ORMAN KATLİAMINA DEVLET DESTEĞİ
Özellikle Akdeniz ve Ege bölgemizdeki ormanlarımız cayır, cayır yanıyor. Bu mevsimde orman yangınları olması belki çok yadırganmayabilir. Ancak aynı sıcak kuşakta olan İtalya, Fransa, İspanya ve Yunanistanla kıyaslandığında bu yangınları doğal karşılamak çokta olağan gelmiyor. Ayrıca yanan alanların turizm cennetlerinin yanıbaşında oluşu dikkat çekici. Çok fazla rant sağlamayacak iç bölgelerde yanan orman alanı yok gibi. Turizm yörelerimizin dünya turizmine açılmasında ve beğeni toplamasında çok önemli katkısı olan bu bölgelerdeki ormanlarımız ne yazıkki yıllardır süren bir talana kurban edilmektedir. Bu bölgelerde yapılan turizm yatırımları yok olan orman güzelliklerinden yoksun kaldığında bugünkü öneminide yitirecektir. Son 20 yılda ülkemizde etkin olan bölücü terör örgütlerinin bu yangınları çıkardığı inancını taşıdık. Ancak bugünde bu yangınların devam ediyor olması bu kanının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Hiç kimse kendini kandırmasın. Sigara izmariti veya başka dikkatsizliklerle çıkan orman yangınlarının oranının çok yüksek olduğu inancında değilim. Yıllardır politik çıkarlar uğruna çıkartılan af kanunları ülkemizde suç işlemeyi adeta teşvik etmiş ve özendirmiştir. Artık suç işleyen insanlar nasıl olsa bir süre sonra çıkabilecek bir afla hakettikleri cezayı çekmekten kurtulacaklarına inanmaktadır. Orman köylüsüne gösterilen hoşgörü ve çıkan aflar orman yangınlarını körüklemiştir. Yıllardır ormanlar yakılarak elde edilen alanların öyle veya böyle bir amaçla kullanılabilmesi veya bir süre sonra bu alanların orman vasfını kaybetmiş alanlar olarak kabul edilerek bugünkü gibi af kapsamına sokulması çıkar çevrelerini cesaretlendirmiştir.
Bugünde gündemde olan orman vasfını kaybetmiş alanların satışa çıkartılması ile ilgili yasal düzenleme ler bu iştahı kabartmıştır. Şimdi , bu yasaya destek verenler yakılan alanlara hiçbir şekilde kullanım izni vermeyeceklerini söylemekte ve yasayı savunmaktadırlar. Geriye dönüp bakarlarsa geçmişte bu tür söylemlerin hiçte geçerli olmadığını göreceklerdir. Bugün bu ormanları yakankarda bunun bugün mümkün olmadığını çok iyi bililyorlar. Onlar biliyorlarki ileriki yıllarda nasıl olsa af çıkacak ve işgal yoluyla bu alanları amaç dışı kullanabilecekler. Bu eylemleri yapanların yaptığı uzun vadeli hesabı neyazıkki devletimiz yapamamaktadır. Bu tür yasların düzenlenmesinde i etik olmayan , hatta ağır suçlamalara zemin yaratacak kuşkular da konuşuluyor. Bu tür riskli yasaların çıkartılmasında şu konuya özellikle dikkat etmek gerekir sanıyorum. Çıkartılması düşünülen bu yasalardan ilgili bakanın hatta hükümet üyelerinin de yararlanacağı alanlarının olmaması gerekir. Aksine durumda bu yasaların toplumun genel çıkarları doğrultusunda çıkartıldığına kimseyi inandıramazsınız.
Bizim işlerimiz pehlivan hikayesine ne kadarda uyuyor. Ensesi kalın bir pehlivan köy kahvesinde çayını yudumlamaktadır. Bu arada küçük bir çocuk 2-3 dakikada bir gelip pehlivanın ensesine bir şaplak atıp kaçmaktadır. Üç beş derken pehlivanın tepesi atar ve çocuğu kolundan yakalar. Hırsla'' ne gelip gidip vuruyorsun '' diye çıkışır. Çocuğun cevabı '' amca sende bu ense, karşında oturan amcadada bol para varken ben sana daha çok şaplak atarım''olur. Bizi yönetenlerde bu kafa, suçlularda bu cesaret varken daha çok orman yanar. Yazıkki çocuklarımız bizim kuşağı lanetle anacak. Üzüntüm ülkemizde siyasetin bu derece yozlaşması ve prestij kaybetmesi. İyi haftalar dileğiyle..
Sadi Subaşı