SAMSUN İÇİN YANLIŞ ALGILANABİLECEK
SÜLÜN HEYKELLERİ..
Son yıllarda tanıtım konusunda Samsun adına önemli gelişmeler oldu. Ancak yapılan doğru işler yanında, fazla göze batmayan ama sonra geniş bir çevre de eleştiri alan hatalı tercihler de yapıldı. Aşağıda açıklama getireceğim konuda da bir ön yargı olduğuna inanmıyorum. Ne var ki, içinde bulunduğumuz dönemin özelliği ve yapılan tercihlerin genelde cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ile çelişmesi bu konunun da farklı yorumlanmasına neden olmaktadır. Değineceğim konuda ki yapılanlardan geri dönülerek, kafaları karıştıran ve farklı yorumlara neden olan uygulamaların giderileceğini umuyorum.
Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konuya geçmeden önce, son yıllarda kent içi düzenlemelerinde çok güzel işlerin yapıldığının altını çizmek istiyorum. Tüm Samsunluların özlemi olan denizle buluşmak adına kentin önündeki TCDD ye ait kullanım dışı demiryolları, depolar ve tamirhane binaları birer, birer kaldırıldı. 19 Mayıs Bulvarı, Lise Caddesi ve Muhittin Özkefeli Bulvarının denize çıkışına set çeken engeller kaldırılarak, bu noktalardan sahil bulvarına çıkış sağlandı. Bunlar çağdaş kent olabilmenin güzel örnekleri. Tabii trafik adına yaşanan büyük sorunların ve sokaklarımız ile caddelerimizin darlığı ile otopark açığının giderilemeyişinin bu kentin imajını önemli ölçüde bozduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Güzel örnekler içinde, Yelken Kulübe giden yan yol üzerine ve sahil yolunu Menderes Bulvarına bağlayan yolun eski stad arkasındaki bölümü üzerine konan Atatürk’ün çeşitli büyük fotoğraflarını, yeniden düzenlenen BANDIRMA VAPURU AÇIK HAVA MÜZESİNİ, restore edilerek çok görkemli hale getirilen GAZİ MÜZESİNİ, AMİSOS TÜMÜLÜSLERİNİ, son aylarda kentin değişik yerlerine yerleştirilen çeşitli figürleri simgeleyen küçük heykelleri sayabiliriz. Masal kahramanları, keman çalan kız ve köpek gezdiren adam heykelcikleri kent sokaklarına renk kattı. Atatürk posterleri bu kentin 19 Mayıs imajına çok yakıştı. Bunların artarak devam ettirilmesini diliyor ve Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ı ve ekibini bu konuda kutluyorum.
Bunları belirttikten sonra bugünün konusu olan tanıtım ile ilgili soruna değinmek istiyorum.. Kentlerin tanıtımında kullanılan simgeler vardır. Bu, genellikle o kent için özel bir tarihi olay, o yörede yaşanmış bir medeniyet, yetişen bir ürün veya bir önemli kişidir. Antep’in adının, düşman işgaline karşı direnişteki başarısı nedeniyle aldığı Gazi unvanı ile, İzmir’in kurtuluş savaşında düşmandan kurtarıldığı gün olan 9 eylül ile, Denizli’in meşhur horozu ile anılması gibi. Samsun için de simge 19 Mayıs 1919 tarihidir. Çünkü bu tarih, toprakları düşman kuvvetleri tarafından bölüşülmüş ve Anadolu’nun ortasında ve kendi topraklarında esaret altında yaşamaya mecbur edilmek üzere olan bir milletin, kendisine vurulmak istenen esaret zincirini kopartmak üzere başlattığı milli mücadelenin ilk adımının atıldığı tarihtir. Bu tarih, kurtuluş savaşının mimarı büyük asker ve büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş meşalesini yakmak üzere Anadolu’ya ilk adım attığı tarihtir. Bu tarihi olayı ve büyük onuru yaşayan kent ise Samsun’dur. Samsun için 19 Mayıs’tan daha önemli bir simge olamaz, bu simgeyi unutturacak veya ona alternatif olacak hiçbir simgeyi bu kent kabul edemez.
Yukarıda övgü ile söz ettiğim kent içinde yapılan küçük heykelciklerin dışında kentin ana girişlerine konmaya başlayan bir başka heykel Samsun gündemine oturdu ve kafaları karıştırmaya başladı. Görenleri şaşırtan ve düşündüren bu büyük heykeller, SÜLÜN heykelleridir. Önce, yeni yapılan otogar yönünden Samsun’a giriş yolu olan Barış Bulvarının baş tarafına konan bu dev SÜLÜN HEYKELİ’NİN bir yenisi, bu kez Ordu Samsun kara yolunun kent girişi olan Belediye Evleri Kavşağında ki göbeğe yerleştirildi. Duyumlara göre bu heykellerin kentin diğer girişlerine de konmasına devam edilecektir. Bu heykellerin kent güzelliğini artırmak için yaptırıldığına inanmama rağmen, benim gibi çok kişinin de kafasında bazı soru işaretleri oluştu sanıyorum. Bir heykel bu kadar abartılı yapılır ve kentin ana girişlerine konursa, bunun bir başka anlamı olduğu ve bir mesaj verilmek istendiği şeklinde yorumlanabilir.
Sülünün anavatanının Samsun olduğu şeklinde bir savdan hareketle yapıldığı söylenen bu heykellere ait ilk fikir, yanlış hatırlamıyorsam Sayın Kemal Vehbi Gül tarafından ortaya atılmıştı. O günden beri Samsun’un bir sülün kenti olduğu şeklinde söylemler zaman, zaman gündeme gelmiştir. Hatta yüzlerce sülün doğaya salınarak sülünün çoğaltılması çabaları da gösterilmiştir. Doğma büyüme Samsunlu olan ve geçmişte az da olsa av merakı bulunan birisi olmama rağmen ben, 60 yıldır bir kez olsun sülün görmedim. Görenin sayısının da bir elin parmak sayısını geçeceğini sanmıyorum. O halde nedir bu sülün merakı? Sülün neslinin yaşatılması çabalarına destek veriyorum, ama SÜLÜNÜN adeta Samsun’un yeni simgesi olarak sunulmasına itirazım var. Bunun özellikle Cumhuriyet rejimi ve Atatürk Türkiye’si ile kavgası olanların ekmeğine yağ sürdüğüne de inanıyorum. Böylece bu kentin, Türkiye Cumhuriyetinin simge kenti olma özelliğinin zayıflatılması ve tarihi simgesine alternatif yaratılması çabası olarak algılanabileceği endişesini taşıyorum. Hiç kimse bu görüşü hafife almamalı ve bir kuruntu gibi algılamamalıdır. Çok kişinin bu düşünce ve endişeyi paylaştığını biliyorum. Bu heykellerin de diğer yapılanlar gibi küçültülerek kent içinde değişik yerlere yerleştirilmesi, kentimizin kültürel zenginliğine katkıda bulunacak ve bu tür yorumları da ortadan kaldıracaktır. Aksi halde özellikle laik ve çağdaş cumhuriyet ilkeleri açısından ciddi endişelerin yaşandığı bir dönemde, bu heykeller sorun olmaya devam edecektir. Kentimizin caddelerini Atatürk posterleri ile süsleyen Büyük Şehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın yanlış anlamaları ortadan kaldıracak girişimde bulunacağına inanıyorum.
Sağlık ve güzellikler dolu bir hafta dileğiyle.. 07-Aralık-2006
SADİ SUBAŞI