SORUNSUZ KENT SAMSUN !
11-şubat-Cuma günü Büyük Samsun Otelinde kalan konuklardan birisi, balo salonundaki kalabalığı görüp, meraklanarak toplantıyı biraz izlemiş olsaydı , sanıyorum Samsun’a gıpta ederdi. Gerçektende Cuma günü bir dizi açılış ve ödül töreni için kentimize gelen sayın Başbakan ve beraberindeki bakanlara öyle güzel bir tablo sunulduki , gerek Başbakan , gerekse söz alan bakanlar böylesine gelişmiş ve kalkınmada patlama yapacak noktaya gelmiş bir kent adına teşvik istenmesinin şaşkınlığı ile bir güzel ders verip gittiler.
4-ocak-2004 günü sayın Başbakan yaptığı açıklama ile 5084 sayılı teşvik yasasının kapsamını genişleten yasa paketinde, Samsun’un yer almadığını söyleyince Samsun ayağa kalkmıştı. Bir araya gelen 81 sivil toplum kuruluşu ‘’Samsun Sivil Toplum Kuruluşları Teşvik Birlikeliğini’’oluşturmuştu. Samsun’teşvik kapsamı dışında bırakan bazı kriterlerin Samsun açısından doğruları yansıtmadığı inancında olan ‘’Teşvik birlikteliği’’bu verileri ve karşılaştırmalı yanıltıcı kriterleri grafiklerle anlatan bir rapor hazırlamıştı.11 şubatta Samsun’a gelecek sayın Başbakana bu raporun ulaştırılabilmesi içinde, hem AKP il başkanı hemde Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı aracılığı ile Başbakandan randevu alınması talebinde bulunulmuştu. Bu konuda yardımcı olunacağı belirtilmesine rağmen, Cuma günü 4,5 saat büyük otelde bekleyen teşvik komitesi yürütme kuruluna ne olumlu ne de olumsuz hiçbir açıklama yapılmamıştır. Oteldeki toplantıyı baştan sona kadar izlediğimizde gerçekten düşündürücü bir tablo ile karşılaştık. Sayın Başbakanın ve bakanların tavrı ve teşvik konusundaki yaklaşımları bizi şaşırtmdı. Bir aydır Samsun’da yaşanan olaylar nedeniyle zaten bizler bir müjde beklemiyorduk. Bizim amacımız Samsun’un teşvik konusunda duyduğu rahatsızlığı sayın başbakana hissettirmek ve hazırlanan raporu kendilerine sunmaktı. Bunda da önemli ölçüde başarılı olduğumuzu gördük. Çünkü hem Başbakan, hemde konuşan bakanlar bu rahatsızlıktan etkilenmiş olmalılar ki, konuşmalarının önemli bir bölümünü teşvik konusuna ayırmışlardı. O gün Samsun adına yaşanan bazı olayları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Açılışların yapıldığı ve tesislerin gezildiği ilk bölümde sunulan güzellikler sayın başbakanı ve beraberindeki öylesine etkilemişti ki , Samsun için yaptıkları tanımlama, Samsun’un sorunlarını aşmış, kalkınmada ve ihracatta patlama noktasına gelmiş bir kent oluşuydu. Gerçektende gezilen üç-dört tesis Samsun için gurur verici kuruluşlardı. Ama tüm Samsun’u bu tesislerle dolu gösterip, kentteki işşizlik patlamasını ve yatırımsızlığı anlatıp arka bahçeyi göstermezseniz bu kent adına teşvik gibi ayrıcalığı isteme hakkınız da olamaz. O nedenle sunulan bu tablodan sonra sayın Başbakanın ve bakanların teşvik konusundaki talepleri anlamamalarını doğal karşılamak gerekir. Ancak şaşırtıcı olan, özellikle maliye bakanının Samsun için söylediği yaralayıcı sözleri alkışlayan işadamlarının tavrıydı. Oysa sayın Başbakan da yaptığı konuşmada teşvik birlikteliğinin raporunda önemle belirttiği bazı tespitleri yineleyerek bizleri doğruluyordu. Raporda Samsun’un teşvik kapsamına alınmasının hükümetin istihdamı artırma konusunda yaptığı planın gerçekleşmesine önemli katkısının olacağı belirtiliyordu. Çünkü yatırımcı alt yapısını tamalamış ve yan sanayisini kurmuş kentleri tercih ederdi. Hava ulaşımı olmayan bir kente yatırımcı kolay, kolay gitmezdi. Başbakanda aynen bunları söylüyor ve ‘’teşvik verdiğimiz doğudaki bir çok ile yatırım yapılmadı’’ diyordu. O nedenle bu özelliklere sahip iller teşvik aldığında hızla kalkınıyordu. Samsun da bu alt yapı sorunlarını aşmış , geniş ulaşım olanakları ile teşvik almayı haketmişti.
O günün önemli bir yanıda Ticaret ve sanayi Odası başkanının bir aydır sergilediği çizginin aksine , yaptığı konuşmada Samsun için teşvik istemesiydi. Keşke daha önce bu konuda birliktelik sağlansaydı da büyük bir güç birliği ile talepte bulunabilseydik ve iki ayrı kampa ayrılmış gibi bir görüntü vermeseydik. Bir başka önemli noktada, bakanların Samsun için çizdikleri pembe tablodaki yanlışlıklara hiçbir kent yöneticisinin uyarıda bulunmamasıydı. Samsun’un büyük bir limanı, denizyolu ve demiryolu var diyerek daha ne istiyorsunuz , yatırım için her şeye sahipsiniz diye Samsunlulara sitem eden bakanlara ‘’denizyolumuz ve limanımız var ama gemi seferleri yok, demiryolumuz rantabl değil ‘’ diyebilecek bir yetkilimiz yoktu. Gözüken şu. Bu kentte birileri yanıltıyor. Böylesine pembe tablolar çizen ve sorumluluk taşıyanların yanıltıcı tavır sergiliyeceği düşünülemiyeceğine göre, herhalde Samsunlunun bu konudaki beklentileri doğrultusunda tavır koyduğunu söyleyen 81 sivil toplum kuruluşu konuyu saptırıyor! Sanırım bu konuda en doğru yorumu Samsunlu yapacaktır.
Şimdi ne olacak? Teşvik birlikteliği 14-ocak Pazartesi günü toplanacak. Çalışmalar bu konuda ki haksızlığımızı anlatana kadar devam edecektir. İlk iş olarak basının da katılacağı bu toplantı sonrası, hazırlanan rapor ve haritaları ihtiva eden paketler 550 milletvekiline teslim edilmek üzere kargoya teslim edilecektir. Yasa tasarısının TBMM de ilgili komisyona geldiğinin öğrenilmesi üzerine geçen hafta 40 adet rapor bu komisyonun tüm üyelerine ulaştırılmıştır. Bu yasanın bu şekliyle çıkacağını sanmıyorum. Yasa ile ilgili olarak bizim dışımızdada ciddi tepkiler gündeme gelmektedir. Ancak Samsun olarak şansızlığımız bu işin içinde olması gereken kuruluşların anlaşılmaz şekilde olayın uzağında durmalarıdır. Sayın Başbakana Samsun’da pembe tabloların sunulduğu saatlerde bir yaygın TV kanalında konuşan Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı bu teşvik yasasında en büyük haksızlığın Gaziantep ve Samsun’a yapıldığını söylüyordu. Bu iki kentinde büyük bir ekonomik ablukaya alındığını ve bu kentlere bundan sonra kimsenin yatırım yapmayacağını tüm Türkiye’ye haykırıyordu. Bir ticaret ve sanayi odası başkanının bizim adımıza gerçekleri haykırışı gerçekten önemli ve düşündürücüydü. Ben bu yasanın bu şekilde çıkacağına inanmıyorum. TBMM böylesine çarpık, böylesine haksız rekabet ortamları yaratacak, hatta iller arasında sürtüşmelere neden olacak yasayı bu şekliyle onaylamayacaktır. Çünkü tepkiler büyümektedir. Bu kentlerle ortak hareket etmenin yolları aranmalıdır. Teşvik Birlikteliği olarak bu girişimleri başlatacağız.
Tam birliktelik konusunda yeterli zamanı kaybettik. Bir kez daha bu işin asıl sahiplerini sorumluluk almaya ve aramıza katılmaya davet ediyorum. Bu ortak tavır, haklılığımızı daha iyi anlatmamızı sağlayacaktır.
Ortaya konan tavır kesinlikle bazılarının amacından saptırmaya çalıştığı gibi ne hükümete karşı ne de siyasi bir tepki taşımamaktadır. Amaç sadece son 30 yıldır kademe kademe gerileyen kentimizi, tekrar eski günlerine döndürebilecek bir avantajdan yararlanabilme şansını yakalayabilmektir.
İyi haftalar dileğiyle..13-OCAK-2005
SADİ SUBAŞI