e-mail, sadisubasi@denizeczaneoptik. com SUNUŞ
TEŞEKKÜRLER FENERBAHÇE, TEŞEKKÜRLER TATLI !
Bu Ülke’nin Fenerbahçe’ye ve hakem camiasına teşekkür borcu vardır. Çünkü onlar olmasa bu Ülkede futbol adına çok şeyin iyi gittiği yolundaki kandırmaca çok daha güzel yutturulacak. Dünya 3. olmuş bir ülkeden hiçbir hakemin ne Avrupa ne de Dünya kupasında düdük çalmasına izin verilmeyişi hiç tartışılmıyacak. Üç büyük diye bir unvan yakıştırılan takımların harcadıkları inanılmaz paralara ve aldıkları bir yığın namlı oyuncuya rağmen Edirne’den öteye geçemeyişini yargılanmayacak. Hiç kimse, % 80 nin evine aş götürebilmek veya iş bulabilmek için çırpındığı bir toplumda, birileri çıkıp bu borç batağında ki Ülkenin dolarlarını miadı dolmuş yabancı futbolculara nasıl verildiğinin hesabını sormayacak. Yaptığı ticaret veya işlettiği küçük sanayi kuruluşları ile hem onlarca insana ekmek kapısı açan ve ülke ekonomisine katkı yapan küçük esnafı kılı kırk yararak mercek altına alan maliye teşkilatı, üç büyüklerin başkanı ünvanını taşıyan kimselere milyon dolarları nasıl kazandığını ve milyon dolarları bu kulüplere nasıl verdiğinin hesabını soramıyorsa bu Ülkede futbol iflas etmiş demektir. Futbolda ortaya çıkan bu çirkinlik bu Ülkede ki tüm çarpıklıkların da bir yansımasıdır.
Sezon başından bu güne kadar sayılamayacak hakem hatası hep Fenerbahçe’ye puan getirmiştir. Geçmiş yıllarda, aynı yolları hak sayan anlayışın sahibi diğer iki büyük kulüp olanlara bu gün sesini dahi yükseltememektedir. Tabii, birisinin yaşadığı ekonomik çıkmaz, diğerinin ligde hiçbir şansının kalmayışı da bu sessizliğe zemin hazırlamaktadır.
Görünen o ki artık üç büyük de yok. Tek büyük, tüm yolları geçerli sayan anlayış tarzı ile şampiyonluklarına bir şampiyonluk daha eklemenin hesaplarını yapmaktadır. Varsın , yansız basın kalemleri FB futbolu ile gözleri okşamıyor, bu futbol ile Avrupa’da bir şey yapamaz desin. Varsın gerçek FB taraftarları bu etik dışı anlayıştan rahatsız olsun. Bu ülkede günlük başarıların geçerli olduğunu ve prim yaptığını çok iyi bilen insanların başa getirilebildiği ortamlarda bu yaşananlara şaşırmamak gerekir. Bu işi en iyi becerebilenin de FB olduğu bir gerçek. Kulüp başkanlıklarının bir takım büyük ihaleleri almakta bir avantaj olarak görüldüğü Ülkemizde bundan kurtulmanın da kolay olduğunu sanmıyorum.
Cumartesi akşamı da yukarıda anlattığım oyunun bir sahnesi perdelendi.
Hakem Tatlı’nın art niyetli olduğuna ben de inanmıyorum. Ama hem maçı stat da , hem de gece TV den tekrar seyreden birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki hakemler FB nin maçlarına rahat çıkmıyorlar. TV den tekrar seyredenler görmüştür. Hekem pozisyona uzak değil ve olayı görmeme şansı yok. Olsa, olsa Nobre’nin ahlak dışı düşme numarasında yanılmış olabilir. Dikkat ettiyseniz hakem olay yerine koşarken elini arka cebine atarak kırmızı kartını çıkartmıştır. Öylesine kararlıdır ki, terbiye kuralları içersinde gösterilen büyük tepkiye bile aldırmamakta , ne yan hakemine, ne de 4. hakeme danışma ihtiyacı duymamaktadır. Bu sorunun cevabı aynı pozisyonun Samsun lehine olması durumun da takınacağı tavır ile ilgilidir. Konya maçında elle atılan gol, kupa maçında kale içersinden çıkartılan gol, Samsun maçında ki penaltı ve daha bir çok benzer olay nasıl oluyor da hep FB nin lehine oluyor? Bu penaltı olmasa da FB maçı kazanırmış. Samsun zaten baştan zaaf göstererek defans anlayışı ile başlamış. Bunlar beni ilgilendirmiyor. Daha maçın 17. dakikasın da korkunç bir haksızlığa uğrayarak penaltı ile cezalandırılan ve en güzel maçını oynayan kalecisinin oyundan atıldığı maç için Samsun’u kimse eleştiremez.
Samsunlu Cenk’ten sonra fair-play adına büyük bir örnek sergileyen
Kerem ile bir Samsunlu olarak gurur duyuyorum. Gece TV de yayınlanan söyleşisin de Kerem’i gösterdiği soğukkanlılık ve futbol terbiyesi adına verdiği ders için kutluyorum. Penaltı ve kırmızı karta gösterdiği haklı büyük tepki sonrası soyunma odasına giderken uzatılan mikrofona söylediği akıl ve sakin uslup dolu sözler tam fair-play örneğiydi. Bu söyleyişinin tüm TV kanallarında bir ibret belgesi olarak gösterileceğini umuyorum. Özet olarak ‘’ hakem ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Ama akşam TV de seyrettikten sonra benden ve Samsunlulardan özür dilemesini bekliyorum. Benim bu ve gelecek maçta oynayarak alacağım primimi engellemiştir. Biz de ekmek parası için uğraşıyoruz. Nobre’ye sarı kart kart gösterse yer yerinden mi oynardı ? En azından hatasını kabul edip yazacağı rapor ile ceza almamı engellemesini bekliyorum ‘’ diyebilecek kadar sakin olabilen KEREM’İ alnından öpüyorum.
Şimdi soruyorum? Böylesine haksız bir penaltı sonrası yaşanan skor faciası bir başka il de yaşansaydı ne oludu? Yaşam kavgası veren bir kulüp böylesine bir riske atılmıştır. Üstelik ilk yarı İstanbul’da oynanan maçta Samsunspor Başkanı ve yönetim Kurulu üyelerinin sudan sebepler ile şeref tribününe sokulmayarak FB taraftarların arasında kuyruğa girmesi ve FB taraftarları ile oturmak zorunda bırakılmasının yarattığı çirkinliğin tepkileri henüz silinmeden , yaşanan bu olayın böylesine olgunluk içerisinde atlatılması Samsunluların spor ahlakının ve seviyesinin bir göstergesidir. Bir Samsunlu olarak taraftarlarımızla gurur duyuyor ve kendilerine teşekkür ediyorum. Biz bu puanları telafi ederiz ama Türk futbolunda açılan kara delikleri kim nasıl kapatır bilemiyorum.
Tepkime gelince. Taraftarın böylesine olgun olduğu bir ortamda aklımdan geçenleri yukarıda söylediklerim ile sınırlamak istiyorum. Zaten maç sonrası başkanımız sayın Adnan Ölmez tüm Samsunlular adına söylenebilecek en veciz sözleri söyledi. Kendisine ‘’LANET OLSUN ‘’ sözleri ile bizlere de tercüman olduğu için teşekkür ediyorum..
12-ŞUBAT-2006
SADİ SUBAŞI