a-mail: sadisubasi@ttnet. net. tr SUNUŞ
SAMSUN'UN KADERİ DEĞİŞMEYECEKMİ?
Kendimi kolay kolay pes etmeyen inatçı bir kişi olarak görürüm. Ancak artık benimde umudum kırılmaya başladı. Ne yaparsak yapalım bu kent üzerinde oynanan oyunları bir türlü önliyemiyoruz. Sanki gizli bir güç, bu kentin bırakın yeni kazanımlar elde etmesini, adeta elindeki bazı olanaklarıda tek tek kopartıp alıyor. Hiç kimse bunun doğru olmadığını söylemesin. Bu dünde böyleydi, neyazık ki bugünde böyle. Herhalde sivil toplum örgütleri elimizden alınmaya çalışılan varlıklarımızı korumak için uğraşmaktan yeni güzellikleri yaratmaya fırsat bulamayacaklar. Şöyle gerilere gidip olayları bir hatırlarsak gerçek tüm gerçekliği ile ortaya çıkar. Belki bizler Samsun'u çok daha iyi konumlarda görmek istediğimiz için sahip olduğumuz konumu yeterli görmüyoruz. Ancak kim ne derse desin herşeye rağmen Samsun hala bölgenin her yönden en gelişmiş ve sosyal yönden en ileri kentidir. Komşu illerin bunu örnek alması ve biraz kıskanıyor olmasıda normal. Biz Samsunlular da yeri gelince Çorum'un son yıllarda yaptığı sanayi atılımını, Trabzon'un lobicilik konusundaki başarısını takdirle karşılıyor ve örnek göstermiyormuyuz? Ama hiç birimizin aklından bu kentlerin sahip olduğu olanakları bir takım siyasi baskı ve girişimlerle kenti kentimize taşımak geçmiyor. Ancak gerçek şu ki son on yıldır Samsun da bulunan bazı bölge müdürlükleri bir şekilde Samsun'dan alınarak çoğunlukla komşu bir ile taşınıyor. Bu ya direkt yapılıyor veya önce Ankara merkeze alınıp oradan, yada önce kapatılıp sonra yeniden açılarak bu komşu ilde konuşlandırılıyor. Bunu bu illerin siyasilerinin bir başarısı olarak görmek istemiyorum. Çünkü olayı bu yönden alırsak önümüze çok daha acı bir sonuç çıkar. O da bizim seçtiklerimizin Samsun'un haklarını yeterince koruyamadıkları gerçeğidir. Söylediklerim sadece bu dönem için değil, yukarıdada yazdığım gibi bu olaylar son on yıldır artarak devam ediyor. Bunları neden yazmak zorunda kaldım şimdi bunlara değinmek istiyorum.
Geçtiğimiz günlerde yerel basının gündeme taşıdığı benzer bir oldu bittiyle karşı karşıya kaldık. İki yıl kadar öncesine kadar Samsun SSK bünyesinde bölge müdürlüğü olarak işlevini sürdüren SSK teftiş kurulu bir komşu ile kaydırılmaya çalışılmış ve sivil toplum örgütlerinin büyük tepkisi sonucu o dönemki milletvekillrimizin de olaya müdahale etmesi ile durdurulmuş gibi gösterilmiş daha sonra Ankara'ya alınmıştı. İşte bu kuruluşun geçtiğimiz günlerde bu komşu ile taşındığı haberi patladı. Ardından iki miletvekilimizin konu ile ilgili çok ikna edici olmayan açıklamaları geldi. Bir milletvekilimizin bilgisinin olmadığını söylemesi ise son derece düşündürücüydü. Eğer bu kuruluş Ankara'dan tekrar bir karadeniz iline gidecekse bölgenin merkezi konumundaki eski yerine, yani Samsun'a gelmesinden doğal bir şey olamazdı. Yok böyle olmazsa bunu kimse bu kentin insanına anlatamaz. Hiç kimse kusura bakmasın bu işin hesabı birilerinden sorulur. Eğer durum böyle değilse en yetkili ağızdan bunun doğrusu anlatılmalıdır.
İkinci olay ise farklı ama belki daha da kötü sonuçlar verecek olan bir gelişme. Bir ay kadar önce o bölgede deniz taşımacılığı yapan bir işadamımızın Halk gazetesindeki açıklamaları ile duyuldu. Ama garip bir şekilde hiç bir yetkili ağızdan açıklama gelmedi. Geçtiğimiz günlerde bazı yakınmalar üzerine gidip olayı yerinde inceledim. Açıkçası tüylerim diken diken oldu. Konu hakkında kimse konuşmak istemiyor. Önümüzdeki günlerde kentimizin yöneticilerinden bilgi almaya çalışacağım. İleride engellenemeyecek bir noktaya gelmeden belki önlem alınır diye kısaca değinmek istiyorum. Şehirden Atakum yönüne liman sahası önünden giderken denize doğru bakarsanız liman alanında yükselen iki üç tane dev silo göreceksiniz. Şu anda belki gözü çok rahatsız etmiyor ama bunun yanyana dizilmiş oniki tane olarak düşünürseniz irkilirsiniz sanıyorum. Yanına gittiğinizde yüksekliği ve heybeti insanı etkiliyor. Yerinde aldığım bilgiye ve gördüklerime dayanarak söylüyorum. Limanın girişinden Sahil Güvenlik komutanlığına kadar dayanan alan toplamı oniki olduğu söylenen bu silolarla duvar gibi kapatılacak. Ayrıca beton ve kalıcı, depoya benzer büyük bir yapınında yapılıyor oluşu beni bir kaç nedenle çok düşündürdü. Birincisi , Limanın yer hizmetlerinin özelleştirilerek cazip hale getirilmesi ve Türkiye'nin en büyük üç limanından birisi olduğunu söylediğimiz limanımızın uğradığı haksız rekabetin önlenmesi hesapları yapılırken , liman sahası başka işlevlere olanak bırakmayacak hale getiriliyor. Korkarım Samsun limanı mevcut şansınıda yok edecek. İkincisi ise sivil toplum örgütlerinin büyük desteği ve Samsun halkının verdiği 40000 imza ile SAM-SEV tarafından gündeme getirilen ''sahilimi istiyorum'' kampanyası sonrası B. şehir Belediye Başkanımız sayın YUSUF ZİYA YILMAZ tarafından gerçekleştirilen sahil kordon projesiyle çelişmesi. Doğu park ile batı parkını birbirine bağlama çalışmalarının hızla sürdüğü bir sırada, bu görüntü çirkinliğini kimsenin umursamaması çok acı. Bizler liman dolgu alanındaki demiryolu hattının azaltılmasını , ve hangar ile demiryolu atölyelerinin kaldırma çalışmalarını izlerken , sahildeki bu yapılanmayı anlamakta sıkıntı çekiyorum. Bu sahanın söz sahibi olan TCDD adeta sahilimi istiyorum kampanyasının rövanşını alıyor. Bu siloların ithalat ve ihracat yapan firma için bir gereksinim olduğundan kuşkum yok. Ama bu silolar bir başka yerde yapılmalıydı. Beni asıl üzen ve yanlış olmasını umduğum, bu işin arkasında siyasi bir gücün olma ihtimali. Hele hele bu alan, daha önce talep eden bir Samsunlu kuruluşa verilmeyip daha sonra dışardan bir kuruluşa verildiği duyumları doğru çıkarsa çok baş ağrıtır.
Geriye dönüp şöyle bakığımda, son 35 yılda seçip bizi temsil etsin diye Ankara'ya gönderdiğimiz onlarca milletvekilimizden bir, ikisi dışında hiç birisinin görevleri bittikten sonraki yaşamlarını Samsun'da sürdürmediklerini görüyorum. Geçtiğimiz günlerde önemli bir siyasimizlede bu gerçeği paylaştım. Bunun sonucu ve kentimiz insanı yeterli çalışmayı göremediklerinden olacak artık kolay kolay aynı milletvekillerini tekrar tekrar seçmiyor. Giden geri gelmiyor ama bizler buradayız. Bizler bu kentin insanıyız. Burada yaşamaktanda mutluyuz. Hesaplar iyi yapılmalı. Seçim dediğin göz açıp kapayana kadar geliyor. Bu kente verilen sözler yerine getirilmelidir. Aksi halde hem Samsun'a, hemde bu konuda harcanan emeklere yazık olur.
Samsunlu bu konularda gerekli ve doyurucu açıklamaları beklemektedir. İyi haftalar..
SADİ SUBAŞI