Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Halk 10. Yaş Kutlaması ve Bir Okuyucu Mektubu

HALK GAZETESİNİN KUTLANACAK BAŞARISI VE
BİR OKUYUCU MESAJININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..

Halk Gazetesi kuruluşunun 10. yıl dönümünü muhteşem bir şölenle kutladı. Seçkin ve çok kalabalık konukların katılımı ile yapılan kutlama töreninde, yapılan konuşmalar sonrası kesilen 10. yıl pastasının ardından, bölgenin en büyük matbaası konumunda olan gazetenin yeni basım tesisleri gezildi. Gecenin finali havai fişek gösterisi ile son buldu.
Bu gazetenin yazı ailesinden birisi olarak bu coşkuyu bende yaşadım. Gazeteci olmamama rağmen yıllardır bu camianın içersinde olan birisiyim. Sivil Toplum Kuruluşlarında üstlendiğim görevler ve siyaset yaptığım dönemler sırasında basınla yakın ilişkilerim olmuştur. Halk Gazetesi Samsun’da benim için çok anlamlı bir ilkin başlangıcıdır. Halk gazetesi yayın hayatına girene kadar Samsun’da kayıtlara göre çok sayıda gazete bulunduğu halde, Samsun’da günlük yayınlanan bir gazetemiz yoktu. 15 günde veya ayda bir yayınlansa da, hiç olmazsa gazetecilik etiğine uygun yayınlanan az sayıda gazete mevcuttu. Bunun yanında yayın tarihi ve aralığı dahi belli olmayan şantaj gazeteleri Samsunluları canından bezdirmişti. Samsunlular olarak günlük yerel gazetesi olan illere imrenirdik. Çünkü bu şantaj amaçlı gazetelerinin yok olması ancak güçlü bir günlük gazete ile mümkün olabilirdi. İşte bu nedenle, Halk Gazetesi çok önemli bir görev yapmıştır. Hızla büyüyerek, genişleyen kadrosu ile bölge gazetesi haline gelen Halk’ı kuruluşundan bugünlere getiren, sahibinden mutfağındaki emekçisine ve muhabirinden dağıtıcısına kadar herkese Samsunlular adına teşekkür ediyorum.
Bu gazete iki yıl önce büyük bir sarsıntı geçirdi. Bir ticari kuruluşun kolay atlatabileceği sıradan bir olay değildi. Ama Halk bu badireyi çok çabuk atlattı ve yenilenen kadrosu ile bugünkü gücüne kavuştu. Bu sıkıntılı dönemin panik yapılmadan atlatılmasını sağlayan Sayın Yusuf Yılmaz’ı kutluyorum. Bugün hemen, hemen her iş yerinde bir Halk gazetesini görebiliyorsak, bu Halk’ın yansız ve çok sayıda köşe yazarı ile herkese hitap ediyor olmasındandır.
Samsun adına işin sevindirici bir başka yanı da, artık Samsun’da düzenli olarak 4–5 günlük gazetenin yayınlanıyor olmasıdır. Samsun gibi ekonomisi tıkanmış bir kentte, sınırlı ilan olanakları ile gazete yaşatmanın zorluğunu bilen birisi olarak gösterilen özverili çabaları alkışlıyorum.
4 yıldır her pazartesi günü aralıksız bende Halk gazetesinde bir köşe yazısı yazıyorum. Bu konuda hiç de tevazu göstermeden, bu işi çok ciddiye aldığımı söyleyebilirim. Bana bu olanağı veren gazeteme ve yönetimine teşekkür ediyorum. Okuyucularımın çok iyi bildiği gibi bu kentin bana verdiklerini ve birikimlerimi okuyucularımla paylaşıyorum.
Bugün köşeme bir okuyucumu konuk edeceğim. Geçen hafta yazdığım köşe yazımda zaman, zaman olumlu ve olumsuz eleştirilerde aldığımı yazmıştım. İşte bunlardan birisi de olumlu olarak bu hafta geldi. Özellikle bazı bölümlerini ve okuyucumun değerlendirmelerini önemsediğim için bu mesajı da sizlerle paylaşmak ve sonra da bazı şeyler söylemek istiyorum. Sayın okuyucum ile daha sonra görüştüm. Bir kurum da çalıştığı için adını açıklamadan gönderdiği mesajı sütunlarıma aynen alıyorum.
Sn. Sadi SUBAŞI,
Adım ………... 1972 Samsun doğumluyum. Sizi 1990 lı yıllardan sonra Sam-Sev dergisini okuyarak tanımaya başladım ve yerel gazetelerde zaman, zaman yazılarınızı okuyarak da takip etmeye çalışmaktayım. 6 şubat tarihli Halk gazetesindeki yazınızı okuyup size yazmaya karar verdim. Yazmamın tek amacı varlığınıza ve yıllardır gösterdiğiniz kutsal çabaya teşekkür etmektir.
Keşke sizi anlayan insanlar çok olsa da siz de köşe yazınızda neleri ne için yapmaya çalıştığınızı açıklamak zorunda kalmasanız diye düşünüyorum. Ama Samsun’umuz böyle bir yer. Ve bunlara rağmen sevebilmek de hem yorucu hem de yıpratıcı.
Geçenlerde ben de düşündüm Samsunu sevmenin, sahip çıkmanın ağır bedeli olduğunu. Oysa böyle bir kaygısı olmayan, memleketi, insanını, ahlaki, tarihi, sosyal değerlerini hiç düşünmeyen insanların Samsun’da ekonomik olarak iyi yerlere gelebildiklerini ve hala bu şehre karşı sorumluluk duymadıklarını düşündüm. Üzüldüm ama istesem de böyle bir insan olamayacağıma karar verdim.
Sağlık olsun. Şahsen ben sizi destekliyor ve seviyorum. Eminim birçok insan da aynı şeyleri düşünüyordur.
Elinize, kaleminize sağlık diyorum. Allah uzun ve hayırlı ömürler, başarılar versin.
Saygılarımla.
Geçen hafta ki köşe yazım da Samsunlu olmanın ve Samsun’u savunmanın zorluğundan söz etmiş, eğer bir de Samsunculuk yapıyorsanız işiniz çok zor demiştim. 1988 yılında SAM-SEV’İ kurduğumuz da sloganımız Samsun’a sahip çıkmaktı. O zamanlar Samsun sahipsiz dediğimiz de, Samsun’u yönetenler rahatsız olmuştu. Ancak, daha sonra bu kentte siyasete soyunanların en çok kullandığı slogan bu oldu. O tarihlerde Samsun da gerçek anlamda sivil toplum kuruluşlarının hemen, hemen hiçbir etkinliği yoktu. Sadece sendikaların işçi haklarına sahip çıkma anlamın da ki her zaman olan duyarlılıkları ve etkinlikleri vardı. Aradan geçen 20 yılda Samsun’da çok şey değişti. Artık Samsun o eski Samsun değil. Samsun ile ilgili önemli bir sorun gündeme gelince STK lar güç birliği ile gerekli tepkiyi koyabiliyorlar.
Ancak, üzülerek söylemek gerekirse hala bir büyük eksiğimiz var. O da kent yöneticilerimizin hiç olmazsa kent yaşamını yakından ilgilendirecek konular için olsun gerçekleştirecekleri projeleri halk ile ve onların temsilcisi konumunda ki Sivil Toplum Kuruluşları ile paylaşma geleneğine sahip olmamalarıdır. Yukarıda ki mesaja benzer, hatta çok ateşli mesajlar da alıyorum. Bu da gösteriyor ki Samsunlular olayları yakından izliyor ve gerektiğinde tepkisini de gösteriyor. Mobil santrallerin yapımı tüm ısrarlara rağmen tamamlanıp ta deneme çalışmalarına başlayınca, o güne kadar olayların içine bizzat girmeyen yöre halkı bir haftalık zararı görünce nasıl büyük bir tepki koymuştu. O günleri kimse unutmasın. Bir Mobil Santral belası şimdilik de olsa bu güçle durduruldu. Teşvik yasasında uğradığımız haksızlığa karşı konan tepki ve eylem birliği de bu birlikteliğin güzel birer örneğidir.
Yukarı da ki mesajda benim için önemli olan şey gençlerin gösterdiği duyarlılıktır. Samsunlu artık yapılan yanlışları görüyor ve bu kente bir şey vermeden bu kentin getirisini yiyenleri görüyor. Gelecek onların. Bu konuda tek endişem, çoğu yazımda da vurguladığım gibi, kentin kısırlaşan ekonomisi nedeniyle üniversiteyi bitiren gençlerin iş bulamadıkları için Samsun’a dönemeyişleridir.
Bu kentin daha iyi yerlere gelmesi için, kent yönetiminde sorumluluk alanların yapacakları projeleri Samsun Halkı ve Sivil Toplum Kuruluşları ile paylaşmalarında yarar vardır. Bu, hiçbir yöneticiyi küçültmez, tam tersine yüceltir. Netice de yetki onlarındır. Son sözü söyleyecek olan nasıl olsa onlardır. Bundan kaçınmak ve iletişimsiz uygulamaları tercih etmek, doğan çoğu sıkıntı ve sürtüşmelere zemin hazırlamaktadır.
Geçen ay SAM-SEV’in öncülüğünde yapılan STK’lar toplantısında alınan ilke kararı doğrultusun da önümüzde ki günlerde yerel yöneticilerle ortak toplantılar başlatılacaktır. Umarım, beklenen ortam sağlanır ve çağrılarımıza olumlu cevaplar alınır.
Mesajları ile bana güç veren ve Samsun konusun da duyarlı olan okuyucularıma huzurunuz da teşekkür ediyorum. Sizlerin sayısı arttıkça, bu kente hiçbir şey vermeden almayı alışkanlık haline getirenlerin beklentileri artık prim yapmayacaktır. İyi haftalar dileğiyle.. 11-ŞUBAT–2007 SADİ SUBAŞI

,