SAMSUNSPOR’UN KURTULUŞ UMUDU CESUR
YÖNETİMLERDEDİR.
1. BÖLÜM
Olamazdı olmuyor. Taşıma suyuyla değirmen dönmezdi. Dönmüyor da.
Samsunspor’da işler bir türlü düzelmiyor. Samsunspor son on dört yıldır adeta suni teneffüsle
ayakta kalmaya çalışıyor.
Artık Samsunspor’u tek başına yüklenip taşıyacak bir Menteşoğlu yok. On beş yıl kimseden bir
kuruş para istemeden, hiçbir kent yöneticisini bunaltmadan, tartışılır tarafları olsa da sonuçta
oyuncu alıp, oyuncu satarak son dönemi hariç Samsunspor’a en başarılı dönemlerini yaşatan bir
İsmail Uyanık’ta yok.
Son on dört yılda biraz da siyasi iradenin itmesi ile yönetime getirilen işadamlarının kendi
işlerinde ki başarılarını Samsunspor yönetimine yansıtamaması sonucu, borcu 50 milyon sınırına
dayanmış bir Samsunspor yaratılmıştı.
Bu kötü gidişin temelinde, futbol için gerekli olan özelliklere sahip olmayan yönetimlerin,
menajerlere teslim olarak çok sayıda yanlış oyuncu transfer etmesinde yatmaktadır.
Son beş yılda görev yapan Erkut Tutu Yönetimi ile son iki yıldır görev yapan Emin Kar
yönetimlerini ayrı tutarak söylemek gerekirse, her yıl çoğu bir yıllık sözleşmelerle, bir kısmı
kiralık onlarca oyuncu transfer edilmiş ve sezon içerisinde paraları zamanında ödenemediği için
bir sonraki sezonda elde birkaç oyuncu kalmaktadır.
Hemen her sezon sonunda alacakları için federasyona başvuran oyuncular nedeniyle, federasyonda
ki transferi engelleyen tahtamızın kapatılması tehlikesi yaşanmıştır.
Büyük paralarla transfer yapma gücü olmayan Samsunspor, her sezon sil baştan yapmakta ve
transferde alıcı bulamayan oyuncuları alarak kadro oluşturmaktadır. Yapılan açıklamalardan bu
yılda aynı yöntemin uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Her yıl aynı tablonun sergilendiği Samsunspor’un kadrosu adeta her yıl yeniden kurulmuştur. Bu
anlayışta ki yönetimlerle Samsunspor’un borç batağına düşmemesi mümkün değildi. Zaten öyle de
oldu.
Bu anlattığım tablonun bu kafalarla bugünden sonra da değişmesi olası gibi
gözükmemektedir.
Son iki yılın yönetimi ile ilgili söyleyeceklerimi yazımın son bölümüne bırakarak başlıkta yer
alan kurtuluş reçetesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’de futbolcu yetiştiren en önemli 3-4 bölgeden birisi de Samsun’dur. Nitekim son on dört
yılın öncesinde ki hemen her dönem alt yapıdan birkaç oyuncu A takımına monte
edilmekteydi.
Alt yapıdan gelerek büyük kulüplerin dikkatini çeken oyuncular büyük paralarla satılmakta ve
takımın ekonomik dar boğaza girmesi engellenmekteydi.
Nitekim Mustafa Kefeli, Tanju Çolak, Kemal Dikmen, Hayri Koloğlu, K. Ümit, Ertuğrul Sağlam,
Ercan Koloğlu, Serkan Aykut ve Celil Sağır üç büyük kulübün formasını giymiş
oyuncularımızdı.
Üç büyük dışında ki diğer takımlara giden ve hala bir kısmı bu takımlarda forma giyen, Musa
Aydın, Adnan, Mehmet Nas, Caner bunlardan bazılarıdır.
Geçmiş yıllarda bunların dışında bir de adı sanı olmayan bazı yetenekli futbolcular alınır ve
kısa süre sonra marka haline getirilip üç büyük kulübe satılırdı. Tümer Metin, İlhan Mansız,
Kaleci Fatih, Erman Günaçar bunlardan sadece birkaç tanesidir.
Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin tek Avrupa gol kralı da bu yapıdan çıkmıştır.
Böylesine futbolcu yatağı olan bir kent artık neden bu tür futbolcuları alt yapıdan A takımına
taşıyamıyor? İşte bu sorgulanmalıdır.
Artık gelecek vaat eden futbolcu yetişmiyor diyemeyiz. Hemen her dönem genç ve U-19 milli
takımına oyuncu veren bir takımın alt yapısının yeterli olmadığı söylenemez.
Kentimizin amatör takımlarından her yıl çeşitli kategorilerde Türkiye birincilik ve
ikinciliklerini kazanan ve yine her yıl yetiştirdiği üç-dört gelecek vaat eden oyuncusunu Süper
Lig takımına veren Kadıköyspor gerçeği neden görmezden gelinir?
Süper lig takımları Türkiye finallerini izleyerek bu takımın gelecek vaat eden oyuncularını
kadrosuna katarken, burnumuzun dibinde ki bu takımdan neden oyuncu alamayız?
Daha da ileri giderek söylemek isterim ki, böylesine genç futbolcu tarlası takımı, Samsunspor
neden himayesine alarak desteklemez? Bunları akıl mantık alıyor mu?
O halde sorun nerede?
Bu olumsuz tablonun iki önemli nedeni vardır.
Birincisi, görev alan yönetimlerin gençlere sahip çıkacak cesareti gösterememesi,
İkincisi ise, günlük başarı için değil uzun vadede kalıcı genç bir takım yaratacak irade ve
cesarete sahip olmayan teknik direktörlerin göreve getirilmesidir.
Bu kötü gidişten çıkmanın yolu, bundan sonra görev alacak başkan ve yönetimler, sezona
şampiyonluk vaat ederek ham hayallerin peşinden koşmak yerine, alt yapıdan oluşan bir kadro
kurup, elde ki veya alınacak birkaç deneyimli oyuncu ile takviye ederek, en az iki yıl PTT
Liginde tutunmayı hedef göstermelidir.
Bu hedef için Genel Kurullardan onay isteyecek cesareti gösterecek Başkan ve yönetimler,
Samsunspor’un tek kurtuluş yoludur.
Aksi halde bu günkü yönetim gibi para bulmak için kapı kapı gezmek zorunda kalan Samsunspor
yönetimleri, dilenci suçlamalarıyla karşı karşıya kalmayı sürdürecektir.
Tarihinin hiçbir döneminde sabit bir geliri olmayan Samsunspor’u kentin Spor Bakanları, iktidar
siyasetçileri, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Valilik yarattıkları kaynaklarla finanse
etmektedirler. Tabii buna sayısı üçü beşi geçmeyen Samsun sevdalısı işadamımızı da eklemek
gerekir.
Bu paralar dibi delik bidona atılmakta ve her yıl yaratılan bu kaynaklar boşa gitmektedir. Oysa
yukarıda kurtuluş yolu olarak gösterdiğim metot uygulanırsa, kent yönetimlerinden gelen paralar
ile Samsunspor’a kalıcı gelir getirecek projeler hayata geçirilebilir.
Söyler misiniz? Başka çare var mı? O halde denemeye değmez mi?
Aksi halde, Samsunspor’un kapanmasına kadar gidebilecek kötü bir süreç kaçınılmaz olarak
gözükmektedir.
NOT: Yazımın “ Emin Kar yönetimi neden yeniden görev almamalıydı.” Başlıklı 2. Bölümü yarın bu
sayfa da yayınlanacaktır.
2. BÖLÜM
EMİN KAR YÖNETİMİ NEDEN YENİDEN GÖREV
ALMAMALIYDI?
YAZIMIN İLK BÖLÜMÜNDE Samsunspor ile ilgili değerlendirmemi yaptıktan sonra biraz da günümüz
yönetimine değinerek son iki dönemin Emin Kar Yönetimi ile ilgili olarak da bir şeyler söylemek
istiyorum.
İki yıl önce yapılan Genel Kurul’ da son yıllarda alıştığımız gibi bir kez daha aday çıkmaması
üzerine, son anda “Samsunspor’u Kayyuma bırakmam ” Diyen eski takım kaptanı Emin Kar Samsunspor
Başkanlığına seçilmişti.
Bu “Kayyum” Sözcüğü, gerçekten insanı rahatsız ediyor. Bir kent ve takımı için gerçekten onur
kırıcı bir şey ama bu borcun geçmiş yönetimlerin akıl almaz hatalarından katlanarak gelen
borçlar olması da bir o kadar düşündürücüdür.
Borç yükü artık altından kalkılamaz hale gelmiştir. Bu borçların bir kısmının eski yöneticilerin
alacağı olmasını ve faiz işletilerek onların alacak hanesine yazılı olduğu sözlerini mantığım
almıyor.
Anlaşılan bazı yöneticiler kulübü ticari bir kuruluş sanmışlar.
Bir şekilde bu borçlar kapatılmadığı sürece, bu takımın iddialı bir hale gelmesi de olası
gözükmüyor. Kapalı kapılar ardında konuşulan bu borç hikâyesinin tam aydınlanması içinde,
korkarım eninde sonun da “Kayyum” zorunlu hale gelecektir.
Genel Kurul sonrasına dönerek yaşananları hatırlayalım.
İlk sezonu sıkıntılı geçiren Emin Kar Yönetiminde ki Samsunspor, ikinci sezonda şampiyonluğa
oynamıştı.
Biraz da Emin Kar’ın yaptığı özverili çıkışın da etkisi ile başta en büyük desteği veren ve
sağladığı olanaklarla adeta takımı ayakta tutan dönemin Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç olmak
üzere, kendisinden sonra ki Spor Bakanı Sayın Çağatay Kılıç ile Valimiz, Büyükşehir Belediye
Başkanımız önemli destekler sağladılar.
Bunlara az sayıda ki işadamımızı da eklersek, Emin Kar Yönetimi sanıyorum bugüne kadar
siyasilerden ve kent yönetiminden en büyük desteği alan yönetimdi.
Buna rağmen sık sık parasızlıktan ve destek alamamaktan yakınan Emin Kar yönetimi, bir anlamda
da sanıyorum kendisine destek verenleri üzdü.
Sezonun bitmesi ile birlikte artık kesinlikle aday değilim dedi. Bu yönde basın açıklamaları sık
sık yazılı ve görsel basında yer alırken, Genel Kurul öncesi de gece kendi twitter sayfasında
kesinlikle aday olmadığını açıklıyordu.
İlk günden itibaren Emin Kar Yönetimine destek vermiş birisi olarak, bende hazır bir başka aday
çıkmışken yönetimi bırakmasının doğru olacağını düşünüyordum.
Ayrıca kendisine destek verenlerinde Emin Kar’ın görevini onurla tamamladığı ve aday çıkması
halinde yeniden görev almamasından yana oldukları kanısındaydım.
Çünkü çok zor şartlarda aldığı takımı, üstelik yönetiminin de önemli bir maddi desteği olmadan
şampiyonluğun kapısına kadar getirerek beklenenden de büyük bir başarı sağlamıştı. Açıklanan
bilançoya göre, kulübün borcunu 4-5 milyon TL. Düşürerek önemli de bir de iş
başarmışlardı.
Bu onurlu görevi bu noktada bırakarak Samsunspor’un tarihinde ki yerini taçlandırmış
olacaktı.
Ama neler oldu da son dakika da yeniden aday oldu? Bilemiyorum. Genel Kurul’da ve sonrasında
yaptığı açıklamalar da çok inandırıcı olmadı.
Evet! Emin Kar Yönetimi takımı şampiyonluğun kapısına kadar getirmişti ama bir yönetimin görevi
sadece futbol takımını şampiyonluğa oynatmak olmamalıydı.
Yönetim kurumsallaşamamıştı. Yönetimi bu yükü kaldıracak kapasite de gözükmüyordu. Emin Kar her
şeyi tek başına yapmaya çalışıyor, etrafında destek veren yönetici sayısı iki- üç kişiyi
geçmiyordu.
Bakanlar ve yerel yöneticilerle, bu takıma her zaman destek veren birkaç işadamının sağladığı
maddi destek dışında, yönetimin yaratabildiği bir başka kaynak gözükmüyordu.
NOT: Yazımın, “Emin Kar Yönetimi Neyi Başaramadı” Başlıklı 3. Bölümü yarın bu sayfada yayınlanacaktır.
3. BÖLÜM
KAR YÖNETİMİ NEYİ BAŞARAMADI?
Bu şartlarda bazı şeylerin yapılması imkânsızdı. Yapılamadı da.
Final maçı öncesi akıl almaz ve örneği olmayacak şekilde Samsunspor’a verilen bir saha kapatma
cezası, tarafsız saha da oynanacak final maçında uygulandı.
Yönetimin böylesine saçma bir uygulamayı önleyecek lobi çalışması yapabilecek gücü yoktu.. Kent
bu konuda ayağa kaldırılamadı. Bu uygulamaya karşı kararlı bir tutum da sergilenemedi.
Kulübün dışarıdan görünüşü de iç açıcı değildi. Ama takım şampiyonluğa koşarken kimse bunları
gündeme taşıyarak takımı olumsuz yönde etkilemek istemiyordu.
Kulüp personelinin aylarca maaşları ödenemiyor, ev geçindiren bu insanlar suskun kalsalar da
sıkıntıları dışarı yansıyordu.
Çoğu teknik direktörden kaynaklanan teknik yanlışlar olsa da, kesinlikle teknik ekibe müdahale
anlamında değil ama kulübün geleceği adına yönetimin önemli bir katkısı da görülmüyordu.
Ara transferde ne vereceği belli olmayan, takımlarında dahi oynamayan oyuncular alınırken,
önceki sezon çok sayıda maç oynayarak başarılı olmuş, gelecek vaat eden kendi çocuğumuz Ercan
bir başka takıma gönderiliyordu.
Sürekli olarak U-20 milli takıma çağırılarak milli takımın vaz geçilmez oyuncusu olan Doğan ve
yine bir önceki sezon takımda yer bulmaya başlayan alt yapıdan gelen iki üç genç oyuncumuz
takımda yer bulamıyordu.
Sağbekimizin sakatlanması ile takımda kendine yer bulan genç Canberk oynadığı her maçta
taraftarın beğenisini almasına rağmen, takımda ilk kesilen o oluyordu.
Teknik adamın profesyonel olarak olaya kendi geleceği ve çıkarları açısından bakması ne kadar
normal ise, onu takımın geleceği ve çıkarları adına yönlendirememek de bir o kadar
eksikliktir.
Sezona, önceki sezon yaşanan bir alt lige düşme tehlikesini yaşamamak olarak başlanmış olmasına
rağmen, ilerleyen süre de takım önce ilk altı potasına girmiş, ardından da ilk ikiye girerek
direk Süper Lige çıkma şansını dahi yakalanmıştı.
Teknik direktörün ilk altıyı garantiye almaya yönelik oyun taktiği ile gereksiz kaybedilen ve
berabere kalınan maçlar sonucu, ilk altı ile yetinilmişti.
Bunlar tabii ki, teknik kadronun hatalarıydı ama yönetimin de spordan sorumlu yöneticisi
aracılığı ile bazı yanlışları önlemesi gerekirdi. Örneğin alt yapıdan gelen gençlere sahip
çıkılmalıydı. Bu yönde yönetimin bazı kuralları yerleştirmiş olması gerekirdi.
Basın ile zaman zaman oluşan iletişim bozuklukları ve bozulan ilişkiler de yönetimin
eksikleriydi.
Yönetimin başaramadığı bence çok önemli bir başka işte kombine bilet satışıydı. Yönetim göreve
geldikleri ilk yıl, 400 sayısını aşan kombine biletli taraftar sayısı varken, bir sonraki yıl
satabildikleri gerçek kombine sayısı 80 civarında bir sayıda kalıyordu.
Bu olumsuz tablo, tamamen yönetimin yetersizliğinden kaynaklanmıştır. Bu olumsuzluğun temeli,
Kar Yönetiminin görev aldığı ilk sezonun ikinci yarısında yapılan bir yanlışa
dayanmaktadır.
Samsunspor’un süper Lige çıkmasından sonra yönetime gelenlerin yaptığı akıl almaz yanlışlarla
bir kez daha alt lige düşmesinin yarattığı moral bozukluğu nedeniyle kombine sayısında bir
miktar düşme olması normal karşılanmalıydı.
Geçmiş yıllarda SAM-SEV’ in de desteği ile sadece bizim gurubun aldığı VİP Kombine bilet sayısı
seksen kişi civarındaydı. Küme düşünce bu sayı bir miktar azalmıştı ama çoğumuz on yedi yıldır
aynı koltuklarda oturmayı sürdürüyorduk.
Ancak ikinci yarının başlaması ile garip bir şey oldu. Maçlara gittiğimizde yerlerimiz erken
gelen bir kısım taraftar tarafından doldurulmuş olduğunu görüyorduk. Koltuk arkalarında ki
numaralar sökülmüş, yazılı olan isimler silinmişti.
Önemli miktarda para vererek kombine bilet alanın amacı maça saatinde gidip yerine oturmaktır.
Ama yerlerimize oturanlar kalkmıyor ve “Bizim de kombine biletimiz var, bize istediğiniz yere
oturabilirsiniz dendi” diyerek ellerinde ki kâğıt biletleri gösteriyorlardı. Anlaşılan VİP
biletlerden satılmayanlar çok düşük fiyattan satılıyor veya topluca birilerine veriliyor ve
onlarda birilerine dağıtıyordu.
Güvenlik görevlisi ben karışmam deyip ilgilenmiyordu. Bir süre böyle devam etti. Bazen kaldırıp
yerimize oturabiliyor, bazen de kaldıramıyorduk.
Bu tatsız yer tartışmalar sonrası çok sayıda elinde gerçek kombine bilet olan arkadaşımız
maçlara gelmemeye başladılar. Çok sayıda taraftar eşi ve çocuğu ile geliyordu. Bu güzel tablo da
yok oldu.
Emin Kar’ı kulüpte ziyaret ederek durumu anlattım. Görevlileri uyarırız dediler ama hiçbir şey
değişmedi. Bu düzeni sağlayamazsanız, seneye tek kombine satamazsınız diye uyardım. Bu da
ciddiye alınmadı.
Baktım sözlü olmuyor, kulüp başkanlığına bir mektup yazarak son kez yapılması gerekenleri
anlattım. O sezon itiş kakış içerisinde bitti. Yeni sezon başlarken tekrar kulübe gittim ve
Başkan’a “Geçen sezon yaşananlardan sonra hiçbir arkadaşım kombine almak istemiyor”,
Dedim.
Sezon başlamadan “Koltuklara numara taktırın ve kombine alanların isimlerini koltuklara
yazdırın, daha da önemlisi bir basın açıklaması ile bu yönde gerekli düzenlemelerin yapıldığını
koltukların numaralandığını ve herkesin koltuğuna oturmasının sağlanacağı güvencesini verin”
dedim.
Kombine satışları başlayınca stada giderek tribünleri kontrol ettim. Ne yazık ki, hiçbir şey
yapılmamıştı. Buna rağmen arkadaşları almaları konusunda zorladım ama sonuç alamadım. Tüm
olumsuzluklara rağmen ben kendi kombine biletimi aldım.
Sezon başladı maçlara gidiyor ama çok daha kötü bir tabloyla karşılaşıyordum. Önce ki sezon yine
küçük de olsa grup olduğumuz için zar zor yerimize oturabiliyorduk. Ama bu kez yalnızdım ve
kimseye derdimi anlatamıyordum. Sonunda beni dahi pes ettirdiler ve maçlara gidemez oldum.
Yıllarca Süper Lig de oynamış bir takımın yönetimi bu kadar basit bir sorunu çözemiyorsa, çok
daha önemli sorunları nasıl çözer?
Nitekim yeni sezon için kombine bilet satışı başlatılmış ve koltuklarda hiçbir düzenleme
yapılmamış olması yanın da yürürlüğe giren “Passolig” E-Biletlleri ile üzerinde abonelerin
koltuk numaralarının yazılı olacağı kombine bilet koordinasyonu yapılmadığı için satışlar
durdurulmuştur.
Bu sorunu çözmek tabii ki kulüp başkanının işi değildir. Ama yönetim de bu sorunu çözmeyi
becerebilecek bir üye dahi yoksa o yönetimin başarıyı sağlayacak ve güven verecek kurumsallaşma
şansı yok demektir.
Zaten son genel kurulda yeniden görev alan Emin Kar yönetimden daha ilk günlerde basın sözcüsü
ile bir üyenin daha istifaya davet edilmesi ile başlayan yönetimde ki kan uyuşmazlığı ve son
günlerde bu üyenin yaptığı basın açıklamalarından anlaşıldığı kadarı ile bu yönetimin bundan
sonra işi çok daha zor gözükmektedir.
Parasızlık nedeniyle paraları verilerek sezon içerisinde sözleşmesi uzatılamayan çok önemli
oyuncularımızın her yıl olduğu gibi bu yıl da takımdan kopması ise çok üzücüdür.
Umarım, bu karmaşadan Samsunsporumuz çok daha büyük zararlar görmez.
Samsunspor’un mazisine yakışır günlere ulaşması için başta yönetim Kurulu olmak üzere, herkes
üzerine düşen sorumluğun gereğini yerine getirir.
Yeni sezonda görev alan Teknik Direktör Erhan Altın başta olmak üzere tüm sporcularımıza
başarılar diliyorum.
İyi haftalar..12. 07. 2014
Ecz. SADİ SUBAŞI