Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Eczacıların İsyanının Altındaki Gerçekler

ECZACILARIN İSYANININ ALTINDA Kİ GERÇEKLER.

Bilindiği gibi eczacılar 04 Aralık 2009 sabahı yurt genelinde, halkımızın ilaca ulaşımını sağlayacak çok sayıda nöbetçi eczaneyi açık tutarak bir günlük, “ECZANE KAPAMA EYLEMİ” YAPTI.
Eczacıları yurt düzeyinde bu eylemi yapmaya iten nedir? Söylenenler gerçeklerle ne kadar örtüşüyor? İşte bunları bugün bu sütunlarda sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kırk yıldır halkımıza sağlık hizmeti vermeyi sürdüren ve eczacılık mesleği ile ilgili meslek kuruluşunun en alt kademesinden en üst noktasına kadar görev yapmış bir eczacı olarak, sahip olduğum deneyim ve birikimlerle sizleri aydınlatmak istiyorum.
Devlete hiçbir yük getirmeden, Türkiye’nin en uzak noktalarına kadar sağlık hizmetini taşımanın yanında, halkımıza sağlık alanında da çok ciddi danışmanlık hizmetini hem de beklentisiz olarak veren, tam anlamıyla bir kamu hizmeti sunan bu meslek grubu, günümüzde yok edilmenin endişelerini yaşamaktadır.
Her dönem Devletinin çıkarlarını ön plana alarak büyük bir özveri gösteren bu onurlu meslek sahipleri, bugüne kadar kendilerine dayatılan onur kırıcı uygulamaları hak etmemiştir.
Her geçen gün artarak süren haksız uygulamalarla, neredeyse Devletin tahsildarı durumuna düşürülerek asli görevi olan eczacılık hizmetini dahi sunamaz hale getirilen eczacıları, isyan noktasına getiren gerçekleri görmezden gelerek bu isyanlarını, sadece maddi nedenlere indirgemek eczacılara yapılmış en büyük haksızlıktır.
Eczacılar, bu yapılanları ve içine düşürüldükleri ayakta durabilme sürecini hiç mi, hiç hak etmemişlerdir. Sorun ve altında yatan gerçekler o kadar da basit değildir.
Eczacıların bugünkü isyanını, halkımıza ucuz ilaç sağlanması nedeniyle karlılıklarının azalmasına karşı yapılan bir direniş gibi göstermek, sorunları çarpıtmak ve asıl nedenleri örtmek demektir.
ÇÜNKÜ;
Siyasi getirileri ön plana alarak, kaynağını da hazırlamadan tüm kesimleri sınırsız sağlık güvencesine alan siyasi iktidar, sağlık bütçesinin çok ciddi açıklar vermesine de zemin hazırlamıştır. Bu da, siyasi iktidarı bu açığı kapatmak için ilaç fiyatlarını daha da aşağı çekmeye itmiştir. Bu gerçeği vurguladıktan sonra, sorunu daha iyi anlayabilmek için biraz gerilere giderek nereden nereye geldiğimizin hatırlanmasında yarar vardır.
İlaç fiyatlarının yüksek olması ve sürekli artması, sonuçta eczacıların karlılığını artıran bir nedendir. Bunun aksini savunmak ise, eczacıların karlılığının azalmasını istemek değil midir? Önce bu kuralın altını çizelim.
İşin asıl göz ardı edilmemesi gereken nokta da işte burasıdır. Nedeni ise, tüm eczacıların üyesi olduğu TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ’NİN 1984 yılından sonra, daha da artarak devam eden,” İLAÇ FİYATLARI TÜRKİYE’DE YÜKSEKTİR, UCUZLATILMALIDIR” Söylemidir.
Eğer bir mesleğin en üst kurumu, kendi meslektaşlarının çıkarları yerine Ülkesinin, dolayısıyla halkının sömürülmesine karşı çıkıyor ve sürekli, “İlaç fiyatlarının yüksek olduğunu” gündeme taşıyor, bu konuda bir mücadele veriyor ve tüm üyeleri de bu savı destekliyorsa, bu meslek gurubunu bugün sadece çıkarları için eylem yapmakla suçlamak, en azından insafsızlıktır.
İlaç fiyatlarının düşürülmesine böylesine sahip çıkan bir meslek gurubunun, ancak ayakta durmasını sağlayacak seviye düşürülmüş kar oranını, bu kez daha da düşürerek onları yok edecek seviyeye indirmek hangi mantıkla bağdaşır?
1984 yılında değiştirilen “İlaç Fiyat Kararnamesi” ile ilaç fiyatlarının en alt seviyede tutulmasını belirleyen kurallar yerini, “ Beyan usulü” ile ilaç tekellerinin insafına bırakırken, buna ilaç fiyatlarının hızla yükseleceği gerekçesi ile karşı çıkan yine Türk Eczacılar Birliği’dir.
1980’li yıllarda başlayan yerli ilaç üretimi, 1990’lı yıllarda % 40’lara yükselmiştir. Artık Türkiye çok önemli ilaç hammaddelerini kendisi üretmekte ve Dünya piyasasına da satmaktadır. İşte tam bu sırada Türkiye’nin Avrupa gümrük Birliği yasasını kabulü gündeme gelir. Bu süreçte de Türkiye’ye, “İLAÇTA PATENT YASASI” Dayatılır.
Patent, üretici ilaç tekellerinin koruma altına alınması ve aynı ilacın bir başka ülke tarafından yüksek bedeller ödemeden yapımını engellemektedir.
Dönem Sayın Çiller Hükümeti dönemidir. Türkiye’den daha önce “İLAÇTA PATENTİ” kabul eden ülkelere tanınan geçiş süresi dahi tanınmadan ülkemize dayatılan “İLAÇTA PATENT YASASI” 1995 de kabul edilir.
İLAÇTA PATENT demek pahalı ilaç ve yerli ilaç sanayinin sonu demektir.
Patente direnen, zamansız olduğunu ve yerli ilaç sanayinin biraz daha ayakları üzerinde durur duruma gelmesi gerektiğini söyleyen ve bu aceleciliğin ilaç fiyatlarını patlatacağını ve yerli ilaç sanayinin yok olacağını savunan tek kuruluş, yine TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ’DİR.
Patentin kabulü yerli ilaç üretimin sonu olur. Yerli ilaç sanayicileri de dünya ilaç tekellerinin pazarlamacısı haline gelirken, ilaç fiyatları da alır başını gider.
Sen misin? Kendi çıkarların yerine ülke çıkarlarını savunan! Sana mı kaldı ülkeni savunmak? Bu ülkede işte böyle teşekkür ederler adama! Ve işte böyle keserler cezayı dercesine, yüksek fiyatlı ilacın faturası eczanelere çıkartıldı.
İlaç fiyatlarının yükselmesine sanki eczacılar neden olmuştur, dolayısıyla da faturayı da onlar ödeyecektir. İşte bu mantıkla, fiyat düşüşlerini eczacının ve yanında çalıştırdığı insanların ekmeğinden keserek sağlamaya çalışılmaktadır. Durum bugün tam anlamıyla budur. Eczacının isyanı da bu yanlış uygulamayadır. Çünkü eczacının artık yapabileceği fedakârlık kalmamıştır.
Merak ediyorum bugün bu hayati kararları alanların kaç tanesi ilaç konusunda yaşananların geçmişini bilmektedir veya araştırmıştır? Eczacı yaşamını sürdürebilmek için, en azından tüm dünyada verilen meslek hakkını almak istemektedir.
Yanlış ve yoruma açık beyanlarla eczacıyı halkla karşı karşıya getirmek Devleti Yönetim anlayışıyla bağdaşamaz.
Siyasi irade olarak, dün seçim kaygısıyla vatandaşa verilen sınırsız hakları bugün geriye almaya kalkarsanız, bunu da halka hissettirmemek için eczacıyı kalkan olarak kullanırsanız, bunun adı en azından insafsızlık olur.
İlaçta tek alıcı durumuna gelen Devlet, aldığı karaları alternatifsiz olmanın avantajını kullanarak dayatmalarla uygulamaya kalkarsa, bunun adı tekelci zihniyettir. Bu da demokrasi ile yönetilen bir ülkenin devlet anlayışıyla uyuşmaz.
Aslında şaşırtıcı olan, bugünkü siyasi iktidar ile Türk eczacısının anlaşmazlığıdır. Yıllardır ilaç fiyatlarının düşürülmesini savunan eczacıların söylediklerini gerçekleştiren bir siyasi irade, iktidardadır.
Geçmiş dönemlerin siyasi iktidarlarının uyguladığı yanlış ve beceriksiz sağlık ve ilaç politikaları nedeniyle sürekli yükselen ilaç fiyatlarının düşürülebileceği kanıtlanmıştır. Bunu kanıtlayan günümüzün siyasi iktidarının alkışlanacak bu uygulaması, Türk Eczacılar Birliği’nin yıllardır ısrarla sürdürdüğü söylemlerle örtüşmektedir.
O halde sorun nedir?
Sorun, yukarıda da değindiğim gibi, zaten yeterince ucuzlatılan ilaç fiyatlarını daha da düşürmeye ve bunun da diyetini eczacıya ödetmeye çalışmaktır.
Sorun, ilaç fiyatlarının daha da düşürülmesi adına hastaları, sağlığı için gerekli olan ilaçları yerine aynı görevi tam yapamayacak benzeri ilaçları, sırf daha ucuz olduğu için almaya zorlamak veya arada ki büyük farkları hastaya ödetmektir.
Sorun, eczacıların kendi yaşamsal sorunları ile birlikte hastalarının da haklarına sahip çıkmalarıdır.
Şimdi birkaç ilacın fiyatı son 5 yılda ki değişimini karşılaştırarak Sağlık Bakanlığına bazı sorular sormak istiyorum.
ZOCOR 10 mg. tablet 2003 yılında 47.00 TL. 2009 yılında 5.91 TL.
ZOCOR 40 mg. “ 2006 “ 49.20 “ 2009 “ 10.77 “
AMARİL “ 2004 “ 24.78 “ 2009 “ 6.88 “
CİPRAM “ 2003 “ 69.05 “ 2009 “ 14.68 “
NORVASC 10 mg. “ 2005 “ 35.51 “ 2009 “ 13.77 “
KLACİD 500 mg “ 2006 “ 37.99 “ 2009 “ 14.81 “
PROZAC “ 2003 “ 34.24 “ 2009 “ 9.97 “
Bu tablodan da görüleceği gibi, son 5 yılda ilaç fiyatları ortalama 3–5 kat oranında ucuzlatılmıştır. Bu, dünya ilaç tekellerinin ülkemize yıllardır 3–5 kat daha pahalı ilaç sattığının kanıtıdır.
Eczacıları yaşamsal sorunların içine iten siyasi irade, neden ilaç tekellerinin üzerine gitmemektedir?
Aynı ilaç tekelleri bir ilacı, değerinin ¼, hatta 1/5 fiyata nasıl satabilmektedir? Bunu kimse sorgulamayacak ama sıra eczacıya gelince, onun yaşamsal hakları acımasızca elinden alınacak. Buna da adalet denilecek.
Şimdi soruyorum, yıllardır böylesine yüksek fiyatla ilaç satan firmalara bunun hesabı neden sorulmamaktadır?
Her ilaç fiyat düşüşü sonrası, eczacı elindeki yüksek fiyatlı alınmış ilaçları belirlenen düşük fiyattan satmak zorunda kaldığı için elindeki ilacın değeri, indirim oranında erimektedir. Geçmişte zaman, zaman ilaç firmaları bu fiyat fakından doğan kayıpların hiç olmazsa bir şekilde karşılıyordu. Artık onların da yapabileceği çok bir şey kalmamış bulunmaktadır. Eczacı kaderi ile baş başa bırakılmıştır.
Bir yanda elindeki malın değer kaybı, diğer yanda büyük indirimler nedeniyle düşen karlılığı, eczacıları yok olma noktasına getirmiş ve eczacıları bankalara mahkûm etmiştir.

Tedavi zincirinin son ve en zayıf halkasına acımasızca yüklenenler, eğer kafalarının arkasında gizlenmiş bir başka olguya zemin hazırlamıyorlarsa, en azından ülkesinin çıkarlarına her dönem de sahip çıkan eczacı camiasına çok ama çok büyük bir haksızlık yapmaktadırlar.
ECZACI, her ilaç fiyat ayarlamasının tarafı olmadığı için artık diyet ödemek istememektedir.
ECZACI, siyasi iradenin ücretsiz sağlık hizmeti adı altında tedavi merkezlerini ücretli hale getirip bunun tahsilâtını da eczanelere yükleyen uygulaması sonucu, hastası ile oluşan sorunları artık yaşamak istememektedir.
ECZACI, örneğin,“tüm tansiyon ilaçlarını aynı pakete koyup, ne yazılırsa yazılsın en ucuzunu vereceksin veya arada ki farkı alacaksın” diyen, sağlık dışı anlayışı hastasına anlatmak zorunda bırakılarak, yeminine uymayan uygulamaları yapmak istememektedir.
ECZACI, onurunu kıran ve hastası ile sorunlara neden olan tahsildarlık görevini içine sindirememektedir.
ECZACI, sağlık hizmetini sürdürebilmek için meslek hakkı istemektedir.
Geçtiğimiz Cuma günü gerçekleştirdiğimiz eylem nedeniyle anlayış gösteren ve desteğini esirgemeyen tüm kardeş sağlık örgütlerine teşekkür ederiz.
Böylesine zor bir eylemi % 100 başarı ile sonuçlandıran ve eylem sırasında ciddi bir şekilde denetimlerini sürdürerek hiçbir sorunun yaşanmasına izin vermeyen, 6. BÖLGE ECZACI ODAMIZIN Başkanı Sayın Ecz. ARMAN ÜNEY’İ ve O’nun şahsında tüm Yönetim Kurulu Üyelerini, eylemde büyük bir inançla birliktelik sağlayan değerli meslektaşlarımı yürekten kutluyorum.
Sağlıklı düşüncelerin hakim olduğu, sağlıklı günler dileğiyle..
06 Aralık 2009
Ecz. SADİ SUBAŞI