MORAL DEĞERLER VE SEVGİ
Geçen haftaki köşe yazımda Ülkemizde yaşanan ahlaki çöküntüyü irdelemiştim. Bugünde toplumların huzurlu ve mutlu yaşamaları için çok önemli olan moral değerleri ve sevgiyi kendi toplumumuz açısından değerlendirmek istiyorum.
Günümüz dünyasında yaşam koşullarının çok ağırlaşması sonucu, maddi değerler ön plana çıkmış bulunuyor. İnsanların ekonomik güvencesi yoksa veya bu konuda sorunlar yaşıyorsa moral değerlere çok daha fazla ihtiyacı var demektir. Ülkemizdeki milli gelir seviyesinin bir türlü istenen düzeye ulaşamaması sonucu , kişi başına düşen gelir dünya standartlarının çok altında kalmıştır. Yıllardır toplumumuzun büyük bir kesimi geçim sıkıntısı içersinde yaşamını sürdürmektedir. Sokakta gezen insanlara şöyle bir bakınız. Yüzü gülen kaç insan görebileceksiniz? Oysa bir Avrupa kentinde gezerken sokaktaki insanın mutluluğunu yüzünden okursunuz. Toplumumuzu yıllardır ekonomik sorunlarla boğuşurken ayakta tutan en önemli etken moral gücüydü. Kentlerde yaşayan insanların çoğunluğu köy kökenli olduğu için , köylerinden gelen gerek maddi ve gerekse gıda maddesi desteği ile ayakta durabiliyordu. Ancak son yıllarda Ülkemizin özellikle tarım politikaları üzerinde oynanan oyunlar ve kurulan yoğun baskılar, köylümüzü ayakta tutan üretici vasfını elinden almıştır. Afyon ekimi ile başlayan, buğday, tütün, fındık ve son olarakta şeker pancarı ekim alanlarının daraltılması için yapılan dayatmalar yarın muhtemelen pamuk ve diğer ürünlerle devam edecektir. Böylece dünyanın en verimli topraklarına sahip olan ve tarımsal ürünler yönünden kendine yeten yedi ülkeden birisi olarak gösterilen Ülkemiz bu vasfını hızla kaybederek, temel gıda maddelerini dahi ithal eder hale gelmiştir. Bugün içine düştüğümüz içler acısı durumda köylümüz , değil kentlerde yaşayan diğer aile fertlerine destek olmayı, kendi ihtiyacını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Amerika ve İMF borç vermek için yaptığı dayatmalarla Ülkemizi üretmeyen , hemen her şeyi dışardan ithal eden tüketici bir ülke haline getirmiştir. Artık Türkiye zar zor İMF den aldığı borç paralarla ilaç dahil hemen hemen tüm temel maddeleri dışardan sağlayan ve stratejik yöndende bağımlı hale gelmiş bir ülkedir. Geçmiş dönemlerin siyasi iradelerinin kötü yönetimlerinin sonucu böylesine bir borç batağına saplanan ülkemiz , ekonomik yönden dışa bağımlı olmanın etkisi ile kendini düzlüğe çıkartacak öz kaynaklarını dahi kullanamaz hale düşmüştür.
Bugün içinde bulunduğumuz zor ekonomik koşullarda yardımlaşma ve moral desteğine her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız vardır. Neyazıkki insanımızın üzerine çöken güvensizlik ortamı , ahlaki çöküntüyle birlikte moral değerler açısındanda büyük bir boşluk doğurmuştur. Bugün Ülkeyi yönetenlere düşen en önemli görev, insanımıza moral gücünü yeniden kazandırmak olmalıdır. Bunu sağlamanın yolu mutlaka bulunmalıdır. Siyasi çekişmeler bir yana bırakılmalı, siyasi ve ideolojik çıkarlar adına Ülkemizin geleceği ipotek altına sokulmamalıdır. Toplumumuzun sevgi bağları yeniden güçlendirilmelidir. Dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var. Topluma geleceğine yönelik güven aşılanabilirse , inanıyorum ki Ülkemiz bu zor dönemi de aşacaktır. Yeterki bizi yönetenler buna inansınlar.
Geçen hafta Konya da yaşanan yeni bir imar faciası ile bayram herkese zehir oldu. Bu konuda söylenecek herşey söylendi ama ben haftaya bu olayın bir başka yönünü ve asıl hesap sorulması gerekenlerle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Ülkemiz böylesine tüm toplumu etkileyen ve artık kanıksanmaya başlanan moral bozucu olayları haketmiyor. Her benzeri olay sonrası atılan nutuklarla adeta bu olaylara çanak tutuyoruz. Sonrada bu kafalarla bizi AB ye alsınlar diye bekliyoruz. Haftaya buluşmak dileğiyle, iyi haftalar.
SADİ SUBAŞI..