Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Milletvekili Sorumluluğu ve Saygınlığı

MİLLETVEKİLİ SORUMLULUĞU VE SAYGINLIĞI

İzleyenler bilirler, TRT nin 3. kanalı TBMM deki görüşmeleri zaman, zaman canlı olarak yayınlıyor.22-aralık akşamı saat 20,30 sıralarında TV kanallarını tararken TRT 3 deki TBMM canlı yayınına rastlayınca biraz izlemek istedim. Sanırım bütçe görüşmelerinden Tarım Bakanlığı bütçesinin görüşmeleri sürüyor ve kürsüde de Antalya milletvekili olduğu açıklanan sayın Osman Özcan görüşlerini açıklıyordu. Öylede önemli şeyler anlatıyorduki uzun süre ayrılamadım.''Türkiye de tarımın dış güçlerin dayatmaları ile nasıl çökertildiğini ve buğday, tütün, fındık, şeker pancarı ekiminin engellenerek Türkiye'nin üretemeyen bir ülke haline nasıl getirildiğini anlatıp'' sorular soruyordu. Milletvekili olma sorumluluğunu taşıyan kişinin o çatı altında yapması gerekenleri yapıyordu. Her nekadar oturumu yöneten meclis başkanı sık, sık süresinin bittiğini hatırlatsada kamera zaman, zaman meclis sıralarını göstermese her şey normal görünüyordu. Türkiye'nin 2004 de uygulanacak tarım bütçesinin ve tarımdaki önemli sorunlarının görüşüldüğü böylesine önemli bir meclis oturumunda meclis sıraları inanılamayacak kadar boştu. Hükümet sıralarında hiç bir bakan gözükmüyordu.550 milletvekilinden ancak 25-30 tanesi öndeki birkaç sıraya yerleşmişti. Dahada acısı hemen , hemen hiçbirisi konuşmacıyı dinlemiyor, kimi cep telefonu ile konuşuyor ve kameradan korunmak için elindeki bir dergi ile telefonu gizlemeye çalışıyor, kimi yanındaki ile sohbet ediyor , birisi de yanındaki bayan milletvekili ile gülüşerek bir şeyi tartışıyordu. Konuşmacı da inadına büyük bir ciddiyetle ülke sorunlarına neşter vuruyordu. Görüntü tam anlamı ile Levent Kırcalıktı. Daha sonra söz alanlardada aynı görüntü devam etti. Sonraki günlerdede benzer görüntüleri üzülerek izledim. Bu Ülke bunu haketmiyor. Böylesine sorumsuz insanların bizi temsil etmesini içime sindiremiyorum. Anlıyamadığım bir başka hususta muhalefet görevini tek başına yüklenen CHP ninde aynı havaya girmiş olması. İktidar ''nasıl olsa çoğunluk elimde , oylama olunca salona girer oylamada istediğim kararı çıkartırım ''diye düşünüyor olabilir. Ama bu mecliste ki eksiklik ve yanlışlara tavır koyması gereken muhalefet nerede? Yazık, çok yazık. Böylesine boş ve duyarsız meclis sıralarına karşı konuşmakta doğrusu cesaret işi. Böyle bir mecliste meclis başkanlığı yapmakta ayrı bir soru işareti. Bu insanlar birbirleri ile ölesiye yarışarak meclise girmedilermi? Kimse git milletvekili ol diye zorladımı? Bu nasıl iştir? Bu nasıl sorumluluk anlayışıdır? Bu partilerin genel başkanları ve üst düzey yöneticileri ne iş yapar? Böylesine az sayıdaki katılımlarla çıkartılacak kanunlar nasıl bu Ülke insanlarına inandırıcı olabilir? Bu tabloyu hergün canlı yayınlarda izleyen ve onlardan çok şey bekleyen bu Milletin onlara saygısı ve güveni kalırmı? Zaten anketlerdede siyasetçi saygınlığının bir türlü alt sıralardan kurtulamaması bunu doğrulamıyormu?
Bu Ülkenin en önemli kurulunda böylesine sorumsuzluk olduğu sürece hangi kurum ve kuruluştan daha sorumlu olmasını bekleyebiliriz? Elbirliği ile bu Ülkeye yazık ediyoruz. Bu gayri ciddi yaşam tarzı yavaş, yavaş her kesimi sarmaya başladı. Bu erozyon yüzbinlerce şehit kanı uğruna kurtarılan Ülkemizin geleceğinide ciddi boyutta tehdit ediyor. Bir büyük çoğunluğun da ''bu Ülke büyük ve güçlü ülke, bu ülkeye birşey olmaz''saplantılarıyla içine düştüğü aymazlıktan kurtulmaya niyeti yok.
Pırıl, pırıl eğitimli genç bir kuşağa sahip olarak büyük bir şans yakalayan Ülkemiz ne yazıkki yönetimlerdeki sorumsuzluk ve vurdumduymazlığın sonucu olarak sonu belirsiz bir noktaya doğru hızla kayıyor. Korkarım geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin de önünü kesiyoruz. Toplumumuzun dinamiklerinin çabalarını da frenliyoruz. Bu sorumsuzlukta payı olan herkesin artık bu yanlışları görmesini ve bu Ülkenin geleceğini aydınlatmasını diliyorum. İyi haftalar dileğiyle...
SADİ SUBAŞI