Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Toplum Olarak Çağdaşlığın Neresindeyiz

TOPLUM OLARAK ÇAĞDAŞLIĞIN NERESİNDEYİZ ?

Avrupa'ya girme çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğü günümüzde çağdaş yaşamın neresindeyiz ve bu toplumun yaşam standartlarına nekadar uyum sağlıyabileceğiz? Bunu iyi değerlendirmek lazım. Gerçi Avrupa, kendileri için vazgeçilmez olan kuralları koyarak bizi uyum yasaları ile kendi kalıplarına sokmaya çalışıyorlar ama bizim tarihten gelen yaşam tarzımız, kültür yapımız, alışkanlıklarımız ve geleneklerimiz buna nekadar izin verecek tam olarak kestiremiyorum.
Aynanın karşısına geçip şöyle bir baktığımızda şu gerçekler yüzümüze bir tokat gibi çarpmıyormu?
Kurtuluş savaşı sonrası kurulan yeniTürkiye'ye çağdaş çağdaş dünyayı örnek gösteren Atatürk'ün kısa sürede gerçekleştirdiği devrimleri onun ölümünden sonra sürdürmek yerine birer ikişer sulandıran bizler değilmiyiz? Bizleri temsil etmek üzere Ankara'ya gönderdiğimiz milletvekillerinin kendilerini bu toplumun üzerinde görerek kendilerine ayrıcalıklı uygulamalar getirdiği ülke biz değilmiyiz? Susurluk rezaletine karışan ve hala elini kolunu sallayarak gezen, uyuşturucu işinde adları geçen, kuralları çiğnediği için kendisine ceza yazan polisi hırpalayan, hatta sürdürenler, topluma örnek olması gereken bu insanların içinden çıkmadımı? Bakan yaptığımız insanları banka yoyguncusu olarak karşımızda bulmadıkmı? Yolsuzluk yapan milletvekili , bakan hatta başbakanlar hakettikleri cezayı çektilermi? Her seçim öncesi soygunculara hesap soracağız iddiaları ile ikidara gelenler sıra kendilerine gelir korkusuyla bunları aklamadımı? Seks tutkularını tatmin için birden çok kadınla imam nikahıyla yaşayanlar, küçücük kızlarını başlık parası adı kandırmacasıyla satanlar, en lüks arabalardan bile meyva kabukları ve çöpleri sokaklara atanlar, sokaklara gözümüzün içine baka baka tükürük savuranlar, kızlarını okula göndermeyenler, kural tanımadığımız için trafik facialarında dünya rekorlarını zorlayanlar, dini çıkarlarına alet edenler, çağdışı anlayış tarzlarını topluma kabul ettirmek için güzel dimimizi kullananlar bu toplumun insanları değilmi? Gelir dengesizliğinin sonucu oluşan çok küçük bir azınlığın çoğunluğu çatlatırcasına sürdürdüğü abartılı ve şımarık yaşam tarzı bu Ülkenin gerçeği değilmi? Neredeyse herkesin belinde tabanca taşıdığı, sudan sebeplerle insanların vurulduğu Ülke haline gelmedikmi?
Bu örneklerin bir çoğunun daha sıralanabileceği Ülkede çağdaşlıktan nasıl bahsedeceğiz? Aslında dilimizden düşürmediğimiz ve hep özlem duyduğumuz bir kavram çağdaşlık. Sokaklarını seyyar satıcıların işgal ettiği, bazı seyyarların uyanıklık yapıp dükkanları mesken tutarak önündeki sokak ve caddeyide işyerine kattığı, tezgah üzerinde çocukların çığlık çığlığa bağırdığı, bu konuda zarar gören işyeri sahipleri ve onların temsilcisi sivil toplum örgütlerinin haklı talep ve çağrılarına kulak tıkayan belediye başkanlarının çağdaş kent yaratma iddialarıda bu kelimeyi neyazıkki özenti malzemesi haline getiriyor.
Hiç kimse kendini kandırmasın. Atatürkçülüğü ve laikliği bir kesimin, dindarlığı bir başka kesimin, milliyetçiliği ise bir diğer kesimin kendi tekelinde görüp amaçları için kullandığı gibi günümüzün modasıda AB sevdası. Korkarım, çağdaş yaşam tarzının doyasıya yaşandığı AB ye bazılarının girme isterisinin altındada AB nin sağlıyacağı sınırsız özgürlükleri, getirmeyi düşledikleri çağ dışı yaşam tarzını gerçekleştirmek için kullanmak amacı yatıyor. Eğer gerçekten çağdaş yaşamı arzuluyorsak başta bizi yönetenler olmak üzere bunu başka amaçlarla kullanmamız ve bunun gereklerini yerine getirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu toplumun büyük bir kesiminin bunu samimiyetle istediğine de inanıyorum. Yukarıda sıraladığım bize yakışmayan görüntüleri kaldırdığımızda bizi AB ye alsalarda almasalarda çağdaş dünyanın içindeyiz demektir. Bu toplum kendi haline bırakılsa ve oraya buraya çekiştirilmese bu süreç kısalacaktır. İyi haftalar..
SADİ SUBAŞI