SİYASİ YETERSİZLİK
Samsun Türkiye’nin üç büyük kentinden sonra en çok milletvekili çıkartan illerinden birisidir. Böyle önemli bir siyasi gücün olduğu kentimizde acaba olması gereken politik hareket varmıdır? Dostlarım kızmasınlar ama, Samsun için siyasi gücünü yeterince kullanabildiği söylenemez. Bunu iktidar, muhalefet ayırarak ve sadece günümüz içinde söylemiyorum. Önceki yıllara dönerek baktığımızda bunun aksini söyleyebilirmiyiz?35 yıldır bu kentin her olayının içinde olan birisi olarak, bazı gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda zaman zaman bakanda çıkartabiliyorduk. İki üç dönemdir bu şansıda bulamıyoruz. Gerçi bulduğumuz dönemlerdede bunun Samsun olarak bir yararını gördüğümüz söylenemez. Bu şansı yakalayanlarda üzülerek söylemek gerekirse, kendileri ve çevrelerine yarar sağlamanın dışında, Samsun için önemli bir hükümet desteği sağlayamadılar. Sağlasalardı Samsun Türkiye sıralamasında 35. sıralara yuvarlanırmıydı? Toplamı 5-6 km. olan bir çevre yolu günümüze sarkarmıydı? İşsizlik Türkiye ortalamalarının üzerine çıkarmıydı? Mobil santral belası başımıza sarılırmıydı? Bu örnekleri sayfa dolusu çoğaltabiliriz. Bu güne kadar bu kenti temsil etmek üzere seçilenler , bunun aksini söyleyebilirlermi? Bu kent hemen her dönemde dönemin iktidarlarına çok sayıda milletvekili desteği vermesine rağmen, hükümetlerin desteği bu Kente sağlanamamışssa, bunun sorumlusu geçmiş dönemlerde bu göreve seçilenlerdir. Samsun , bölgemiz illerinin haksız rekabetine kurban edilirken ve bazı kentlerin lobileri bu kentte konuşlanmış önemli kuruluşları kendi kentlerine taşırken , bu kent için sorumluluk üstlenenler basına açıklama yapmanın ötesinde hükümetler düzeyinde hiçbir başarı sağlayamamışlardır. Tüm bunları sorgulamadan ve en önemlisi Samsunlular olarak bu konuda tavır sergilemeden, bu böyle devam edecek ve korkarım Samsun bu günleride arayacaktır. Bunları değerlendirirken öncelikle Samsun yerelinde yürütülen polikaları sorgulamalıyız. Acaba siyasi partiler Samsun’da etkin olabiliyorlarmı? Görebildiğim kadar bu sorunun asıl nedeni burada. Kısırçekişmelerin, kıskançlıkların kişisel çıkar hesaplarının çok öne çıktığı için bu kentte beklentisiz politika yapmak isteyenler, partilerden kopartılmış veya dışlanmıştır. Yönetimler Samsun sorunlarına ya duyarsız kalmış veya cılız çabalarla günü kurtarmayı yeğlemişlerdir. Hiç kimse kusura bakmasın bu bir gerçek. Seçim dönemleri öncesi bir bakıyorsunuz, yönetimlerde görev alanların hemen hepsi bir yerlere aday olmuşlardır. Dolayısısla seçim öncesi kendi hesaplarına çalışmaktan, partileri adına gerçek anlamda Samsun’u temsil edebilecek adayları bulma, hatta bu isimleri ikna etme gibi bir görevi akıllarına bile getirmemişlerdir. Bunun sonucu olarak hiçte bu görevi haketmeyecek adaylar ortaya çıkmış ve tombaladan çıkar gibi seçilebilmişlerdir. Geçmişte, il yönetimlerinin genel merkez düzeyinde etkili olamamaları nedeniyle, bırakın hakeden adayları kabul ettirebilmeyi, genel merkezin Samsunlu olmayan adayları Samsun’a dayatmalarına dahi seyirci kalmışlardır. Samsun’da önemli sorunlar olduğunda siyasi partilerin sivil toplum kuruluşları kadar dahi sesinin çıkmadığı bir kentte, siyasi erkin bundan iyi olması beklenemez. Bir mobil santral olayında, bir bölge müdürlüklerinin kopartılması olayında, siyasi partilerin birşeyler yaptığını gören oldumu? Üzülerek söylemek gerekirse Samsun’daki siyasi parti yönetimleri sahip oldukları anayasal gücün farkında değil.
Günümüzün milletvekilleri için bu değerlendirmeleri yapmak erken. Umarız yarında aynı yakınmalar içinde olmayız. Herkesin hesabını doğru yapması lazım. Samsun artık eski Samsun değil. Eskisi gibi seçilenler, hiçbir şey yapmadan tekrar tekrar seçilme şansını bulamıyorlar. Son genel seçim sonuçları bunun en çarpıcı örneğidir. Hükümete 7 milletvekili, Büyük Şehir dahil 5 belediye başkanlığı veren bir kentin bunun karşılığını görmek hakkıdır. Hiç kimse bunu gözardı edemez. Yedi milletvekilinin ortak tavırla başbakanın karşısına çıkıp bu kent için teşvik konusunda talepte bulunması halinde bu sorunun çözülemiyecğini sanmıyorum. Bunu Özal döneminde yaşanan bir örnekle yorumlarınıza bırakıyorum., Teşvikte öncelikli iller belirlenmektedir. Bilecik kapsam dışında bırakılmıştır. O dönem Bilecik’in iki milletvekili parlamentoda görev yapmaktadır. İki milletvekili Başbakanın huzuruna çıkarlar ve ortak tavır ve kararlarını sunarlar.’’Bizi Bilecik’e sokmuyorlar. Ya bizim İlimizide bu kapsama alınız, yada isifamızı veriyoruz, kabul buyurunuz.’’Konu iki gün içinde hükümet gündemine alınır ve hemen hükümet kararı olarak hazırlanmış ve ilan edilmiş ‘’teşvikte öncelikli İller’’ kapsamına eklenir. İki milletvekilinin kentlilik sorumluluğu ile yaptığını biz geçmişte yapamadık, Yedi milletvekili ile bugünde yapamazsak hiç kimse kimseyi kandırmasın ve cek, caklı demeçlerle bu işleri geçiştiremeye kalkmasın. Aksi halde siyasi sonuçlarına da katlanırız.
Son sözüm Samsunlulara; Bu güne kadar kentli olarak seçtiklerimize yeterli baskıyı oluşturamadık. Biz talep eden toplum olamadıkça, bugüne kadar yaşadığımız olumsuzluklar ve Samsun’a yakışmayan zaafiyet devam edip gidecektir. Bizlerde bu işin asıl sorumlusu biz değilmişiz gibi ‘’ bu kentin üzerine ölü toprağı serpilmiş’’sözlemleri ile kendimizi avutmaya devam ederiz. Eğitimlerini tamamlayan gençlerimizin Samsun’a dönmelerini istiyorsak hepimizin üzerine düşen görevi yapması gerekir diye düşünüyorum. İyi haftalar..
06-kasım-2004
SADİ SUBAŞI