TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SEÇİMİNE 23 GÜN KALA HERKES SEÇİMDE VERECEĞİ OYUN HESABINI YENİDEN YAPMALIDIR.
İŞTE NEDENLERİ;
Ülkemiz, son 21 yılda aşağıda altını çizdiğim olayları 100. Yılını kutlayacağımız Cumhuriyet döneminde ilk kez yaşamış bulunuyor.
1-Özelleştirme adı altında milli değerlerimiz yok edildi:
Cumhuriyet tarihinin en zor yıllarında yapılmış ve ülkemizi giyim, gıda ve Demir- çelik üretiminde dışa bağlılıktan kurtaran Şeker fabrikaları ile Sümerbank, Merinos, Nazilli kumaş ile Beykoz ayakkabı fabrikaları ve bulundukları çok değerli arsaları gerçek değerlerinin çok altında özelleştirme adı altında satıldı. Bunların çoğu kapatılırken çok değerli arazileri üzerine AVM’ ler ve gökdelenler yapıldı.
AKP İktidar dönemi başlamadan Devletin elinde 240 adet üretim yapan fabrika, Telekom ve Tank fabrikası, maden işletmesi ve bankalar gibi 240 tesis varken şu anda Devletin elinde sadece 71 tesis ve fabrika kalmış bulunuyor.
Altın gibi çok önemli yer altı kaynaklarımızın arama ve çıkartma işlemleri yabancı şirketlere terk edildi.
Bu özelleştirmeler ile gelen paralar ile işsizliğe çare olacak hiçbir fabrika da kurulmadı.
2- Sosyal yapı ve ahlak çökertildi:
İnsanlarımız arasında bugüne kadar görülmedik derecede ayırımcılık artırıldı.
İşe alımlarda yapılan sınavlar sonrası yapılan mülakatlarda, liyakat yerine İmam Hatipli ve AKP üyesi olmak öncelikli tercih nedeni olurken, bu sınavlarda çok yüksek puan alan liyakatli ve donanımlı gençler harcanırken, çaresiz bırakılan onlarca gencin intiharlarına tanık olundu.
BOP’ u (Büyük Ortadoğu Projesi) uygulamaya koyarak Ortadoğu ülkelerinin kaynaklarını eline geçirmek isteyen ABD’ nin uygulamalarına “Eş Başkanlık” görevi de alınarak, destek verildi.
Milyonlarca çoğu genç ve erkek muhtemelen içlerinde çok sayıda militan da olan Suriyeli, Iraklı, Afgan ve Afrikalı başta Yunanistan ve ABD olmak üzere, bazı batı ülkelerinin desteği ile ülkemiz sokularak demografik yapımızın bozulmasına zemin hazırlandı.
Aslında ülkemize dayatılan bu uygulamaların temelindeki asıl amaç, Mustafa Kemal Atatürk’ün yırtıp attığı Sevr’in ülkemizi parçalamaya yönelik maddelerine yeniden işlerlik kazandırmaktı.
Ne yazık ki, bu büyük tehlike görmezden gelindi.
3- İslam Dini acımasızca siyasete alet edilerek insanlarımız ayrıştırıldı:
Yüzde 98’i Müslüman olan ülkemiz de ortak paydamız olan dinimiz sanki sadece iktidar mensuplarının tekelindeymiş gibi siyaseten kendileri gibi düşünen herkesi “İnanmayanlar” olarak suçlayan söylemler, çok açık bir şekilde toplumu ayrıştırmıştır.
Camilerimiz, siyasi nutukların atıldığı ve toplumun kendileri gibi düşünmeyenleri suçlandığı siyaset alanları haline getirilmiştir.
Bu söylemler ve cami imamları ile vaizlerinin açıkça siyaset yapar hale gelmesi insanları camilerden uzaklaştırırken, ülkemiz de bugüne kadar duyulmamış “DEİST” ve geçmişte çok az bilinen “ATEİST” kelimeleri ilk kez sıkça duyulur olmuştur.
Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından İslami kuralları doğru şekilde anlatmak ve toplumu aydınlatmak için kurulmuş olan Diyanet İşleri Başkanlığı, adeta iktidarın bölücü siyasetine haklılık kazandıran bir siyasi bir kurum haline getirilirken, kurucusu olan Atatürk’ü dinsiz olmakla suçlayacak kadar İslam Dinine zarar veren bir kurum haline gelmiştir.
4- Kişisel kaprislerle belirlenmiş yanlış ekonomik politikalar sonucu
ekonomi çökertildi:
Ülkemizi tek adam anlayışının hâkim olduğu “Başkanlık Sistemi” ile yöneten sayın Cumhurbaşkanı’nın kişisel kararları ile şekillendirilen ekonomi ve faiz düzenlemeleri tam anlamı ile iflas etmiş ve enflasyon üç basamaklı rakamlara çıkmıştır.
Toplumun en önemli tüketim maddeleri olan süt, et, peynir ve ekmek fiyatları asgari ücretlilerin alamayacağı rakamlara ulaşmıştır.
Asgari ücret alanların sayısının toplumun yüzde 40-50 dolaylarında olduğu ülkemizde 300-00 TL.’ nin üzerine çıktığı et yemesi neredeyse olanaksız hale gelmiştir.
Kendi çiftçimiz desteklenmediği için köylümüz tarlasından kopartılırken, kendi çiftçimizi destekleyerek üretim yapması yerine dış ülkelerden alım yapılması ile büyük döviz kayıpları yaşanmıştır.
Yem ve gübre fiyatları ile mazot fiyatlarında üreticimize tanınmayan kolaylıkların yat sahiplerine tanınmasının kabul edilebilir yanı yoktur.
Bu yanlışların sonucu hayvancılık yapanların, büyük ve küçük baş hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalması ile et ve süt fiyatlarında patlama olmuştur.
Çok önemli bereketli ovalara sahip Türkiye bu yanlış ekonomik politikalar sonunda buğday, mısır, arpa ve samanı dahi yurt dışından almak zorunda kalması ile merkez Bankası’nın döviz stokları tükenmiştir.
İŞTE BU NEDENLERLE;
14 mayısta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri ülkemizin düzlüğe çıkması, hak, adalet, özgürlüklerin ve güvenliğin sağlanması, toplumun huzura kavuşması için gerekli olan demokrasinin tüm kurumları ile işlerlik kazanması açısından çok ama çok büyük önem kazanmıştır.
Özellikle de kadın haklarının giderek daha da kısıtlanmaya başladığı, kadın cinayetlerinin tavan yaptığı,
Daha da kötüsü, Cumhur İttifakı içinde yer verilen bazı çağdışı anlayışa sahip siyasi partilerin, kadın haklarını kısıtlamaktan daha da geriye götürecek amaçlarının olduğunu açıkça söyleyebildiği bir anlayışın,
Ülkemizi Ortadoğu’nun hak, hukuk, adaletin olmayan bataklığına sürükleyeceği gerçeğini tüm kadınlarımızın çok iyi değerlendirmesi gereklidir.
Bu seçim belki de ülkemiz de demokratik ortamda yapılacak son seçimdir.
İşte bu nedenle, oyunuzu kullanmak üzere seçim sandığına gittiğinizde takım tutar gibi oy vermek yerine, çocuklarınızın ve torunlarınızın özgürce yaşayacağı ve eşit haklara sahip olacağı demokrasinin işlerlik kazanacağı bir yönetimi seçmek üzere vicdanınızın sesini dinleyerek oy vermeniz gerektiğini unutmamalısınız.
Unutulmamalıdır ki, oy vermemek demokrasinin inkârı anlamına gelecektir.
Sadece onbeş gün kalan bu önemli seçimin, ülkemizin geleceği açısından çok önemli bu seçimin her türlü kuşku yaratacak olaylardan uzak ve güvenli bir şekilde yapılmasını diliyorum.
Güzel ve sorunsuz bir hafta dileklerimle… 27.04.2023
Ecz. SADİ SUBAŞI
e- http://www. hedefhalk. com