Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Anneler Babalar Alarm Sizler İçin Çalıyor.

e-mail@sadisubasi@denizeczaneoptik. com SUNUŞ

ANNELER VE BABALAR ALARM SİZLER İÇİN
ÇALIYOR..

4 gün önce Samsun’da yaşanan korkunç olayı, bir toplantı için bulunduğum Antalya’da duyduğumda kulaklarıma inanamadım ve adeta şok geçirdim. Bütün gün TV kanallarından ve telefon ile Samsun’da ki dostlarımdan bilgi almaya çalıştım. Samsun’un iki seçkin okulunun öğrencilerinin karıştığı ve pırıl, pırıl iki çocuğumuzun okul yolunda yaşamını yitirdiği olay akıl alacak gibi değil. Fidan gibi çocuklarını kaybeden ailelerin acısını dindirebilecek bir söz bulamıyorum. Tanrım kimseye böyle bir acı göstermesin.
Öğrencisi olmakta hep gurur duyduğum 19 Mayıs Lisesinden böylesine caniyane bir plan yapacak o yaşta bir öğrenci nasıl çıkar anlamıyorum? Gençler arasında ki okul arkadaşlığı ve hoşgörü ile karşılanabilecek flörtler cana kıyacak boyutlara gelmişse bunun çok iyi değerlendirilmesi lazımdır. Bu yaşanan olay beklenmedik bir olay değildir. Aylardır bu tür bir olayın işaretleri o kadar açık bir şekilde oluşuyordu ki, bunu göremeyen ve ciddi tedbirleri alamayan yöneticiler ve emniyet büyük bir sorumlulukla karşı karşıya kalmıştır. Bu ağır faturayı birileri ödemek zorundadır. Bu iş fatura ödeterek veya birkaç kurban seçilerek geçirebilecek bir olay da değildir. Bu korkunç olayın, neden-sonuç ilişkisini doğru kurgulayamayanlar bu sorunu çözemezler.
Çok değil bundan 20-25 gün kadar önce, saat 10,00 sularında 19 Mayıs Lisesinden sadece 200 m. ileride ve Gazi caddesinde büyük bir kalabalık gördüm. Yerde adeta bir kan gölü oluşmuştu. Olayın olduğu yerdeki iş yeri sahipleri şaşkınlıklarını henüz üzerinden atamamıştı. Sorduğumda, bir öğrencinin bir başka öğrenciyi gözlerinin önünde baldırından büyükçe bir bıçakla yaraladığını ve kan kaybeden öğrencinin acilen hastaneye kaldırıldığını öğrenmiştim. Daha önce de sık, sık oluşan öğrenci kavgalarının boyutları giderek artıyordu. Yerel basında hemen her gün bu kavgalar gündeme getiriliyor, ve gidilen tehlikeli son için uyarlar yapılıyordu. Üzülerek söylemek gerekirse gerek okul yöneticileri ve gerekse milli eğitim ve emniyet müdürlüğü bu kötü gidişi çözemedi. Sonuçta iki aile onarılmaz bir acıyla, bir aile yüz kızartıcı bir fatura ile karşı karşıya kaldı. Bu olayların diğer ayağında yer alan bir öğrenci kızın dünyası da allak bullak oldu. Şimdi başta tüm yetkililer ve aileler gerçekleri ve tehlikenin boyutlarını görmek zorundadır. Özellikle anne ve babaların sorumluluğu çok daha fazla artmıştır. Bu olaylar doğru algılanamaz ve basit bir polisiye olay olarak geçiştirilirse ve kafalar kuma sokulursa bunun faturası çok daha ağır olacaktır.
Ülkemiz ve özellikle yaş grubu 16 nın altına düşen çocuklarımız uyuşturucu ve seks duygularını kontrol edilemez hale getiren ilaçların etki alanına alınmıştır. Ektacy denilen seks duygularını kontrolsüz hale getiren haplar gençler arasında özel partiler ve kuryeler aracılığıyla hızlı ve yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. O yaştaki bir çocuğun seks partisinde alacağı zevkin gölgesinde, uyuşturuculara nasıl kolay alıştırılabileceğini düşünebiliyor musunuz? Sokak aralarına kadar yayılan barlarda ki bira tüketiminin oranını ve oraların müdavimlerinin yaş ortalamasını tespit etmek o kadar mı zor?
RTÜK denen kuruluşun , siyasilerin amaçlarına hizmet etmekten vazgeçerek bu toplumun psikolojik yapısını bozan , geleneksel kültürümüzle taban-tabana zıt dizilere ve filimlere çeki düzen veremediği sürece varlığına ne gerek var? Aylarca oynatılan ve kimin kimi öldürdüğü belli olmayan dizinin sonunda, Polat karakterini vatan kahramanı olarak ilan eden ve işlediği cinayetlerinin karşılığını cezasız bırakan dizi gençler arasında yüzlerce Polat yaratmıştır. Gazi caddesinde ki yaralama sonrası, bıçaklamayı gerçekleştiren öğrencinin de arkadaşları arasında Polat adıyla anıldığı söylentisi, sanıyorum her şeyi anlatmaya yetiyor.
Silah tutkusunun her geçen gün arttığı , başka işleri kalmamış gibi milletvekilleri arasında ateşli silah yarışmalarının düzenlendiği ve örnek olması gereken sayın milletvekili ve bakanların kalabalık içersinde silah kullanabilme densizliğini gösterebildiği, silah meraklısı babaların silahlarını evlerine getirip ve o yaş yaştaki çocuklarını özendirdiği bir Ülkede yaşananları nasıl yadırgayabiliriz?
Son sözüm anneler v e babalara olacaktır. İşin şakası kalmamıştır. Bira satışlarının bu derece pompalandığı, ektacy ve uyuşturucuların okul önlerinde , bar ve kafelerde servis yapılabildiği bir dönem de çocuklarını çok daha iyi izlemesi zorunluluk haline gelmiştir. “Ben çocuğuma güveniyorum” dönemi kapanmıştır. Aileler çocuklarının arkadaşlarını, devam ettikleri kafe ve barları iyi izlemelidir. Çocuklarını rahatsız etmeden odalarını ve eşyalarını kontrol etmelidirler. Masum gözüken partiler gözlemlenmelidir.
. Gözüken o ki, geleceğimizin güvencesi olarak gördüğümüz gençlerimiz, psikolojik sorunlar yaşamakta olup, özel ilgi ve destek verilmesi gereken bir dönem geçirmektedirler Öğrencilere yönelik uyuşturucu kullanımı ile bilgilendirme seminerlerine ağırlık verilmelidir. Üzülerek söylemek gerekirse az sayıda olan bu seminerler okullarda ve TV lerde yeterince seyirci toplamamaktadır. Bu konu devlet programları içersine alınmalıdır. Sivil toplum kuruluşları bu tür projelere ağırlık vermelidir. Gençlere psikolojik destek programları hazırlanmakıdır.
İşin bir başka endişe veren yönü de bu tür olaylar bahane edilerek içki yasağına ağırlık kazandırma çalışmalarıdır. Çağdaş ve laik yaşamı içine sindiremeyen anlayışın, bu olayları kendi planları için kullanabilecek olmaları da endişeleri artırmaktadır. Bu tür olaylardan etkilenen bir tanıdığımın söylediği “ işte bu tür olaylardan korktuğum için çocuğumu koruyabilmek amacıyla tarikata bağlı olduğunu bildiğim okula verdim “ sözleri çok şeyi açıklıyor sanıyorum.
Umuyorum bu şanssız ve sonuçları çok pahalıya mal olan olay, herkese ders olur ve sorumluluğu olanlar gerekli tedbirleri bir an önce alırlar.
Kederli ailelere bir kez daha sabır diliyorum. İyi haftalar,
27-Mayıs-2006
SADİ SUBAŞI