Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

PKK'nın Silah Bırakacağı Barış Amaçlı Çözüm

PKK’NIN SİLAH BIRAKACAĞI BARIŞ AMAÇLI “TERÖRSÜZ

TÜRKİYE” SÜRECİNDEKİ SORU İŞARETLERİ.

Milliyetçi bir partinin lideri, bir an da yüz bine yakın askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, kadın- çocuk demeden kalleşçe öldürmüş bebek katili Abdullah Öcalan’ı, “Kurucu Lider” ilan ediyor.

Bu da yetmiyor, Öcalan’a PKK’na silahlarını bıraktırarak TBMM’ ne gelip konuşmasını ve “Umut Hakkı” Başvurusunda bulunmasını öneriyor.

Bu çağrı ile başlayan süreç, çok kişi gibi benim kafamda da soru işaretleri yaratmış bulunuyor.

İktidar yetkililerinin, PKK terör örgütünün bitirildiğini sıkça vurguladığı bir dönemde ortaya çıkan bu çağrı, bana çok inandırıcı gelmiyor.

Bu konudaki endişe ve kuşkularımı şöyle sıralayabilirim;

ABD ve İsrail, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile darmadağın ettikleri Suriye’de, ABD’nin ve YPG kontrolünde bir Kürt Devletini kurdular.

Görülen o ki, sıra BOP ’un Türkiye ayağına gelmiş bulunuyor.

İşte tam da bu süreçte, yıllardır Öcalan’a bebek katili diyen Devlet Bahçeli, Öcalan’dan “Kurucu Lider” olarak söz etmeye başlıyor.

Bu projenin asıl amacı, ABD’nin desteği ile “BARIŞ ve SİLAH BIRAKMA” şemsiyesi altında BOP ‘un 2. Ayağını gerçekleştirmektir.

Daha sonra sıra, BOP ‘un 3. Ayağı olan “Hadi bölgede bir referandum yapalım” önerisine gelecektir.

Böylece, Türkiye eyaletlere bölünüp parçalandıktan sonra Batı ile ABD’nin hiç bitmeyen hayali olan, Türkiye-Suriye-Irak üçgeninde ABD’ e bağımlı büyük bir Kürt Devletinin kuruluşunun önü açılmış olacaktır.

BOP ile üstü kapalı yürütülen bu uygulama ile Lozan Antlaşmasını imzalamayan tek ülke olan ABD’nin, asıl amacının Mustafa Kemal’in yırtıp attığı Sevr’i, yeniden uygulamaya koymak olduğunu nasıl göz ardı edebiliriz?
İşte bu nedenle;

“Silah bırakma ve terörsüz Türkiye” sözleri ile cezaevlerindeki 4.500 PKK militanı serbest bırakılacak mıdır?
Yıllardır cezaevinde olan Öcalan, PKK’na ne kadar hâkimdir?
PKK’ nın halen fiili lideri durumunda olan ve dış ülkelerde yaşayan Murat Karayılan’ın ve arkadaşlarının bu projeye karşı çıktığı söylentileri doğru mudur?
Eski İçişleri Bakanının, “PKK’nın Ortadoğu’daki uyuşturucu trafiğini yöneterek, büyük paralar kazandığı” şeklindeki sözleri, görmezden mi gelinecektir?
11.05.2025 pazar günü açıklanacağı ilan edilen kongre kararlarının henüz açıklanamamış olması da kuşkuları artırmaktadır.
Bahçeli’nin geçmişteki bazı çıkışlarının, ülkemizin bugün yaşadığı sorunların nedeni olduğunu bile bile, bu projenin Devlet Bahçeli tarafından ortaya atılmış olmasını nasıl doğal kabul edebiliriz?

Örneğin, 2002 de yaşanan ekonomik kriz sonrası halkımıza dayatılan acı reçeteler sonucu işlerin tam düzeldiği sırada, Bahçeli’nin Ecevit Koalisyonunu dağıtacak erken seçim çağrısı ile AKP ‘nin tek başına iktidara gelmesini unutacak mıyız?
07 Haziran 2015 seçimlerinde AKP’ nin çoğunluğu kaybetmesi üzerine, muhalefetin Başbakan olması önerisini reddedip seçimin yenilenmesini sağlayarak, AKP’ nin yeniden iktidarını sürdürmesinin önünü açan da Bahçeli değil midir?
Yıllarca Recep Tayyip Erdoğan’ı CB yaptırmayacağını söyleyip, çok ağır eleştirdikten sonra Cumhur İttifakının içinde yer alarak, “Başkanlık Sistemi” ile tek adam rejiminin kurulmasını sağlayan da aynı Bahçeli değil midir?
Bu barış sürecinin Kürt tarafındaki önemli ismi Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk görevden alınarak yerine kayyum atanmadı mı? Şimdi aynı Ahmet Türk bu süreçte nasıl yer alıyor?
Tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’de, Kürt kökenli değil midir?
Son yerel seçimlerde Kürtlere ve DEM’e en çok destek veren ve çok sayıda Kürt aydınını İstanbul ilçelerinde Başkan ve meclis üyesi yapan, cezaevine mahkûm edilmiş Ekrem İmamoğlu ve CHP değil midir?

Bugün barış bayraktarlığı yapan DEM, neden bu tutuklamalara karşı bir tavır ortaya koymamıştır?

Benim düşüncem, CB Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuğunu korumak için her şeyi kabul edeceğini gören DEM’in, iktidara bu desteği vererek Kürtlerin yıllardır hedefledikleri amaçlarını gerçekleştirmek istedikleridir.

Oyun öyle güzel planlanmış ki, “SİZ BARIŞA KARŞI MISINIZ?” Suçlamasından çekinen herkes, hatta CHP dahi karşı çıkamıyor.

Türkiye, korkarım ileri ki yıllarda çok pişman olacağı bir komployla karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu nedenle, ülkemizde her yönü ile barışın sağlanmasından yana birisi olmama rağmen, son gelişmelerden dolayı endişe duyuyorum.

Çok sayıda belediye başkanı, akademisyen, gazeteci, öğrenci, hatta seçilmiş milletvekilinin inandırıcılığı olmayan suçlamalarla cezaevlerine mahkûm edildiği bir ortamda, TBMM’ inde tartışılmamış bir barış projesini inandırıcı bulmuyorum.

Eğer DEM, Cumhurbaşkanının yeniden seçilmesinin önünü açacak bir düzenlemeye payanda olursa, bu Millî Mücadele ile kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin milli bekasına vurulan bir darbe olacaktır.

Hangi isimle olursa olsun bu barış projesi, bir an önce TBMM’ ne getirilerek orada enine boyuna tartışıldıktan sonra karara bağlanmalıdır.

Bunun dışındaki her türlü plan duvara çarpacaktır. Her şeyin ülkemiz adına güzel olması dileğiyle iyi haftalar. 11.05.2025

Ecz. Sadi Subaşı