e-posta; sadisubasi@denizeczaneoptik. com
SAMSUN HALKI KİMLERE GÜVENİYOR? NEDENLERİ..
Samsun, son otuz yılda hızlı bir şekilde gerileyen, işsizlik oranı Türkiye ortalamaları üzerine çıkan ve sorunları ile baş başa kalan bir kenttir.
Samsun, son kırk yılda Azot ve Bakır Sanayileri dışında Devlet yatırımlarından pay alamamış bir kenttir.
Samsun 2000’lere kadar göç alırken, son 10 yılda göç veren bir kent haline gelmiştir. Samsun’un göç aldığı süreçte, bu kenti yönetenler göçlerle oluşan yeni yapıyı homojen hale getirmek ve Samsunluluk bilinci ile kentine sahip çıkan bir toplum yaratmak yerine, koltuklarını korumak veya koltukları ele geçirmek için onların hemşerilik duygularını acımasızca kullanmışlardır. Bu hemşerilik ilişkileri Samsun’u parçalara ayırmış ve hemen her kentin ve ilçenin derneklerinin kurulmasıyla tarikatlara benzer bir hemşerilik yapısı oluşmuştur.
Bu kozmopolit yapı, kentin asıl dokusunu da rahatsız etmiş ve çok sayıda seçkin aile kolaycı bir tercihle Samsun’dan ayrılmıştır.
1990 yılına kadar olan süreçte, Samsun coğrafi yapısından gelen öncelikli konumu ve dört ulaşım yolu ile Karadeniz Bölgesinin Anadolu’ya açılan tek kapısı olarak bölgenin merkezi olma özelliğini de kazanmıştır. Bu konumu çok sayıda dağıtım firmasının ve kamu kurumunun bölge müdürlüklerini Samsun’da konuşlandırmasını sağlamıştır.
Ne var ki, 1990’dan sonraki yıllarda Samsun sahip olduğu olanakları birer, birer kaybetmeye başlamıştır. Samsun ile bölgenin lider kenti olma konusunda büyük bir rekabet içinde olan illerin seçilmişleri, atanmışları ve başka kentlerde yaşayanları ile oluşturdukları çok güçlü lobiler karşısında Samsun elindeki birçok bölge müdürlüğünü kaybetmiştir. Bunların her biri Samsun için büyük kayıptır ve Sivil Toplum Kuruluşlarının direnmesi, ne yazık ki Samsun’u yöneten ve temsil edenlerce destek bulmamıştır. “Samsun sahipsiz” diyenleri doğrularcasına Samsun’un sorumlu yöneticileri de suskunluklarını korumayı sürdürmüşlerdir.
“TEŞVİKTE ÖNCELİKLİ İLLER” Kapsamında ki 50 ilden birisi olan Samsun, 2005 yılı sonlarında yapılan yeni düzenlemelerle anlaşılmaz bir şekilde teşvik dışında bırakılmıştır. Tüm çevre iller yeni teşvik yasasından yararlanırken Samsun bölge içersinde bir ada gibi yalnız kalıyordu. Sivil Toplum Kuruluşları hazırladıkları raporlarla bu haksızlığa karşı direnirken Samsun milletvekilleri suskunluğunu koruyordu. Kent yöneticileri ve konuyla çok daha ilgili olması gereken bazı Sivil Toplum Kuruluşları da üzülerek söylemek gerekirse, Samsun Halkı yanında yer almak yerine, siyasi beklentileri uğruna sessiz kalmayı tercih ediyordu.
Bu süreçte tercih kapsamında yer alan Merzifon’da 100’e yakın yeni tesis kuruluyor ve işsiz insan kalmıyordu.
Havza ve Vezirköprü İlçelerimiz sahipsiz bırakılmanın tepkisi ile Amasya’ya bağlanmak üzere isyan bayrağı açıyordu. Samsun adına yüz kızartıcı bu olay üzerine bölgenin sorunlarını yerinde incelemek ve bu ilçelerin beklentilerini gündeme taşımak için bir sivil toplum kuruluşu olan SAM-SEV yerel basın temsilcileri ile birlikte bölgeye giderken ne bir siyasetçi, ne de kent yöneticilerimiz ortada gözükmüyordu. Ancak, konunun yerel basında tartışılmaya başlamasından sonra bazı siyasetçiler bölgeye gitme gereğini duyuyordu.
Planlandığı illerden kovulan çevre ve canlı düşmanı olarak tanımlanan iki “MOBİL SANTRAL” 2001 yılında Samsun Halkı’ndan saklanarak Tekkeköy’de yapılmaya başlanıyordu. İlk etapta kurulması planlanan iller bu santrallere belediye başkanları ile milletvekillerinin öncülüğünde sivil toplum kuruluşları ve yöre halkı karşı ile çıkarken, Samsunlu yönetici ve siyasetçilerin bırakın direnmesini, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu santralleri bir yazı ile Samsun’a davet ettiği anlaşılıyordu.
Sivil Toplum Kuruluşları bu santrallere savaş açıyor ve yasal yoldan Baro’muzun açtığı dava ile başlattığı yasal mücadele kazanılıyor ve bu santraller kapatılıyordu. Bu süreçte siyasetçilerimizin talebi ile oluşturulan TBMM Tahkikat Komisyonu da raporunu TBMM’ne sunuyordu. Ancak bugüne kadar bu raporla ilgili ne sonuç alındığı da bilinmiyordu.
Santrallerin kapalı kaldığı 2,5 yılda sözleşme hükümleri öne sürülerek bu santrallerin sahiplerinin her birine her ay iki buçuk milyon dolar para ödeniyordu. Oysa bu santrallerin sözleşmesi mahkeme kararı ile geçerliliğini kaybetmiştir. İşin peşini bırakmayan “ Çevre Birlikteliği” üyesi Samsun Barosu Yargıtay Başsavcılığına başvurarak haksız yere ödenen paraların geri alınarak hazineye devini ve sorumlu yöneticilerin cezalandırılmasını istiyordu. Yargıtay Başsavcılığı yapılan başvuruyu işleme koyarak davayı açıyor, ancak Enerji Bakanlığı bürokratlarının yargılanabilmesi için gerekli olan onayı vermiyordu. Bu gelişmenin hemen ardından da 22 Temmuz Seçimleri sonrası bu santraller yargı kararına rağmen bakan talimatı ile çalıştırılmaya başlıyor ve kenti yönetenler bu yasa dışı uygulama karşısında yine sessizliğe gömülüyordu.
Ziraat mühendislerinin on binlerce yılda oluştuğunu söyledikleri ovalardan birisi olan ve “ne eksen biter” denen Çarşamba Ovası’nı yok edecek bu “MOBİL SANTRALLERİN” kapatılmasına çalışılırken, bu kez de bu santrallerin hemen yanı başına 600’er MW. LIK iki termik santral kurulması kararı duyuluyordu. Bu da yetmiyor Yeşilırmak’ın Karadeniz’e yakın kısmında 4 adet daha termik santral kurulacağı öğreniliyordu. STK Platformunun oluşturduğu “Çevre Birlikteliği” bir yandan halkı bilgilendirirken bir yandan da yasal işlemleri yürütüyordu. Yerel yöneticilere ve milletvekillerine yapılan çağrılar cevapsız kalırken, ONDOKUZMAYIS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNÜN “ BU SANTRALLERİN ÇEVREYİ KİRLETTİĞİ VE CANLI SAĞLIĞINI TEHDİT ETTİĞİ” yönündeki açıklaması her şeyi apaçık ortaya koyuyordu.
Samsunlunun dört gözle beklediği “Samsun Tersanesi” siyasi çıkarlar için kullanılırken hala ortada ciddi hiç bir gelişme görülmüyordu.
Sivil Toplum Kuruluşlarının örneklerini artırabileceğimiz bu çalışmaları aslında gerek kent yöneticilerimizin ve gerekse siyasetçilerimizin işini kolaylaştıracak ve merkezi hükümete karşı onların elini güçlendirecek koz olarak değerlendirilmesi gerekirken, Samsun Halkının çıkarlarını korumanın dışında bir amacı olmayan Sivil Toplum Kuruluşları tam tersine tepki görüyor ve bizlerin temsilcisi olan milletvekillerimizce hakarete uğruyordu.
Sivil Toplum Kuruluşları “ BU KENT SAHİPSİZ” diye feryat ediyor, rahatsız olan yok.
“ SAMSUN SİYASETEN İFLAS ETMİŞTİR” diye açıklamalar yapılıyor, yine ses yok.
Sivil Toplum Kuruluşlarının randevu talepleri dahi kabul görmüyor. AB’ne girme çabası gösteren ülkemizin bir büyük kentinde kurum ve kuruluşlar arasında ki bu iletişimsizlik ne yazık ki, bu kentin kaderi haline geliyordu.
Çok ciddi sorunları bulunan Samsun’da Samsun Halkının sorunlarına asıl sahip çıkması gerekenlerin anlaşılmaz tavrı ile Samsunluluk bilinci ile çaba harcayan Sivil Toplum Kuruluşlarının çabaları tam bir tezat teşkil ediyordu.
İşte bu karmaşa arasında bir basın kuruluşunun santraller ve teşvik konusu ile ilgili olarak halka yaptığı söyleşilerde, Samsunlunun tüm umudunu Sivil Toplum Kuruluşlarına bağladığı şeklinde bir tablo ortaya çıkıyordu. Bu sonuç, AB yolunda Sivil Toplum Kuruluşları açısından ne kadar olumlu ve sevindirici ise, yöneticiler ve siyasetçiler adına da son derece üzücü ve düşündürücüdür.
Bu söylemler de bu kentin siyaseten çöküşünün ve sahipsizliğinin en güzel açıklamasıdır.
Bu tablo hem yerel yöneticilerimiz hem de siyasetçilerimiz açısından çok iyi değerlendirilmelidir.
Ondokuzmayıs kenti üzerinde oynanan oyunlara izin verilmemelidir. Hiç kimsenin gücü bu kenti bölgenin lideri olmaktan uzaklaştırmaya yetmeyecektir.
Bu kentin, Çağdaş ve Laik Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun yolunu açan Kurtuluş Savaşının ilk adımının atıldığı kent olduğu unutulmamalıdır.
Sivil Toplum Kuruluşlarını Samsun halkının en çok güvendiği kuruluşlar haline gelmesinde ki en büyük pay, bu kuruluşların çabalarını Samsun gündemine taşıyan ve Samsun’a yapılan haksızlıklara karşı ilk tavrı sergileyen yerel yazılı ve görsel basınımızındır. Yerel basınımızın bu tavrı Samsun adına büyük bir şanstır.
İŞSİZLİK SORUNU SONA ERMİŞ, TARIMSAL SANAYİSİNİ KURMUŞ, SİYASETÇİSİ, YEREL YÖNETİCİSİ VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI İLE İŞBİRLİĞİNİ SAĞLAMIŞ, GÜCÜNÜ KANITLAMIŞ BİR SAMSUN DİLEĞİYLE.. 26 Aralık 2007
Ecz. SADİ SUBAŞI
SAMSUN
SPOR, EĞİTİM VE TANITMA VAKFI
BAŞKANI