ÜRETİMİ TERKEDEN TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR?
Yıllardır siyasetle ilgilenirim. Ülkemiz sorunlarını hep yakından takip etmeye çalışırım. Konuyla ilgili makale ve açıklamaları olabildiğince okurum. Ama son yıllarda ülkemizde uygulanan üretimi sınırlama , hatta yoketme çalışmalarını bir türlü kavrayamıyorum. Anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Mantık hesabı yapıyorum, yine olmuyor. Bu işin içinde bir şey var. Ya bu ülkeyi yönetenler bize iyi anlatamıyorlar veya bu işte bir gariplik var. Bilen birisi varsa çıksın benim gibi anlama sorunu olanlara şu işi açık seçik anlatsın.
Yıllar önce afyon ile başlayan , günümüzde tütün, fındık ve şeker pancarı ile devam eden ekim alanlarını daraltma ve üretim yapmamayı teşvik çabalarını Ülkemiz çıkarları açısından kabullenemiyorum. Beslenme yönünden çok değil on-onbeş yıl öncesine kadar kendi kendine yeten yedi ülkeden birisi olarak gösterilen Türkiye, günümüzde buğdayı dahi ithal eder duruma düşmüştür. Hadi afyonu uyuşturucu trafiğini önlemek, tütünü toplumun sağlığını korumak açısından , fındığıda yamaçlar yerine verimli ekim alanlarına ekilmesini engelemek açısından zorlaştırıyorlar diyelim , şeker pancarındaki olumsuz tavrı nasıl yorumlayacağız? Dün buğday anbarı olarak anılan Anadolu'da bugün Türkiye'yi doyuracak buğday yetiştirilemiyosa bunu birilerinin açıklaması gerekir diye düşünüyorum. Tarımsal potansiyeli zengin bir ülke olan Türkiye'de cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan ilk sanayi kuruluşları şeker fabrikaları olmuştur. Binlerce ziraat mühendisinin işsiz gezdiği ülkemizdeki çarpıklığı amlamaya imkan yok. Yıllar önce daha verimli olacak iddiası ile köylüye dağıtılan buğday tohumlarımı buğdayımızı yoketti? Yarın benzer bir gerekçe ile pamuğada kısıtlama getirilirse şaşırmamak lazım. Ne oluyor bize? sanki gizli bir güç bu Ülkenin tüm tarımsal üretim kanallarını kesiyor. Ülkemiz üreten değil tüketen bir ülke haline sürükleniyor. Nüfusumuzun önemli bir kesimini oluşturan köylümüzün tüm gelir kaynakları birer birer tıkanıyor. Bundan böyle kısaldan kentlere göç daha bir hız kazanak sanıyorum. Kentlerde küçük maaşlarla kıt kanaat geçinen insanımızı ayakta tutan en büyük destek, arkalarını dayadıkları köylerindeki ailelerinden gelen tütün, fındık gibi tarımsal kaynaklı ek gelirlerdi. Bu gün köydeki insanlar bırakın kentteki aile bireylerine destek yapmayı kendileri nasıl yaşamlarını sürdürecekler onun hesabı içersindeler.
Üreticinin içine düştüğü çıkmaza çare olarak 1999 yılından itibaren köylümüze dekar başına para ödemesi yapılıyor.2004 de dekar başına ''doğrudan gelir desteği''adıyla ödenen miktar 16 milyona ulaşmış bulunuyor. Bir yandan üreticiyi ayakta tutacak teşvikleri kaldıracaksınız, bir yandan da bu paraları açıktan vereceksiniz. Bu nasıl iştir anlamak mümkün değil. Bildiğim kadarı ile bu paralar İMF kanalı ile dünya Bankasından geliyor. Eğer bu paralar İMF den alınan borç paralarla karşılanıyorsa bunun faizlerini ödemekte bu fakir milletin sırtına binecektir. Yok değilse bu avantalar Türkiye'ye neden veriliyor? Bu ülke üretmezse bu borçlar nasıl ödenecek? Aklıma kötü şeyler geliyor. Bu avanta paralar üreticiyi de avantaya alıştıracak ve tembelliğe itecektir. Böyle bir sistem dünyanın neresinde var bilmiyorum.? İMF ile imzalanan niyet mektuplarında ne gibi tuzaklar gizli , bunları öğrenmek Ülke insanın en doğal hakkıdır.
Dünya yeni bir sömürge düzeni ile karşı karşıya. Buna direnen ve gücünü kanıtlayan ülkeler ayakta kalacak , diğerleri ise acımasız bu yeni düzende hızla sömürgeleşecektir. Üzülerek söylemek gerekirse hızla üretkenliğini kaybeden ülkemizin bağımsız olduğunu iddia etmek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Yıllar önce bu ülkenin bağımsızlığı için sokaklara döküldükleri için yargılanan , hatta yokedilen gencecik insanları hatırlayınca içim çok daha fazla burkuluyor. Ülkemizin içine girdiği bu çıkmazdan kurtulabilmek için tüm kesimleri ile bir aydınlanma ve ekonomik kurtuluş savaşı vermesi zorunlu hale geldi sanıyorum. İnsanımızın sıkıştığı zaman bu güçlükleri nasıl yendiğinin örnekleri tarihimizde yazılıdır. Gün birlik olma ve silkinme günüdür. Atatürk'ün dediği gbi bu gücün milletimizin damarlarındaki asil kanda bulunduğuna inanıyorum. iyi haftalar dileğiyle...
sadi subaşı