SAMSUN’DAKİ ÖZELLEŞTİRMELERE BAKIŞ..
Geçtiğimiz hafta Samsun’daki özelleştimelerden birisi daha sonuçlandı. İki yıl önce Samsunluları sokağa döken mobil santrallardan birisinin sahibi konumunda görünen Rize’li CENGİZ grubu bu özelleştirme ihalesinide kazandı. Bilindiği gibi Karadeniz Bakır işletmelerinin özelleştirme ihalesi ile kent içerisi doğal gaz dağıtım şebeke ihalesinide aynı grup kazanmıştı. Cengiz grubunun geçen dönem iktidarları zamanında olduğu gibi, bugünkü hükümet sırasındada yıldızının parladığı bir gerçek. Son Gelemen ihalesinide aynı grubun kazanması kafalarda bazı soru işretleri oluşturdu. Ancak bunlar bence önemli değil. Nasıl Türkiye yatırımcılar için kapıyı açıyorsa ve teşvik ediyorsa, Samsun’da kendi içerisinden gerekli sermaye birikimini sağlamış işadamları çıkartamadığı sürece dışardan gelen işadamlarının ihaleleri toplamasını seyretmeye mahkum olacaktır. Bence önemli olan Samsun’a yatırım yapılması ve istihdam yaratılmasıdır. Tabii gönül bu yatırımcıların bizlerden birilerinin olmasını arzu ediyor, ama buna gücümüz yoksa gelecek her yatırımcıyı desteklemekde akıllıca olacaktır. Yeterki gelecek yatırımcılar Samsun’u sahipsiz sanıp, Mobil Santrallar gibi çevre ve doğa düşmanı çağ dışı yatırımlarla karşımıza çıkmasınlar.
Son ihalenin sevindirici yanı bu ihaleye iki Samsunlu yatırımcınında girmesidir. Ancak yeterli ekonomik güce erişemedikleri taktirde bu tür ihalelerde şanslı olmaları çok zor görünüyor. Bundan sonra yapılacak olan en önemli iş, bu yatırımcıların ihale şartnamesindeki koşullara uyarak, bu alanları istihdam yaratacak şekilde değerlendirip değerlenmdiklerni sıkı bir şekilde denetlemek ve takipçisi olmaktır. Mobil Santrallar bu yatırımcı tarafından Samsun’un başına bela edilmiş ve yapılan yasal ve toplumsal karşı mücadelelerle ancak çalışması engellenenebilmiştir. Bugün burası zamanında yapılan idari hatalar sonucu Devletimize her ay bir milyon ikiyüzlli bin USD (Amerikan dolarına) malolmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının ve özelliklede Samsun Barosunun yaptığı yasal mücadele sonucu bu kuruluşların yasal dayanağı kalmamıştır. Yargıtay yatırımcı kuruluşların yaptığı itirazıda reddetmiştir. Bu konuda geçtiğimiz günlerde Baro Başkanımız sayın Av. Ahmet Gürel’in yaptığı açıklamalar doğrultusunda, Devletin bu kuruluşlara bu fakir milletin parasını vermemesi gerekir diye düşünüyorum. Biran düşününüz, bu olay bir özel işletmenin başına gelse ne yapardı? Hiçbir şey üretmeyen , işçi çalıştrımayan , masraf yapmayan ve yasal dayanaklarını kaybetmiş bir kuruluşa ödeme yapmaya devam edermiydi? Yoksa aldatılmış duruma düşmüş olmanın hesabını, aradaki sözleşmeyi yeniden değerlendirmeye alarak tazminat ödemektern kurtulmaya çalışmazmıydı? Bu işe aklı eren varsa çıksın açıklasın. Görünüşe bakılırsa ilgili bakanlık Ülkemizin çıkarlarını koruma noktasında görevini yapmamaktadır. Bu yanlışın hesabının bir gün mutlaka sorulacağına inanıyorum. Devlet eliyle böylesine kolay kazançlar sağlanan ortamda, bu kuruluşların ihaleleri bir bir toplaması kaçınılmaz sonuç olmaya devam edecektir.
Son değerlendirmemde Samsun’da yaşayan insanlarımız için olacaktır. Samsun’daki para sahipleri paralarını bankalarda saklamaya devam ederlerse kimseye söz söyleme hakkımız olamaz. Yıllardır seçip meclise gönderdiğimiz milletvekillerimiz bir türlü istenen performansı gösteremez ve hükümetler üzerinde etkili olamazlarsa bu sonuca katlanmak zorunda kalmaya devam edeceğiz. Görülen o ki Samsun’da bazı şeyler iyi gitmiyor. Uzun süredir Cumhuriyet Baş Savcılığının ve Samsun Barosunun inatla takip ettiği ‘’Bölge İstinaf Mahkemesinin’’de Trabzon’a kurulacağı haberleri kafaları iyice karıştırdı. Gerçi milletvekilimiz sayın Mustafa Demir bunun aksini açıkladı ama açıkçası ben endişeliyim. Bundan öncekilerdede aynı senaryoyu yaşadık. Bu olay Samsun İktidar Milletvekilleri için bir sınav olacaktır. İktidara 7 milletvekili veren bu Kentin insanları bu çabayı beklemektedir..
İyi haftalar dileğiyle..25-ekim-2004
SADİ SUBAŞI