Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Ondokuz Mayıs Kenti Samsun'a Kıyılmasına İzin Vermeyiniz…

ONDOKUZMAYIS KENTİ SAMSUN’A KIYILMASINA
İZİN VERMEYİNİZ.

Belki bazı okuyucularıma “MOBİL SANTRAL VE TERMİK SANTRAL “ konusu sıkıcı gelmeye başlamış olabilir. İnanın ben de bu konuda yazdığım için çok mutlu değilim. Ne var ki, olayların içine giren ve bu belayı yaşayanların öykülerini dinleyenler olarak, Samsun’un karşı karşıya kaldığı tehlikeyi bile bile susma hakkımız olmadığına inanıyoruz. En azından kentlilik bilinci ve sivil toplum kuruluşları olarak üstlendiğimiz sorumluluğun gereği olarak, birkaç yıl sonra yaşanacak ve de geri dönüşü olmayacak sağlık ve çevre sorunlarını Samsunlulara anlatmayı görev kabul ediyoruz.
Şu an da yasal engele rağmen çalıştırılan iki adet “MOBİL SANTRAL”, 200 MW. lık ve günde 1000 ton altı numaralı fuel oil yakıyor. Önümüzde ki günlerde aynı alana yapımına başlanacağı duyumlarını aldığımız iki adet “TERMİK SANTRAL” mobil santrallerin tam altı katı ve 1200 MW. lık. olacaktır. Üstüne üstlük bir de en büyük kirliği yaratan yakıt olan kömürle çalışacaktır. Bunlara ilaveten EPDK’dan ( Enerji Piyasası Denetleme Kurulu) Çarşamba Ovası’nda da Yeşilırmak’ın kıyısına yapılmak üzere dört adet daha termik santral izni alındığı bilinmektedir.
Bir süre sonra altısı termik, ikisi mobil tam sekiz adet zehir saçan santralin devreye girdiğini bir an için düşünün. Aynı bölgede bulunan ve Samsun’a içme suyu sağlayan Çakmak Barajının ve üzeri açık arıtma tesislerine yağacak kanserojen madde taşıyan tozların ve sülfürik asit zerreciklerinin evlerimize kadar taşınacak olmasını düşünün. Kül tepelerinden sızacak ağır metallerin yeraltı sularına karışacağını düşünün. Ondokuzmayıs Üniversitesi Rektörlüğünün açıkladığı MOBİL SANTRALLERİN daha şimdiden çevreyi kirlettiğini belgeleyen bilimsel raporunu hatırlayınız. Birkaç sene sonra bugün Yatağan ve Afşin-Elbistan’da yaşananların yaşanacağını ve Tanrı’nın bizlere bahşettiği Çarşamba Ovası diye bir ovanın kalmayacağını gözlerinizin önüne getiriniz.
Tüm bu olabilecekler bizleri korkuttuğu için, çocuklarımıza temiz su, temiz toprak ve temiz bir çevre bırakma sorumluluğunu hissettiğimiz için, bu santrallerin yapımını önlemek için çaba sarf ediyoruz. Biz dediğim, Sivil toplum Kuruluşları Platformu ve onlar adına görev üstlenen Çevre Birlikteliği Yürütme Kurulu, Elektrik Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı, Baro Başkanlığı, Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı, Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı ve SAM-SEV Başkanlığının bir üyesinden oluşmaktadır. Bu kurul, önümüzde ki Perşembe günü Eczacılar Odası’nda yapılacak genişletilmiş toplantıya yörenin Belediye Başkanları ile Ziraat Odaları, Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ile çok sayıda Sivil Toplum Kuruluş temsilcisini çağırma kararı almıştır. Toplantı da bu konu da bugüne kadar yapılanlar hakkında bilgi verilecek ve Yatağan’a yapılması düşünülen inceleme gezisi değerlendirilecektir.
Bu arada SAM-SEV Yönetim Kurulu da aldığı bir karar doğrultusun da kentimizin yöneticileri ile bir dizi görüşme trafiği başlatmıştır. Başta Sayın Valimiz olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanımızdan, AKP İl Başkanından, Çevre ve Orman İl Müdüründen, Tarım İl Müdüründen ve İl Genel Meclis Başkanından randevu talebinde bulunmuştur. Randevulara cevap veren Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz ve İl Genel Meclis Başkanımız Sayın Necati Demir ile görüşülmüştür. Görüşme trafiği tamamlandıktan sonra sonuçları halkımızla paylaşılacaktır.
Değerli okurlarım, on beş gün önce tanık olduğum bir olayı ve bir arkadaşımdan dinlediğim bir hastalık öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum. 15 Aralık 2007 Cumartesi akşamı oğlumu almak için saat 20.00 sularında havaalanına gittik. Kirazlık mevkiine geldiğimizde, karşıdan gelen araçların farları sis varmış gibi bulanık gözükmeye başladı. Bu sarımsı sis görüntüsü Mobil Santraller civarında çoğalarak havaalanında daha belirgin hale geldi. Havaalanı otoparkından terminale girene kadar insanın boğazını yakan koku hissediliyordu. Eşim kokuya karşı çok hassastır. Eşyaları yerleştirene kadar dışarıda bekleyen eşimde ve kızım da kokuya bağlı şiddetli bir boğaz yanması ile öksürük başladı.
SAM-SEV Yönetim Kurulu üyesi ve Halk Gazetesi köşe yazarı Yücel Türe’nin bir ay kadar önce İstanbul’un büyük bir hastanesinde yaşadığı bir olay, sanırım bağıra, bağıra gelen felaketin en güzel açıklamasıdır. Hastanenin bir odasında zorlukla nefes alabilen ve ciddi boyutta solunum problemi yaşayan hastayı gören Yücel Türe hastanın yanındaki eşine “bu adam bu hale gelene kadar sigara içmesine neden izin verdin? “ Diye serzenişte bulunur. Kadın ege şivesi ile “oğlum, beyim hayatında hiç sigara içmedi ki” der. Yücel Türe’nin şaşkın bakışlarını gören kadın, “oğlum, bu memleket hastalığı, biz Yatağanlıyız. Şimdi Yatağanlıların hemen hepsi böyle veya kanser hastası, ovamızı da insanımızı da mahvettiler” diye Yatağan’da yaşanan dramı bir çırpıda özetler.
Yatağan’a gitme planları yaptığımız için, Yatağan’ın en eski eczacısı Ecz. Sadi Özcan’ı aradım. On yıl Yatağan’da belediye başkanlığı da yaptığını söyleyen meslektaşımın da, onun aracılığı ile ulaştığım çevre komisyonu üyesi Sayın Ziya Alp Özek’in de anlattıkları Yatağan’da tam bir sağlık ve çevre felaketinin yaşandığını doğruluyordu.
Gözüken köy kılavuz istemez. “O tesisler eski teknoloji, biz en son teknoloji ile olanı yapıyoruz” söylemleri bizleri yanıltmamalıdır. En iyi filtre sistemlerinin ancak % 90 verimle çalıştığını bütün bilim adamları kabul ediyor. Bunun anlamı % 10 zehirli gaz doğaya veriliyor demektir. MOBİL SANTRALLER ile ilgili suyu, toprağı, havayı kirleten ve canlı sağlığını tehdit eden kirlilik hesabı zaten bu % 10 kaçak üzerinden yapılıyor. Daha çalışalı 4 ay olmasına, tepkileri ve riskleri azaltmak için maliyeti artırıcı bir uygulama ile kükürt dioksit kaçağını tutmak üzere kireç kullanılmasına rağmen, yöre halkının solunum şikâyetlerinin arttığı Tabipler Odasının araştırmaları ile saptanmıştır. Deniz kirliliğine yol açmamak için fuel-oilin karayolu ile taşınmasına ne kadar dayanacaklardır? Kaldı ki çevre İl Müdürlüğü bu kadar tedbire rağmen MOBİL SANTRALLERİN çevreyi kirlettiği gerekçesi ile yüklü bir para cezası kesmiştir. Burada önemli olan para cezası ve miktarı değildir. ASIL ÖNEMLİ OLAN, BU CEZA İLE MOBİL SANTRALLERİN DAHA ŞİMDİDEN ÇEVREYE ZARAR VERDİĞİNİN BELGELENMİŞ OLMASIDIR.
Gelinen nokta Samsun’un geleceği için çok büyük önem taşımaktadır. Sonuçları çok ağır olacak bu sürecin tüm sorumluluğunu Çevre Birlikteliğinin omuzlarında bırakamayız. Samsun bu açmazdan başta Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere milletvekillerimiz, tüm alt ve yöre belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının toplumun beklentileri yönünde güç birliği yaparak ortak tavır koyması ile kurtulabilir.
Samsun’un görüntüsünü değiştiren, dokunulmaz ilan edilen kurumları aşarak kentin önünü açan ve şehri adeta yeniden yaratan, eski otogarın yerine yapılacak otel ve çarşı kompleksini asma köprüyle sahile bağlamayı hayal edecek kadar büyük düşünen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın, yarattığı tüm güzellikleri yok edecek, bırakın Samsun’a gelecek yerli ve yabancı ziyaretçiyi, Samsun’da yaşayan çok sayıda insanı Samsun’dan kaçırtacak bu pis yatırımlara, daha fazla sessiz kalacağına inanmıyorum. Yıllardır konuşulup da bir adım öteye gidilemeyen Lâdik Kayak Tesislerini 2009’da hizmete açılacak hale getiren Valimiz Sayın Hasan Basri Güzeloğlu’nun Samsunlunun geleceğini karartacak bu yanlışa suskun kalacağına inanmıyorum.
Birkaç yıl sonra olasıdır ki, bürokrat olan Valimiz, Çevre İl Müdürümüz, Tarım İl Müdürümüz ve ilgili diğer bürokratlar Samsun’da görev yapıyor olmayacaklardır. Ancak bu kentin insanı olan belediye başkanlarımız görev de olmasalar dahi, bu kentte yaşamlarını sürdürüyor olacaklardır. İnanıyorum ki, dönemlerinde seslerini çıkarmadıkları bu santrallerin, birkaç yıl sonra binlerce insanı solunum yetmezliği ve kanserle boğuşuyor hale getirdiğini görmek istemeyeceklerdir. Bu vebal kolay taşınır bir yük değildir.
Sanıyorum halktan gelen tepkileri görerek duyarlı bir davranış sergileyen yöre belediye başkanları ( Çınarlık, Aşağıçinik, Büyüklü, Dikbıyık, Hürriyet ve Ağcagüney Belediye başkanları), Mobil ve Termik Santraller karşısında ortak tavır sergileme kararı almışlardır. Sağduyulu davranış sergileyen bu belediye başkanlarımızı kutluyor ve başta Çarşamba olmak üzere Tekkeköy, Kutlukent ve tabii ki Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımıza örnek teşkil etmesini diliyorum.
Yeni bir yılı karşıladığımız bir günde, ben de sizleri de bir kez daha düşünmeye zorlayacak böyle bir yazı yazmak istemezdim. Ben de birilerinin yaptığı gibi olmayan pembe tabloları anlatarak gerçekleri gizleyebilir ve de sizleri mutlu edebilirdim. Ama bu kentin bir insanı olarak, bütün güzellikleri yok edecek bir olguyu yok sayarak en azından başında bulunduğum kurumun misyonuna ihanet edemezdim.
2008 de çalışmaya başlayan bir tersanesi, beş yıldızlı otelleri, tamamlanmış kayak merkezi, işlerlik kazanmış bir limanı olan, yer arayan dev bir otomotiv firmasının Samsun’a davet edildiği, en azından işsiz sayısının azaldığı ve kirli yatırımları kovmuş bir Samsun’u yazmak inanın beni de çok mutlu edecektir.
Güzelleşen kentimizin diğer sorunlarının da en azından bir kısmını çözdüğü, mülki ve siyasi birimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ortak çıkarlarda buluştuğu bir yeni yıl umuduyla, sağlıklar diliyorum. İyi yıllar…
30 ARALIK 2007
Ecz. SADİ SUBAŞI