Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsunlu Olmanun Zorluğu ve Sorumluluğu

SAMSUNLU OLMANIN ZORLUĞU VE SORUMLULUĞU..

Samsun gün geçtikçe zor yaşanır bir kent haline geliyor. Kent içi trafiği tamamen iflas etti. Bir yerden bir yere araçla gitmek yürüyerek gitmekten uzun süre alıyor. Çiftlik ve Gazi Caddesindeki iş yerlerinden bir alışveriş yapma zorunluluğunuz varsa yandığınızın resmidir. Lise Caddesinin yeni düzenlenmiş bölünmüş hali ayrı sorun. Uyarılar ve öneriler sunuluyor, ne dinleyen, ne de ciddiye alan var. Kent içi asayişi çökmüş. Gündüz vakti iş yerlerinde gasp yapılabiliyor. Gün geçmiyor ki en işlek cadde veya sokaklar da bir yaralama veya sokak cinayeti haberi yerel basında yer almasın. Uyuşturucu kullananların ve tinercilerin yarattığı olaylar artık sıradan haberler haline gelmiş. Samsun güzel bir otogara kavuştu diye sevinirken, ön hazırlıklar yapılmadığı için ilçelere kalkan minibüs şoförlerinin ve otogara ulaşmakta zorluk çeken vatandaşların direnişi ortalığı karıştırdı. Öte yandan bütün bu olup bitenler sanki başka kentte oluyormuş gibi, kentin asayişinden sorumlu yöneticiler, Samsun’u Türkiye’nin en sakin ve huzurlu kenti ilan ediyorlar.
Yaygın basında ve Televizyon Kanallarında Samsun’un adı olumsuz haberlerle anılır hale geldi. Samsun dışında ki dostlarımız “ bizim şehirde hiç mi güzel bir şey olmuyor?” diye serzenişte bulunuyor? Geçen hafta gündüz cep telefonum çaldı. Bir dostum telefonla arayıp da “ hemen televizyonu aç, Hrant Dink’in katili Samsun’da yakalanmış, alt yazı geçiyorlar” deyince, katilin Samsunlu olduğunu sanarak eyvah bir bu eksikti dedim. Neyse biraz sonra Samsunlu olmadığını öğrenip rahatladım. Sonra da herkes gibi ben de bu başarılı operasyonu gerçekleştiren Samsun İl jandarma Alay Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü adına gurur duydum. Ne yazık ki çok geçmeden böylesine güzel bir olayı da berbat etmeyi becerdik. Bir anda katili kahraman haline getiren fotoğraflarla Türkiye gündemine oturmayı becerdik. Jandarma ile Emniyet karşı karşıya geldi. Şimdi tüm Türkiye bunu tartışıyor. Bu suçluların odağında olan Trabzon gündemden düştü, tüm basın Samsun’u konuşuyor.
Samsunspor cephesine bakıyorsunuz, orada da bir sürü yanlış iş sürüp gidiyor. Yapılan yanlışlar ve kişisel kaprisler uğruna hiçbir destek verilmeyen eski yönetim sonun da pes edip bırakıp gitti. Görev alan yönetime, geçmiş yönetime destek vermekten kaçınanlar önemli destekler verdi. Buna rağmen spordan uzak ve zoraki görev alanların hataları ile Samsunspor süper ligden düştü. Sezon başında yapılan tüm uyarılara rağmen geçen yıl bu takıma ihanet edenler takıma yeniden alındı ve onlara bir yığın paralar verildi. İşler iyi gitmeyince bu oyuncular da gönderildi ve kulüp bir yığın borca sokuldu. Genel kurulda bu yanlışları dile getirme cesaretini gösteren genç bir taraftarımız konuştuğuna pişman edildi. Her hafta stada ki yerlerini alarak Samsunspor’a destek veren bir avuç taraftara bırakın teşekkür edilmeyi, yeri geldi azarlandılar. Yanlışlıklara isyan ettiler diye bir büyük maç sonrası, kombine bilet sahipleri evlerinden toplanıp karakola çekildiler.
Dünyanın dışladığı çevre ve canlı düşmanı Mobil Santraller Türkiye’nin en verimli ovasının ortasına kurulmaya başlayınca, direnip bunların çalışmasını yasal yoldan engelleyen Samsun sevdalıları neredeyse Sanayi düşmanı ilan edildi. Samsun’un en büyük sorunu haline gelen işsizliğe, derman olacak teşvik yasası kapsamı dışında bırakılan Samsun Halkı adına, kampanya başlatan Samsun Sivil Toplum Kuruluşu temsilcilerine “teşvik gözlerine girsin” diyebilenler, ne yazık ki bu kentin milletvekilleriydi. Sanayi yatırımı yapacaklar adına bu işi en çok istemesi gerekirken “ bu kente teşvik gerekli değil” diyen kuruluşlar üzülerek söylemek gerekirse bu kentin ticaret, sanayi ve borsasından sorumlu olanlardı. Ne gariptir ki, halk adına kendini ortaya atanlar yerden yere vurulurken, bu dışlanmayı alkışlayanlar kent yöneticilerinin gözdesi olmaya devam ediyordu.
Samsun’da son yıllarda genel anlamda değil ama yerel baz da çok güzel şeyler de yapıldı. SAM-SEV’in fikir babası olduğu ve “ Sahilimi istiyorum Kampanyası” ile gündeme taşıdığı sahil yolu projesi, Büyük Şehir Belediyesinin mucizevî çabası ile gerçekleşti. Liman içi deniz temizlenerek pis kokular giderildi. Samsunlunun denizle ilişkisini kesen TCDD nin atıl duran demiryolları ile hangar ve atölyeleri kaldırıldı. 19Mayıs ve Muhittin Özkefeli ( tekel yaprak tütün önü) Bulvarları ile Lise Caddesi önündeki engeller kaldırılıp bu caddeler sahil yoluna bağlandı. Bir önceki dönemde yeraltı alt yapısı yeniden yapılarak kent içi, her yağmurda alışılagelen su baskınlarından kurtarıldı. Kaldırılmakta olan kamyon garajları, ambarlar, borsa binaları, hizmete giren çevre yolu, çevre yolu üzerinde yapılmakta olan balık ve sebze hali, yeni otogar, yelken kulübü, tüm yanlış yanlarına rağmen yapılan üst geçitler, uzun yıllar için sorun olmaktan çıkartılan içme suyu, açılmasına başlanan 2. bulvar çalışması, hayvanat bahçesi, açık hava müzesi haline getirilen Bandırma Vapuru, bir sivil toplum kuruluşu tarafından yeniden düzenlenen Gazi Müzesi, tamamlanmakta olan katı atık depolama tesisi ve diğerleri Samsun adına son yıllarda kazanılan güzelliklerdi. Bunları yazdığınızda bu kez bir başka kesim tarafından yanlı olma eleştirisi alıyorsunuz.
İşte, Samsun böylesine zor bir kenttir. Böyle bir kentli olmakta bir başka zorluktur. Samsun da Samsunludan çok başka kentlerden gelmiş insanlar vardır. Samsun-Trabzon maçına gittiğiniz de göreceğiniz manzara insanın içini burkar. Tribünlerde Trabzon lehine destek veren seyirci Samsun seyircisinden çoktur. Bunlar Trabzon’dan gelenler olmayıp Samsun’da yaşayan doğu Karadenizlilerdir. Samsun’a gelip yerleşen ve artık bu kentli olanların 2. hatta 3. kuşak çocukları dahi bu kentte doğdukları halde, bir türlü Samsunluyuz diyemezler. Samsunlunun hemen, hemen tüm geçmişinde seçtiği milletvekillerinin çoğu Samsunlu değildir. Belki de bu nedenle Samsun siyasi anlamda hiçbir dönemde Hükümetler düzeyin de yeterince güçlü olamamıştır. Hemen her dönem iktidarlara en çok milletvekili veren illerden birisi olduğu halde, hükümetlerin desteğini hiçbir zaman görememiştir. Devletin yatırım yaptığı yıllarda dahi bundan nasibini alamamıştır. Son 40 yılda Devletin Samsun’a yaptığı Azot ve Bakır fabrikalarından başka ciddi hiçbir yatırımı yoktur. Bunlarda Samsun’un bir başka gerçeğidir. Ama iktidar milletvekillerimize ve iktidar partilerinin İl yöneticilerine bakarsanız Samsun’un yıldızı parlayacaktır.
Böyle bir kentte Samsuncu olmak gerçekten zordur ve yürek ister, sabır ister. Samsun’da Samsuncu olmak Donkişot olmak gibidir. Yalnız kalmaya mahkûmsunuzdur. Kentinizin daha güzel olanaklara kavuşmasından başka bir amacınız olmamasına rağmen, yapılan yanlışları gündeme taşıdığınızda, en yakın dostlarınız tarafından dahi karamsar tablolar çizmekle suçlanırsınız. Kenti yönetenler, eleştirilerinizi iyi niyetli ve yapıcı anlamda alarak, eksikleri gidermenin çabası içinde olmak yerine, size cephe almayı tercih ederler. Hele de bu işlerde önderlik yaparsanız hedef haline gelirsiniz. Onun için bu kenti savunmak zor iştir. Onun için çoğunluk kendi çıkarlarının zedelenmemesi adına, yöneticilerle olan ilişkilerinin bozulmaması için suskun kalmayı tercih ederler. Bu yöntem kent yöneticilerince de prim yaptığından, bu kolaycılık yerine gerçek bir kentli olmanın sorumluluğunu yerine getirenlerin sayısı, kelaynaklar gibi gittikçe azalmaktadır.
Bu kentte doğmuş, bu kentte kazanmış ve bu kentte bir yerlere gelmiş birisi olarak bu kentin bana verdiklerini bu kente vermek adına yüklendiğim sorumluluğun gereğini bu güne kadar yapmaya çalıştım. Kimseyi rencide etmemeye ve kimseye saygısızlık yapmamaya özen göstererek, gördüğüm yanlışları söylemeye ve yapılan her güzelliği de alkışlamayı sürdürmeye kararlıyım. Üç yılı aşkın bir süredir, iki hafta hariç, hiçbir pazartesi günü yazdığım köşemi boş bırakmadan bu ilkeler doğrultusunda görüşlerimi sizlerle paylaştım. Çok olumlu destekler alıyorum. Zaman, zaman da eleştiriler aldığım oluyor. Bana yazma gücü veren en önemli şey, yazdığım veya gündeme taşıdığım hiçbir konu hakkında bu güne kadar bir tekzip almayışımdır. Yazdıklarımın zaman, zaman bazı dostlarımı üzdüğünü biliyorum. Ama şunun bilinmesini de isterim ki, bunları hiç kimseyi üzmek için değil, bu kenti seven ve daha iyi bir Samsun yaratılmasına katkıda bulunmak adına yazıyorum. Bu, benim kentli olmanın sorumluluğu olarak kabul ettiğim anlayış tarzımın gereğidir.
Yarınları çok daha güzel bir Samsun için, bu kentte yaşayan herkesin de bir şeyler yapması ve susmaması gerektiği inancı ile, iyi haftalar diliyorum.. 04-ŞUBAT–2007 SADİ SUBAŞI