Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Tsunami ve Yardım Kampanyaları

TSUNAMİ VE YARDIM KONUSU

Geçtiğimiz ay sonunda güney doğu Asya’da meydana gelen 9 şiddetindeki deprem sonrası oluşan dev dalgalar (TSUNAMİ), asrımızın en büyük felaketlerinden birisinin yaşanmasına neden olmuştu. Bu felakette her geçen gün artan rakamlara göre ölü sayısı ile 200,000 geçmiş bulunuyor. Özellikle SRİ-LANKA, ENDONOZYA VE HİNDİSTAN’da büyük tahribat yapan tsunamide çok sayıda kayıpta bulunduğu açıklanıyor. Şimdi tüm Dünya bu ülkelerde yoksulluk ve açlıkla başbaşa kalan insanlar ve ailelerini kaybeden çocuklar için yardım kampanyaları düzenliyor.4,5 yıl önce benzeri bir deprem faciası yaşayan Ülkemiz insanı bunun ne demek olduğunu çok iyi bilmektedir. Nitekim olayın meydana gelmesinden hemen sonra harekete geçen hükümetimiz ilk etapta gerekli yardımı bu ülkelere ulaştırdığını açıklamış, Kızılay’da harekete geçmiştir. Yanılmıyorsam bir kurtarma ekibi de bölgeye gönderilmiştir. Bunlar , böyle felaketlerden sonra yapılması gereken uluslar arası dayanışmanın güzel örnekleri.
Ancak bu yardım konusunun son günlerde biraz abartıldığı ve manevi baskıya ve duygu sömürüsüne dönüştüğünü görüyorum.. Yardımlaşma konusunda, yapı olarak çok duyarlı bir insan olmama rağmen, son günlerde her televizyonu açışımda karşılaştığım duyuru ve ‘’beklenen yeterli yardımın yapılamadığı’’ şeklindeki yakınmalar ister istemez beni 4,5 yıl öncek Marmara depremine götürüyor. Bu konuda çağrı üzerine çağrı yapan yetkililer ve bu kampanyaya öncülük edenler biran olsun şu noktaları yeniden gözden geçirirlermi? Çok değil daha bir ay kadar önce TV kanallarında ve yazılı basında, Adapazarı ve Kocaeli yöresinde hala kalıcı deprem konutları yapılıp teslim edilemediği için, prefabrik tek odalı deprem kulübelerinde insanların 8-10 kişi birarada yaşadıkları anlatılarak, şimdi bunların karşı karşıya kaldıkları dayatmalar ve tepkiler yansıtılıyordu. Bu depremzedelere barakaları boşaltmaları için verilen süre dolmuş ve insanlar’’ başlarını sokacak yerleri olmadığını , açlık ve perişanlık içinde bu barakalarda yaşamaya devam ettiklerini’’ haykırırıp devletten medet umuyorlardı. Demek ki biz hala kendi ülkemizdeki depremzedelerin sorunlarını giderememişiz. Öte yandan İMF ten alınan borçlarla ayakta duran ülke konumundayız.10 milyonu işsiz ve açlık sınırında, hatta altında yaşam mücadelesi veren milyonlarca insanımız var. Bir insanın yardıma muhtaç birisine yardıma koşması en insancıl duygulardan birisi. Ancak kendisi yardıma muhtaç bir insanın bir başkasına yapabileceği yardımında bir sınırı olur. İşte bu nedenle son günlerdeki yardımseverlik konusundaki çabaları biraz abartılı buluyor ve anlamakta sıkıntı çekiyorum. Çevremdeki çok sayıda insanında bu konuda kafasını karışık görüyorum. Bu konuda millet olarak zaten bize özgü yardımseverlik duygularımızla herkesin olanakları ölçüsünde yardım yapacağına inanıyorum. Cep telefonlarına mesaj gönderecek kadar programlı çabaları, neden kendi deprem bölgelerimize gösteremediğimizi de düşünmekten kendimi alamıyorum!
Bu konuda dünyaya hakim olmayı kafasına koymuş ve bu bölgelerde önemli askeri harcamalara para ayıran Amerika’nın , Dünya Bankasının ve zengin AB ülkelerinin çok daha büyük çaba göstermeleri ve bu insanların acılarını dindirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Bizim ve bu bölgedeki birçok ülkenin İMF’e ödedikleri borçların faizleri bir şekilde bu büyük ülkelerin kasasına giriyor. Böylece onların yapacakları yardımda bizlerinde payı olacaktır.
Böyle hassas ve acı bir konuda bunları düşünmek yadırganabilir. Ancak sokaktaki çok sayıda insanın da böyle düşünüyor olması, yardım kampanyalarının beklenen ilgiyi görmemesinin en güzel cevabıdır sanıyorum. Tanrı hiçbir ülke insanına böyle acılar göstermesin ve deprem kuşağında bulunan, her an yeni bir depremle sallanma riskinin sıkça tartışıldığı Ülkemizi korusun dileklerimle iyi haftalar diliyorum.
21-OCAK-2005

SADİ SUBAŞI