Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Siyaset Yapanların ve STK Yöneticilerinin Sorumluluğu

SİYASET YAPANLARIN VE YÖNETİCİLİĞE
TALİP OLANLARIN SORUMLULUĞU

Son bir aydır Samsun gündemine oturan ‘’TEŞVİK’’konusu çok önemli tartışmaları ve yorumlarıda beraberinde getirdi. Teşvik konusunu ciddiye alarak önemseyenler ile bu konuya ilgisiz kalanlar anlaşılmaz bir ayrışmaya ve anlamsız bir görüntüye neden oldular. Samsun açısından gerçekten üzücü bir tablo. Mobil santral konusundada benzer bir ortam oluşmuş ve bu santralların Samsun’a çok büyük zarar vereceği bilimsel raporlarla ortaya konmasına rağmen, iktidar yanlısı yöneticiler birazda siyasi baskılarla mobil santrallara karşı çıkanlara tavır koymuş ve destek vermemişlerdi. Sonuç’’ sivil toplum kuruluşları çevre birlikteliğinin’’başarısı ile sonuçlanmıştı. Bu konuda Samsun’un çıkarları yönünde tavır koyamayanların kamuoyunda nasıl mahkum oldukları hala unutulmadı. Bu yanlışlığın faturasını bugün bu fakir millet ödüyor. Her ay 2 milyon 500 bin dolar tazminat olarak bu kuruluşlara devlet bütçesinden veriliyor. Ne yazık ki bugün yine benzer bir olay yaşanıyor.
Şu günlerde Samsun siyaset ve sivil toplum adına bir yeni bir sınav veriyor. Teşvik gibi kentlerin ekonomik yaşantısını büyük çapta etkileyen bir olanak Samsun’a çok görülürken, çevremize ve tüm orta ve doğu Karadeniz Bölge illerine sunuluyor. Başbakanın açıklamasından önceki günlerde teşvik kapsamına girdiğimizi müjdeleyen sayın milletvekillerimiz kararın açıklanmasından sonra anlaşılmaz şekilde Samsun’un teşvike ihtiyacı yok demeye başladılar. Teşvik konusunda direk ilişkili olması gereken sivil toplum kuruluşlarıda bu haksızlık karşısında sessizliğe gömüldüler. Ancak 81 sivil toplum kuruluşu bu haksızlığa karşı ortak bir çabanın içine girdiler. Bir dizi çalışma başlattılar. Hazırladıkları bir raporlada yetkililere teşvik konusundaki kıstasların Samsun yönünden bazı yanılgılar taşıdığını anlatma yolunu seçtiler.
Fakat tüm bu gelişmeler Samsun adına siyasete girmiş olanlar tarafından anlaşılmaz bir şekilde tepki aldı. Bir milletvekilimiz sonradan özür dilesede toplumu ve Samsun’un çıkarlarını kollamaktan başka amacı olmayan sivil toplum kuruluşlarını inciten ve çokta üzen bir söz sarfetti. Bir başka milletvekili yerel bir TV deki canlı programda bu sivil toplum kuruluşlarını sert bir şekilde eleştirerek, yapılan hiçbir güzel işe destek vermediklerinden yakındı. Oysa bu kentte yapılan doğru şeyler her zaman övgü almıştır. Sahilimi istiyorum kampanyası sivil toplum kuruluşlarının projesi ve desteği ile gerçekleştirilmiş bir örnektir. Sivil toplum kuruluşlarının yanlış algılanmasından kaynaklandığını sandığım bu tepkiler ve tavırlar siyasi sorumluluk verdiklerimiz açısından büyük şanssızlık olmuştur. Sivil toplum kuruluşları alkışlamak için oluşturulmamıştır. Bunların asıl amacı halk adına doğruları söylemek , halk adına denetim yapmak ve onların hakkını aramaktır. Şaşırtcı olan , seçmenlerinin ve halkının çok yarar göreceği ve kendilerinide çok yoran iş taleplerini de azaltacak böyle bir olanağın verilmemesi karşısında bu kuruluşlardan destek istememeleri. Her şeye rağmen en az bizler kadar üzüldüklerine inanıyorum. Ama takındıkları tavrı anlamakta sıkıntı çekiyorum. Halk adına siyaset yapmanın sorumluluğu bu olamaz. Halk ve onun temsilcileri olan sivil toplum kuruluşları ile ters düşerek bu kente hizmet edilemez. Bu kuruluşların amacı yaratacakları kamuoyu baskısı ile teşvik konusunda çalışma yürütecek siyasetçilerimizin ve ekonomik kuruluşların elini güçlendirmektir. Bu anlayışla sivil toplum kuruluşlarının desteğini almak doğru bir yaklaşım olacaktır sanırım. Böylesine önemli bir sorununda kenti iki kutupa ayrılmış görüntüsü yaratmak bu kente yapılabilecek en büyük kötülük olacaktır.
Olayın birde bazı sivil toplum kuruluşlarının bu olayın dışında kalma çabaları vardır. İster kişisel, ister kuruluşlarının çıkarı açısından olsun bu ilgisizliğin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bu tavır sivil toplum kuruluş olma sorumluluğu ile bağdaşmıyor. Sivil toplum kuruluş yöneticilerinin üyelerinin ve toplumun ortak çıkarları yönünde tavır sergilemeleri asli görevleridir. Bu tür görevler yeri gelince risk üstlenmeyi gerektirir. Bundan kaçınmak sivil toplum kuruluşlarının inandırıcılığını erozyona uğratır. Bu kent hepimizin. Birbirimizle sürtüşerek bu kentin cefakar ve çilekeş insanlarına yardımcı olamayız. Herkezi hesabını doğru yapmaya davet ediyorum.
Ortada bir olay var. Bu olayda iki doğru olamaz. Ya çoğunlukta olan ve toplumunda büyük bir kesiminin aynı düşüncede olduğunu bildiğimiz sivil toplum toplum kuruluşları yanlış yapıyorlar, ya da bu kuruluşlara destek vermemekte ısrar eden siyasiler ve bazı kuruluşlar. Eğer’’ Samsun teşvik birlikteliği ‘’teşvik isteme konusunda yanılıyorsa, birileri çıkıp yüreklice nedenlerini anlatmalıdırlar. Aksi halde bu işin vebalinden herkes payına düşeni alacaktır.
Bir şaşırtıcı tavırda muhalefet partileri adına politikaya soyunanların ilgisizliği. Böyle bir konuda halkın beklentileri yanında yer alamayanlar yarın bu kentten nasıl oy isteyecekler merak ediyorum? Sanki sihirli bir değnek bu insanları uyuşturuyor. Samsun adına gerçekten çok yazık. İşte bu olaylar Samsun insanını umutsuz hale getiriyor ve yalnızlığa mahkum ediyor. Umarım bu teşvik olayı olumlu bir şekilde sonuçlanır ve kentin birlikteliğinin önü açılır. İyi haftalar..06-ŞUBAT-2005

SADİ SUBAŞI