Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Atatürk Karşıtlığı, Gerçek Atatürk’ü Öğretiyor.

ATATÜRK KARŞITLIĞI, GERÇEK ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR.

Ülkemiz son derece üzücü söylem ve yaptırımların dayatıldığı bir dönemi yaşıyor. Ne yazık ki bu dayatma ve toplumu yanıltma söylemlerinin zaman zaman da olsa başarılı olmasının temelinde, eğitimsizlik ve bilgisizlik yatıyor.
Toplumları bağımlı hale getirmenin en kolay yöntemi, insanları yanlış bilgilerle donatarak gerçek ve doğru bilgilerden kopartmaktır. Bunun en kestirme yolu da toplumu eğitimsiz bırakarak cahilleştirmektir.
Bilindiği gibi 1071’de Anadolu’ya gelerek çok sayıda beylikler kuran Türkler, sonunda Osmanlı Hanedanının şemsiyesi altında birleşerek büyümüş ve üç kıtaya hükmedecek bir imparatorluk haline gelmiştir.
Ne var ki Osmanlı Devleti’ni yönetenler bu büyümeyi eğitim ile donatamadıkları ve matbaayı dahi halkına ancak 150 yıl sonra sunabildikleri için halkının %90’ı eğitimsiz bir toplum haline gelmiştir.
Bunun sonucu olarak eğitim seviyesi hızla yükselen, teknolojide ileri giden, sanayi devrimine geçen Avrupa Devletleri karşısında giderek zayıflamaya başlamış ve girdiği 1. Dünya Savaşı’ndan da yenik çıkınca tüm topraklarını kaybederek yok olmuş ve tarihin tozlu sayfaları arasına karışmıştır.
Son vatan toprağı Anadolu’nun da işgal edilmesi ile artık Türkler için özgür yaşam bitmiş ve esaret dönemi başlamıştır.

Ve bir mucize gerçekleşiyor;
Osmanlının son dönemlerini bir Osmanlı Subayı olarak geçiren Mustafa Kemal, yanında yer alan dava arkadaşları ile birlikte bu esarete direnişi başlatıyor ve yıkılan Osmanlı’nın küllerinden son vatan toprağı üzerinde yeni bir Devlet kurma mucizesini yaratıyorlardı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun yok oluş nedenlerini birebir yaşamış olmanın kazandırdığı deneyimlerle, yeni kurduğu devletin ancak eğitim ile ayakta kalabileceğini düşünen Mustafa Kemal bir yandan halkının eğitimini sağlarken, diğer yandan da halkının temel ihtiyaç maddelerini karşılayacak fabrikaları kuruyordu.
Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başında ömrü yetmediği için sadece, evet sadece 15 yıl kalabildiği bu süreçte halkının eğitim seviyesini %2-3’lerden %20’lere yükseltirken, onlarca sanayi kuruluşunu faaliyete geçirmiş, önemli illeri demiryolları ile birbirine bağlamış, Osmanlı’nın savaş borçlarını da ödemeyi sürdürmüştür.
Osmanlı döneminde bir subay olarak cepheden cepheye koşarak sağlık sorunlarını dahi göz ardı eden Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu çağdaş hukuk devletini çok daha güzel günlere taşıma yönünde başlattığı devrimleri tamamlayamadan 57 yaşında hayata veda etmiştir.

Eğer bugün bu topraklarda işgalcilerin postalları altında ezilmeden özgürce yaşayabiliyorsak, ibadetlerimizi rahatça yapabiliyorsak, tüm bunları Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde ki bir avuç vatansevere borçlu olduğumuzu unutmamamız gerekir.
Burada bir nokta koyarak günümüze baktığımızda bugün birilerinin acımasızca eleştirdiği, hatta hakaretine uğradığı, birilerinin de sahip çıkmak adına istismar ettiği bir kahraman görüyoruz. İşte o kişinin adı, Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Ne yazık ki, bugün toplumumuzun büyük bir kesimi bu gerçeklerden habersiz olduğu için ne Osmanlı ne de Cumhuriyet dönemi tarihini yeterince bilmemektedir.
Bu bilgisizlik sonucu, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ayyaşlıkla suçlayanlar, yeri gelince toplumda yeterince destek görmeyen bazı yaptıklarını açıklayabilmek için Atatürk’ün adına sığınmaktadırlar.
Bugün ülkemiz adına çok üzücü bir tabloyla karşı karşıyayız. Özellikle dinsel ağırlıklı eğitim veren resmi ve mahalle içi kuruluşlarda yıllardır bilinçli bir şekilde sürdürülen Mustafa Kemal Atatürk karşıtı eğitimle verilen yalan yanlış bilgiler, çocukların kafasına yerleştirilmektedir.
Bu köşemde zaman zaman vurguladığım gibi bugün ülkemiz de yaşanan sorunların temelinde yatan en önemli şey, bu ülkenin Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra başlattığı devrimlerin sürdürülerek tamamlanamamış olmasıdır.
Bunların başında da toplumun dinini kendi lisanından öğretilmesinin engellenmesi ile Osmanlının yıkılışını ve kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi şartlarda ve nasıl kurulduğunu çok güzel anlatan Atatürk’ün “BÜYÜK NUTUK’UNUN” Ortaokul ve liselerde bölümler halinde ders olarak öğretilmemiş olmasıdır.
Sürdürülen bu büyük yanlış sonrası toplum öylesine bir ayrışmayla karşı karşıya getirildi ki;
Bir tarafta koca bir imparatorluğu yıkılışa götüren yanlışlardan (Halkını matbaadan 150 yıl yoksun bırakan, çocuklarını ve kardeşlerini öldürebilmesine fetva ile onay verilen, birisi hariç tüm Osmanlı Hanedanı veliahtlarının yabancı eşlerinin çocuklarından oluşturan padişahların varlığından) Habersiz bir Osmanlı yanlıları,
Diğer yanda da bugünkü özgürlüğümüzü sağlayan Cumhuriyet döneminin önemini kavramış gerçek Atatürk taraftarları ile Atatürk’ü bir takım koltuk çıkarları için istismar eden sahte Atatürkçülerden oluşan etki-tepki toplumu oluşturulurdu.
İşte bugün geldiğimiz nokta budur. Osmanlıyı tanımayanların Osmanlıcı olmayı Atatürk düşmanlığında araması ne kadar yanlışsa, bazı Cumhuriyet taraftarlarının da Osmanlı’nın bu ülkenin geçmişi olduğunu görmezden gelmeye çalışması da o kadar yanlıştır.
Artık Osmanlı’nın tarihimizde ki yerini aldığı gerçeğini kabul etmek zorundayız.
Bu topluma, ülkemizi çağdaş devletler seviyesine taşıyan Cumhuriyet dönemi ile bu dönemim mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ü yalan yanlış bilgilerden ayrıştırarak gerçek yönleri ile bu topluma öğretmek,
Bu halkı yanlış dini bilgilerle düşürüldüğü yanılgılardan kurtarmak için toplumumuzun dinini kendi lisanından öğrenmesini sağlamak, ülkemizi yönetenlerin kaçınılmaz en önemli görevi haline gelmiştir.
Sevinilecek bir şey varsa, o da son zamanlarda ki Atatürk karşıtlığının toplumun Atatürk’ü gerçek yönleri ile araştırıp öğrenmesine zemin yaratmış olmasıdır.
Toplumda ki Atatürk sevgisi, geçmiş yıllardakinden çok daha ileri seviyelere ulaşmıştır. Görüyorum ki, son zamanlarda Atatürk’ün gerçek yönlerini öğrenen ve düne kadar Atatürk karşıtlığı ile bilinen çok sayıda gerçek dindarda bu karşıtlığından vaz geçmektedir.
Gerçekler uzun süre gizlenemez. Yine biliyoruz ki, dünya halkları din kitaplarını Latince ’den değil kendi lisanından öğrenmekte ve ülkesinin kurucularını baş tacı etmektedirler. Bu iki şey, çağdaş olabilmenin de bir göstergesidir.
İnanıyorum ki bu toplum, sonunda dinini de Mustafa Kemal Atatürk’ü de gerçek yönleri ile öğrenecektir. Unutmayalım başka bir Türkiye yok.
Güzel ve sorunsuz yaşanacak bir hafta dileğiyle. 12.01.2020

Ecz. SADİ SUBAŞI