyle, bir noktadan sonra uyarı levhalarını görme olanağı kalmıyor. Tam size ayrılan yola girdiğinizde bir levha ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. O andan itibaren işiniz şansa ve sizin ustalığınıza kalıyor. Yapacağınız bir anlık panik sonunuz olabilir.
Kırkbir yıllık bir sürücü olarak Çorum Samsun arasında üç kez çok ciddi tehlike yaşadık. Açıkçası biraz şansımız, biraz da kırkbir yılın deneyimi sayesinde Samsun’a sağ salim ulaştık. Yaşadığımız üç olayda da yapımcı firmanın insan yaşamını ciddiye almayan sorumsuzluğu vardı.
İlk olayı Çorum’dan sonraki ilk bölünmüş yol çalışmasının olduğu yerde yaşadık. Yolun tek şeride düşeceğini gösteren uyarı levhalarını (Hiç birisinin gece görülmesini sağlayan yansıtıcısı bulunmuyordu) takiben karşıdan yoğun bir şekilde gelen araç trafiğinin farlarının etkisi altında tek şeride girdik. Girer girmez de, devrilerek zaten dar olan yolumuzu kesmiş büyük bir uyarı levhası ile karşı karşıya kaldık. Paniklesem veya son anda fark etmesem, levhaya çarpıp karşıdan gelen araçların önüne düşmemiz kaçınılmaz. Ani bir refleksle kurtardık. İlk şoku atlattıktan sonra arabayı durdurup yerdeki levhayı kaldırmayı düşündüm ama hem karşıdan gelen, hem de arkamdan gelen yoğun araç trafiği buna izin vermedi.
Bir süre sonra bu kez yolun çift şerit olduğunu gösteren ve yine yansıtıcısı olmayan uyarı levhalarını takip ederek kendi yolumuza giriyoruz. Karşıdan gelen araçların farlarının etkisi ile önümüzü görmemiz zorlaşıyor. Tam oh! Yol genişledi diye düşünürken, neden konulduğunu anlayamadığım yolu ortadan bölen sıra, sıra ayaklı levhalarla burun buruna geliyoruz. Çok şükür bunu da atlattık.
Merzifon’u geçiyoruz, yine yol inşaatı devam eden bir yerde yol bir tek, bir çift şeride geçiyor. Tek şeritli bir yoldan çift şeritli yola geçtiğimiz bir sırada yolu karıştırıp bizim yolumuza girmiş iki araçla burun buruna kalıyoruz. Biri sağa diğeri sola kaçan iki aracın arasından geçip yolumuza devam ediyoruz, ama başımdan aşağıya da buz gibi ter boşanıyor.
Her üç olayın da tek nedeni uyarı levhalarının ışıksız veya yansıtıcısız oluşu. Hiç olmazsa ayrışma noktalarının başında ki ilk levha yansıtıcılı olsa bu tür tehlikeler yaşanmaz diye düşünüyor ve ertesi gün bu konuyu Samsun’da ki Karayolları 7. Bölge Müdürlüğüne iletmeye karar veriyorum.
Yine Çorum Samsun arasında üç tünelden geçiyoruz. Tüneller gerçekten çok güzel olmuş ve özellikle de Havza Merzifon arasında ki dar virajları ortadan kaldırdığı için, bu bölgede geçmişte yaşanan ölümlü kazalar sona erecektir diye düşünüyorum. Ancak tünellerin birisi tamamen karanlıktı. Diğer ikisinden birisinin bir tarafının yan aydınlatması, diğerinin ise her iki yan aydınlatması bulunuyordu. Her üçünde de tavan aydınlatması bulunmadığı ve yan aydınlatmalar da yeterli olmadığı için, tünellerden geçişler önemli riskler taşıyor. Belli ki tüneller henüz tam bitirilmemiş. Bu şekli ile nasıl trafiğe açılmış onu da anlamak mümkün değil.
Bu olayları yaşamış ve önemli gözlemler yapmış birisi olarak ne yapmanız gerekir? Gördüğünüz bu eksiklikleri yetkili makamlara bildirirsiniz değil mi? Ben de öyle yapıyor ve Karayolları 7. Bölge Müdürlüğünü arıyorum.
Bu sırada da Bölge Müdür değişikliği olmuş, o nedenle Müdür Beye ulaşamadım. Sekterinden beni bir başka yetkili ile görüştürmesini rica ettim. Bir gün sonra adını vermeyeceğim bir müdür yardımcısı ile görüşmem mümkün oldu.
İlk sorum, bu yolun TCK 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılıp yapılmadığıydı. Evet! Cevabını alınca, bu kez yolu müteahhide mi yaptırıyorsunuz sorusunu sordum. Ona da evet cevabı gelince, biraz daha rahatlayarak yaşadığım sorunları iletmek istedim. Ancak anlaşılmaz bir üslupla sıkı denetim yaptıklarını ve katı bir tarzda levhaların yeterli olduğu cevabını aldım. Kendisine eleştirmek için değil, gördüklerimi söylemek için aradığımı ve bazı konularda bilgi alarak köşe yazım da değerlendireceğimi anlatmaya çalışırken, “Ne yazısı, ne gazetesi? “ Gibi tepkili karşılık alınca, “Özür dilerim, ben sizden teşekkür beklerken, siz tepki gösteriyorsunuz, anlaşılan hata etmişim” Deyip telefonu kapattım.
Olaya bakar mısınız?. Ben sorumluluk taşıyan bir vatandaş olarak, uyarıda bulunup olabilecek muhtemel kazaların önlenmesi için çaba harcıyorum, karşılığında anlaşılması güç bir karşılık alıyorum.
Daha sonra aynı yoldan gece geçen iki arkadaşım da benim tespitlerimi doğruluyordu. Her ay bu ülkede yüzlerce insan trafik kazasın da canını kaybediyor. Tamam, çoğu kazada sürücü hatası var. Bu doğru, ama yol yapım hataları veya alınmayan tedbirler nedeniyle de, çok sayıda kaza olduğu da bilinen bir gerçek değil mi? Düşük banket ve mıcır kaymalarının neden olduğu kazalar, sürücü hatası mı? Bu ülkeye çok önemli hizmetler verebilecek Rahmetli Adnan Kahveci’yi böylesine bir işaretleme hatasından kaybetmedik mi?
Bizi yönetenlerin bu tavırlarına üzülmemek mümkün değil. Umarım bu yol inşaatı can kayıplı kazalara neden olmadan tamamlanır. Ne yapalım ki, bu manzaralar ülkemizin gerçekleri. Yazık ki, yazık..
İyi haftalar. 23 Ağustos 2009
SADİ SUBAŞI