Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Alpay Olayı ve Spor Ahlakı

ALPAY OLAYI VE SPOR AHLAKI

Amacım bu köşede bir spor yazısı yazmak değil. Ancak önceki hafta oynanan bir maç , maç dışı olayları ile kamuoyunun çok tartıştığı konu oldu. olayın ahlaki yönünü ve düşündüklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Sözünü ettiğim maç Türkiye için bence kazandığımız dünya 3. lüğünün raslantı olmadığının kanıtlanması açısından çok önemli olan İngiltere maçıydı. Neyazıkki sonuç istediğimiz gibi olmadı. Maç içersinde ve devre arasında çıkan olaylar maçın sonucunu 2. ci plana itti. Olayı iki yönlü olarak değerlendirmek istiyorum. İşin birinci yönü olaylara neden olan oyuncumuz Alpay'ın yaptıkları. Aslında iyi bir futbolcu olan Alpay bazı uyumsuzlukları nedeniyle Türkiye de oynadığı takımlar tarafından kısa sürede başka takımlara satıldı. Sonunda büyük bir şans yakalayıp bir İngiliz takımına transfer oldu. Yurt dışında oynama onurunu ve çok para kazanma şansınıda buldu. Ancak oradada kulübüyle ve hocası ile sorunlar yaşadığı için bir yıla yakın zaman futboldan uzak kaldı. Bu kötü döneminde dahi milli takım hocası ona sahip çıktı ve onu milli formadan kopartmadı. Kötü oynadığı zaman dahi desteğini sürdürdü. Belkide bu sayede bu yıl kendi takımındada yeniden forma şansı bulmaya başladı. Geçtiğimiz yıllardada oynadığı bazı Avrupa maçlarında fevri hareketleri ile takımını eksik bırakan bu Alpay, işte böyle bir ortamda bizim için çok önemli İngiltere maçında milli forma ile sahaya çıkıyor. Rakip , onun ekmek yediği ülkenin milli takımı. Özellikle onun için her yönüyle çok önemli bir maç. Aslında ogün iyide futbol oynuyor. Ama neoluyorsa oluyor Alpay yapacağını yine yapıyor ve gündeme oturuyor. Bizim için kritik biran. İngiltere penaltı kazanmış. Penaltıyı en iyi oyuncuları atıyor ve bizim için şanslı bir olay sonucunda topa vururken kayıp düşüyor ve penaltıyı kaçırıyor. İşte bu sırada Alpay hızla İngilizlerin göz bebeği Becham'a koşuyor ve yerden kalkmaya çalışan oyuncuya gördümüz kadarı ile hiçte hoş olmayan bazı şeyleri sinirli bir şekilde söylüyor ve ortalık karışıyor. Olaylar devre arasında soyunma odalarına girerkende devam ediyor. Yine gazetelere akseden resimlere göre Alpay Becham'ın yüzüne parmağını batırıyor. Gerginlik tüm takıma yansıyor. Maç sonrası teknik direktör Şenol Güneş'in açıklamalarından öğreniyoruz ki , ilk yarısı berabere bitmiş maçın devre arasında çok önemli olan 2. yarı taktiği yerine oyuncularımızın sakinleştirilmesi ile uğraşmışlar. Maçtan sonrada birbiri ile çelişkili açıklamalarına devam eden Alpay , sonunda İngilizler tarafından istenmeyen adam ilan ediliyor. Oynadığı takımın taraftarları takımdan kovulması için kampanya başlatıyor. Şimdi kimse kalkıp beni onun söylediklerine inandıramaz. İngiltere tarihe entrikalar ülkesi olarak geçmiş. Adamlar maçtan istedikleri sonucu almak için aylar önce çeşitli senaryolarla ortamı gerdiler. Profosyonellği çok iyi biliyorlar ve belliki her maçtada her yola başvuracaklar. Bunu en iyi bilmesi gerekende orada oynayan Alpay. O ne yapıyor? Onların istediği ortamı hazırlıyor. Olaya birde tersinden bakalım. Türkiye de top oynayan ve de sevilen bir Zago, bir Hojdonk onların milli takımları ile oynarken bizden Sergen veya Hakan'a aynı şeyi yapsalar tepkimiz ne olurdu? Belki milli takıma ceza gelecek. Sonuç ortada. Kendi çıkarlarının hesabını dahi yapamayan bir kafaya sahip Alpay kendi ekmeği ile de oynadı. Finallere katılma şansımızı bir başka eleme maçına bıraktırdı. Dünya 3. lüğümüzü tartışılır hale getirdi. Uydurduğu bahaneler onu kurtarmaz. Bence önce Türk milletinden sonra da İngilizlerden özür dilemelidir. Bazı gazete haberlerine göre oynamak istemediği takımı Aston-Villa'dan kendini kovdurtmak için yapmış. Buna inanmak dahi istemiyorum. Çünkü bunun adı Ülkemize ihanet ve düpedüz aptallıktır.
İşin ikinci yönü bence çok daha vahim. Birazda Alpay'ın mantık dışı açıklamalarıyla dolduruşa gelen bazı köşe yazarları Alpay'a linç uygulanıyor diye sahip çıkma yarışı başlattı. Buna son günlerde üç büyük takımın bazı yöneticileri ile milli takım hocası Şenol Güneş ve en acısı federasyon başkanı Haluk Ulusoy da katıldı. Bu nasıl spor anlayışıdır? Yapılacak ilk iş ona milli takım kapılarını kapatmak ve centilmenliğe aykırı davranışları nedeniyle sorgulamak gerekirken onu ve davranışlarını adeta ödüllendirmek dünya spor kamuoyunda bize çok ciddi prestij kaybettirecektir. Kötüye ve kötü davranışa prim vermek çok sakıncalı bir kapıyı açacak ve bundan sonra bu tür olaylara zemin hazırlayacaktır. Sporda ahlakın ve centilmenliğin ön planda tutulmasını düşünenler adına Şenol Güneş ve Haluk Ulusoy'u ayıplıyorum. Yazık, her konuda olduğu gibi çok başarılı olduğumuz bir dönemde futboldada çağdaş ilkeleri bir türlü yakalıyamıyoruz. Birileri çıkıyor yıllarca emek verilerek sağlanan prestiji biranda yok ediyor. Şarklı kafasıyla onları sorgulamak yerine alkışlıyoruz. Bu kafalarda bizi biryerlere götürmüyor, yerimizde saymaya devam ediyoruz.
Atamız ne de güzel söylemiş ''ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim''diye. Umarım olaya bu pencereden baktığım için beni de birileri yargılamaz? iyi haftalar dileğiyle..

SADİ SUBAŞI