SAMSUNLULARIN DUYARSIZLIĞI
İster sevin, ister sevmeyin futbol son asrın insanları peşinde koşturan en önemli tutkusu. Futbol tutku olmasının yanında bir sektör haline geldi. özelliklede Samsun gibiçıkış trendi yakalayamamış illerde futbol, kentleri gündemde tutan ve tanıtımını yapan çok önemli bir güç. Bu gücü kaybeden illerin Türkiye gündeminden nasıl düştüğünü çok iyi izliyoruz. Bunu şunun için öne çıkarttım. Samsun'un da en önemli tanıtım aracı olarak şu anda Samsunspor gözüküyor. Ancak Samsun da her konuda olduğu gibi Samsunspor dada son yıllarda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Ekonomik sıkıntıların yanında anlaşılmaz bir şekilde saha içi ve dışı haksızlıklara uğruyor. özellikle hakem hataları artık masum hakem hataları olarak görülemiyecek boyutlara ulaştı. Samsunspor yönetimi tüm bu olumsuzluklara rağmen takımı ayakta tutmak için inanılmaz bir çaba harcıyor. Kentin ekonomik gücünün olmayışı nedeniyle Samsunspor'un da ciddi anlamda gelirleri yok. Bunlar bir yana , üzülerek söylemek gerekirse Samsunlu yeterince moral desteğini dahi vermiyor. Son iki haftada doruğa çıkan hakem hataları herkesi isyan noktasına getirdi. Üstüne üstlük Gaziantep maçının akşamı Star TV de yayınlanan spor programında konuşan , adı şike olaylarına karışmış hakem Sadık İlhan tüylerimizi diken, diken eden itiraflarda bulundu. Sadık İlhan milyonlarca izleyicinin gözleri önünde ve canlı yayında önceki yıl Samsun da oynanan Samsun-Trabzon maçından önce Merkez hakem Komitesi Başkanı Bülent Yavuz'dan maçı Trabzon'un kazanması yönünde talimat aldığını ve maçta Samsunspor'un bir penaltısını vermeyerek 2-1 yenilmesini sağladığını , maçtan sonra Bülent Yavuz tarafından tebrik edildiğini açıklıyordu. O yıl her iki takımında küme düşme endişesi vardı ve Samsunspor kıl payı düşmekten kurtulmuştu. Bu olay hakem hatalarının raslantı olmadığının en büyük kanıtıydı. Anlaşılan Samsunspor cok ciddi bir komployla karşı karşıyaydı. Yönetim Kurulu ve o dönem kulüp başkanı olup çok büyük sıkıntılar yaşayan Büyük Şehir Belediye Başkanı sayın Yusuf Ziya Yılmaz tepkilerini açıkladılar. Pazartesi günü olağanüstü toplanan SAM-SEV Yönetim Kurulu çok sert bir basın bildirisi yayınlayarak Samsun'un bukadar kolay harcanak bir kent olmadığını ve aklanana kadar Bülent yavuz'un Samsun da istenmeyen adam ilan edildiğini, Samsun da ki tüm yetkililerin ve sivil toplum örgütlerinin Federasyon ve Merkez hakem Komitesini faks yağmuruna tutması istedi. Öte yandan aklanana kadar görevde kalmasının mümkün olmadığı ve hemen istifa etmesi faksla Bülent Yavuz'a iletildi. İşin bir üzücü yanıda Bülent Yavuz'un uzun yıllar Samsun da görev yapıp bu kentin ekmeğini yediği ve ailesinin Samsun yaşadığı gerçeğiydi. Buraya kadar Samsunlular açısından çok acı bir olayın hikayesini yazdım. İçimi asıl burkan ve hepimizin şapkamızı önümüze koyup çok iyi düşünmemiz gereken bundan sonraki vurdumduymazlık.
Böylesine bir kenti rencide eden bir olayın biran için komşu il Trabzon da olduğunu düşünün. Sanıyorum ki bütün Trabzon ayağa kalkar hatta Ankara'yıda ayağa kaldırırdı. Yönetimin çırpınışları, Sam-Sev'in cesur çıkışları ve taraftar derneklerinin açıklamaları dışında ölüm sessizliği hüküm sürüyor. Neyse ki milletvekillerimiz konuyu meclise taşıma girişimini başlatıyorlar. Nerede bu kentin anlı şanlı sivil toplum örgütleri? Hani Samsun'a sahip çıkacaktık? Nerede gazetelerde boy boy yeralan örgüt başkanları? Yazık, çok yazık. Sonrada bu kent neden bu kadar geri kaldı diye ahkam kesiyoruz. Sanki bu kentte yaşamıyor ve kentte misafiriz. Bölge müdürlükleri birer ikişer bu kentten kopartılıp komşu illere taşınırken de, hiç bir ilin kapısından içeri sokmadığı mobil santral belası habersizce Samsun'a konuşlandırılırken de, bir kaç Samsun sevdalısınındışında aynı duyarsızlığı yaşamadıkmı? Yapılan her haksızlığı sineye çeken bir topluma her türlü dayatmanın cesurca yapılmasıda çok normal olsa gerek. Sorun bu son maç değil. Bu sadece çok canlı son örnek. Bir türlü bu kentte yaşamanın sorumluluğunu ve gereklerini üstlenemiyoruz. Bir konunun altını çizmek istiyorum. Toplum adına görev yapan sivil toplum örgütleri yeri geldiğinde cesurca tavır koyamıyorlarsa ve halk adına ellerini taşın altına sokamıyorlarsa , ne inandırıcılıkları kalır nede işlevleri. Böyle kuruluşlar tabela örgütü olarak kalmaya mahkumdurlar.21. yüzyıl demokrasilerinin parlayan yıldızları olarak tanımlanan sivil toplum örgütlerinin yapması gereken, toplumu eğitmek, onları olumlu yönde yönlendirmek, haklarnı koruyabilmek ve onları hakkıyla temsil edebilmek olmalıdır. Üzülerek söylemek gerekirse samsun da sivil toplum örgütleri bu sınavı kaybetmiştir. Böylesine bir gücü yeri geldiğinde baskı unsuru olarak kullanamadığımız sürece ne bu kenti yönetenlerden , ne de temsil edenlerden çok daha iyi hizmet yönünde talepte bulunma şansımız kalır. Önüne gelen de bu kentin kaderi ile dilediği gibi oynar. Bu vurdumduymazlık sonunda neyi getirir biliyormusunuz? İçim sızlayarak anlatacağım aşağıdaki olayı olağan hale getirir.
Yer Samsun. Samsun'un birisi sivil toplum örgütü , diğeri çok önemli bir eğitim kuruluşu yetkilileri yatırımlarda etkili olan bir kuruluşun Ankara'dan gelen enüst düzey yetkilisinin de katıldığı bir toplantı yapmaktadır. Gündem Samsun'a önemli katkıları olacak bir konudur. Çoğu Samsunlu olan katılımcılar haklı olarak Samsun'a birşeyler kazandırmanın heyecanı ile konuşmaktadır. Samsun da resmi görev yapan katılımcılardan birisi büyük bir cüretle ''bıktım sizin bu Samsunculuğunuzdan
böyle devam edecekse ben toplantıyı terkediyorum '' diyerek kalkar. Amiri konumundakinin sert uyarısı ile yerine oturur. Toplantıda bulunan ve Sam-Sev üyesi bir katılımcı gereken tepkiyi gösterir.
Bu kentte görev yapan ve bu kentin ekmeğini yiyen birisinin bu tavrı gösterebilmesi sanıyorum yukarıda altını çizdiğim şeyleri çok iyi anlatıyor. Öyle gözüküyor ki Samsunspor da dahil bu kentteki düşüşü önlemeye kimsenin niyeti yok. Gözükara çaba harcayan bir kısım Samsun sevdalısının da emeğine yazık oluyor. Yazık ki, yazık.
İyi haftalar..
SADİ SUBAŞI