Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Dersimiz Atatürk Filmi ve Düşündürdükleri.

“DERSİMİZ ATATÜRK FİLMİ” VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 2009 yılına kadar geçen 71 yıllık süreçte, O’nu anlatan hiçbir film yapılmamışken, son bir yıl içersinde üç “ATATÜRK” Filmi yapılmış olması çok önemli bir gelişmedir.
İki gün önce seyrettiğim “Dersimiz Atatürk Filmi” ile her üç filmi de izlemiş oldum. Bundan önceki iki filmi bu köşede değerlendirmiş ve düşündüklerimi sizlerle paylaşmıştım. Bugün de “ DERSİMİZ ATATÜRK” Filmini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu film üzerindeki değerlendirmeme geçmeden bir konunun altını çizmek istiyorum. İlk film olan Can Dündar’ın yapımı “MUSTAFA” Filmini seyre gitmeden önce çok sayıda olumsuz eleştiri yazısı okumuştum. Belki de bunların etkisi ile filmin ilk yarısını izledikten sonra, filmin arasında arkadaşlarla, “Ne var bu filimde, bu kadar eleştirdiler” diye yorum yapmıştık. Ancak filmin ikinci yarısında, Atatürk’ün insani yönlerini anlatma bahanesiyle, özellikle küçük yaşta ki çocukların kafasında yanlış bir Atatürk imajı çizecek ciddi hatalar ve abartılı yorumlar var diye ben de eleştirmiştim. Bu filmden dolayı Can Dündar’da çok fazla eleştiri almıştı.
İkinci film, Zülfü Livaneli’nin “ VEDA” Filmiydi. Bu filmde de Atatürk’ün hem askeri yönleri, hem de insani yönleri çok daha seviyeli ve abartısız anlatılmıştı. Bana göre şu ana kadar yapılan en iyi Atatürk filmiydi. Ama bu filmde eleştiriler aldı.
Son gittiğim film için de çok değişik eleştiriler okudum. Bu film adı gibi bir ders niteliğindeydi.
Şimdi bunların hepsini bir yana bırakıyor ve 70 yıl kimsenin cesaret edemediği Atatürk Filmi yapımı konusun da, “MUSTAFA” Filmi’ni yapan Can Dündar’ı da, “VEDA” Filmi’ni yapan Zülfü Livaneli’yi de, “DERSİMİZ ATATÜRK” Filmi’ni yapan Hamdi Alkan’ı da kutluyor ve bir cumhuriyet dönemi sevdalısı olarak kendilerine teşekkür ediyorum.
Gelelim “DERSİMİZ ATATÜRK” Filmine. Film bir evin kütüphanesinde geçiyor. Okulda öğretmenin çocuklara Atatürk ile ilgili bir ödev vermesi ile başlayan film, çocuklardan birisinin tarihçi olan dedesinin çalışma odasında, “ tarihçi dedenin” Atatürk’ü sözlü ve görsel anlatımı ile sürüyor.
Tarihçi dede’yi canlandıran Çetin Tekindor’un, zaman zaman çocukların soru sormasına olanak yaratarak onlarında ortak olduğu harika bir öğreti sunuyor. Zaman zaman alçalan, yükselen ses tonu ve mimikleri ile çocukların üzerinde öylesine güçlü bir etki sağlıyor ki çocuklar adeta Atatürk ile bütünleşiyor. Çetin Tekindor, adeta “Bir ders nasıl anlatılırın” da dersini veriyor.
Senaryonun yazarı Turgut Özakman olunca, ortaya çıkan film de tam anlamı ile okullar için bir “Atatürk” dersine dönüşmüş.
Çanakkale Zaferini anlatan “DİRİLİŞ”, Anadolu’yu düşman işgalinden temizleyen şanlı Kurtuluş Savaşımızı anlatan “ŞU ÇILGIN TÜRKLER” Kitaplarının da yazarı olan ve Cumhuriyet Dönemi ile Atatürk’e ait en geniş bilgi birikimine sahip TURGUT ÖZAKMAN gerçekten güzel ve yalın bir senaryoya imza atmış.
Turgut Özakman’ın abartıdan uzak, çocukların kafasını karıştıracak Atatürk’ün özel yaşamına çok girmeyerek yazdığı senaryo üzerine kurgulanan bu film, her türlü kaygıdan uzak tüm ilköğretim okullarında ders niteliğinde gösterilebilecek bir film olmuş.
Atatürk rolünü oynayan son dönem dizilerinin çok tanınmış başarılı ismi Halit Ergenç ve çocuk rolünde ki Batuhan Karaca son derece başarılı bir oyun ortaya koymuşlar.
Filmin eleştirilecek yönleri yok mu? Tabiî ki var. Ama bunlar yanlışlardan öte, bazı eksiklikler olmuş diye düşünüyorum. Film madem ders niteliğin de hazırlanmış, o zaman bu eksiklikleri de sorgulamak gerekir.
Filmin ikinci bölümünde tarihçi dede, Atatürk’ün çocuklara olan sevgisini ve onlara verdiği değeri, eğitim konusunu nasıl önemsediğini ve öğretmenlere olan saygı ve inancını, Atatürk’ün yaşamından kesitler sunarak çok güzel anlatıyor.
Bir ağacın dalını kesmemek için altına ray döşeterek evini nasıl 5 metre öteye kaydırışını, çevresinde ki tüm insanların olmaz dedikleri, taşlarla kaplı çorak bir araziyi kısa sürede yemyeşil bitki örtüsü ile donatarak yarattığı Atatürk Orman Çiftliği örneği ile çevreye verdiği önemi vurguluyor.
Çağdaşlık ve bağımsız bir ulus olmanın değerini, din ve devlet işlerinin ayrılmasını sağlayan laikliği, kadınlara eşitlik sağlayan hakları nasıl verdiğini çok güzel anlatıyor.
Bunlara karşı, en az bunlar kadar önemli olan diğer devrimlere neden yer verilmemiş anlayamadım. Eğer bunlara da yer verilmiş olsaydı, dört dörtlük bir Atatürk belgeseli ortaya çıkmış olurdu diye düşünüyorum.
Kurtuluş Savaşı’nın büyük bir zaferle sonuçlanmış ve Türk Askeri İzmir’e girmiştir. Yaşanan büyük coşku ile Mustafa Kemal’in gireceği karargâhın merdivenlerine işgal sırasında Yunanlıların yaptığına misilleme olarak Yunan Bayrağı serilir. Bilindiği gibi, Atatürk burada “ Bayrak bir milletin onurudur, onun üzerine basılmaz” Demiş ve bayrağı kaldırtmıştır.
Filimde, Atatürk merdivenlere serilen bayrağın önünde bir süre duruyor ve sonra bayrak kaldırılıyor ama bu bölümde o çok anlamlı sözler yer almıyor. Bu bana bir eksiklik gibi geldi.
Rolünü çok güzel canlandıran Halit Ergenç yapılan makyaja rağmen fiziksel olarak Atatürk’e hiç mi hiç benzememiş. Hele de uzun burunu nasıl yakıştırmışlar anlamadım.
Eksiklik olarak yazdıklarıma rağmen bu film gerçekten çok önemli bir yapımdır. Edindiğim bilgilere göre filmin izlenme oranı, “İvedik” gibi rezalet filmlerin çok altında kalmış. Bu da toplumsal kültür olarak uğradığımız erimenin bir göstergesi olsa gerek.
Bu film, ilköğretim okullarında karga kovalayan olarak başlayan, “ATATÜRK” öğretilerinden çok daha anlamlı ve yukarıda da belirttiğim gibi çok daha geniş kapsamlı bir “ATATÜRK” Anlatımı.
Eğer bu ülke, hala Laik ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise, O’nu kuran ve bizlere emanet eden ATATÜRK’Ü çocuklarımıza en güzel ve en doğru şekilde anlatacak bu film, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm ilköğretim okullarında mutlaka izlettirilmelidir.
Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza geçmişimizi yok saymadan, Osmanlı dönemini de, Cumhuriyet dönemini de ve bu ülkenin bağımsızlığı adına yaşadığı tüm evreleri doğru öğretmek biz ana babaların görevi olmalıdır. İşte bu anlamda, tüm ana babaları çocuklarına bu filmi izlettirmelerini öneriyorum. Tarihini bilmeyen toplum bugünkü gibi ayrışır ve birbirine düşman olur. Artık bu yanlışımızı görelim ve birey olarak da her birimiz üzerimize düşeni yapalım.
İnanıyorum ki, Atatürk’ü doğru öğretmek, bazı kesimlerde inatla sürdürülen “Din düşmanı Atatürk” tanımlamasını da yıkacaktır.
Beni çok umutlandıran bir izlenimimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Filmi izlediğim salonda sanırım beş kişiydik. Salondan çıkarken bana eşlik edenlere baktığımda gördüğüm, iki genç ve yanlarında iki türbanlı kızdı. Yorumunu sizlere bırakıyorum.
Dünya boşuna Atatürk’ü yüzyılın lideri seçmemiş. Ne mutlu ki bize, ölümünden sonra dahi bir topluma yön verebilen ve düşmanlarına korku salan bir lidere sahibiz.
İlerleyen yaşına rağmen hala araştıran ve yazan gerçek bir Atatürkçü ve vatansever olan Sayın Turgut Özakman’a teşekkürlerimi sunarken, sağlıklı ve uzun bir yaşam diliyorum.
İyi haftalar… 11 Nisan 2010 SADİ SUBAŞI

“ SAMSUN’DA VAR SAMSUN İÇİN AL”
Kampanyası devam ediyor.
LÜTFEN ! Her gittiğiniz alışveriş merkezinde ihtiyacınız olan ürünün varsa, Samsun ve ilçelerinde yapılanlarını alınız. Samsun ürünlerini satmayan işyerlerini bu konuda uyarınız.