İLKELİ OLMANIN BEDELİ VARDIR
Türklerin 1071 de Malazgirt savaşı sonrası Anadolu'ya girmesi ile başlayan serüveni, kurulan çok sayıdaki devletten sonra Avrupa'yı ve dünyayı titreten Osmanlı imparatorluğu ile doruğa çıkıyordu. Ne varki Avrupa'nın bu imparatorluğu çökertmek için haçlı seferleri ile başlayan direnişi çeşitli entrikalarla devam ediyor ve koskoca imparatorluk içerden ve dışardan sürdürülen komplolarla 1. ci Dünya Savaşı sonrası parçalanıyordu. Bu çöküşe isyan eden Ulu Önder Atatürk Samsun'dan başlat tığı direniş hareketi ve ardından kurtuluş savaşı ile Anadolu'yu kurtarıyor ve laik, demokratik bağımsız son Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kuruyordu. Atatürk döneminde art, arda uygulamaya konan devrimler ne yazıkki Atatürk'ün ölümünden sonra sürdürülemiyor, çok partili rejime geçişle başlayan siyasi sürtüşmeler ve siyaset adına verilen ödünler, eğitimde kalıcı ve sürekli bir sistemin oturtulamayışı,1980 sonrası ekonomik anlayştaki liberalleşme akımları , Ülkemizde siyasal ve kültürel yapının hızla dejenere olmasına neden oluyordu. Bunun yanında gelir dağılımının bir türlü adaletli dağılımının sağlanamayışı ve tarımsal üretimin istenen seviyeye çıkartlamaması sonucu kırsal kesimden kentlere hızlı bir göç başlıyordu. Ekonomik krizlerinde etkisi ile toplumun kültür yapısı hızla erozyona uğruyordu. Tüm bunların sonucunda , demokrasinin sağladığı özgürlükleri , kuralları pervasızca çiğnemek olarak algılayan bir toplum yapısı ortaya çıktı. Ulusal TV kanallarıda televole programları ile bu çöküşe hız kazandırdı.
Toplumumuzun bugün geldiği nokta gerçekten üzüntü verici. Okumayan , yüksek eğitim alarak meslek sahibi olanların dahi kendilerini geliştirmek için hiç bir çaba sarfetmediği , ülkenin sorunlarına ve geleceğine kafasını yormayan ama her konuda fikir beyan eden ilkesiz bir toplum haline geldik. Avrupa da sokakta herhangi birisi''sen başbakan olsan neler yaparsın ?'' diye sorulduğunda ''ben terziyim ne anlarım başbakanlıktan ''diye tepki gösterirken , aynı soru Türkiye de bırakın bir meslek sahibini, işsiz, güçsüz birisine dahi sorulsa , size beş dakikada Ülkeyi nasıl yöneteceğini anlatır. Yerel seçimlerin yaklaştığı bir dönemdeyiz. Özellikle teknik bilgi, deneyim ve birikim gerektiren bir görev olan belediye başkanlıklarına talip olan bazı adayları görünce bu ilkesizliğin boyutlarını çok daha iyi anlıyoruz. Böylesine dejenere olmuş bir toplumda ilkeli olanların işi gittikçe zorlaşıyor. Ne siyasi ilke, ne ahlaki kural hiç bir anlam taşımıyor artık. Herşey günlük çıkar ve ahbap-çavuş ilişkilerine göre şekilleniyor. Toplumu yönetmeye talip olarak siyasi sorumluluk üstlenenlerin , kendi koydukları tavırları dahi işler istedikleri gibi gitmediğinde nasıl reddettiklerini ve nasıl kıvırdıklarını ibretle izliyoruz. İşler böyle oluncada ilkeli insanların sayısı gittikçe azalıyor ve ilkeli olmak toplumda yadırganır hale geliyor. Bir TV kanalında yayınlanan popstar yarışmasında geçmişi karanlık birisini yıldız haline getirerek topluma örnek göstermeye çalışan jüri üyelerine tepki koyarak jüri üyeliğinden çekilen Deniz Seki'nin koyduğu ilkeli tavır o nedenle çok önemli. Ne varki, Onun bu alkışlanacak tavrı toplumun bazı kesimlerinden tepki alırken, bölücü örgütlere destek verdiği suçlaması ile hakkında soruşturma açılan bir başkası , televole kültürünün ürünü olanlarca alkışlanabiliyor. İşin üzücü yanı eğitimli ve aydın olarak toplumu yönlendirebilecek bir kısım kesiminde, günlük çıkarlar ve hesaplar uğruna bu ilkesizlik batağına boğazına kadar battığını görmek.
Zaman, toplumun çıkarları doğrultusunda ilkelerine sahip çıkan insanları yıldırmak yerine bu insanların sayısının artmasına katkı vermek zamanıdır. Gerektiğinde ilkeleri uğruna diyet ödemeyi göze alabilen bir toplum haline gelebilmenin dileğiyle iyi haftalar..
SADİ SUBAŞI.