Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Kitaplaşan Mobil Santraller ve Yaşanan Çelişkiler

KİTAPLAŞAN MOBİL SANTRALLER VE YAŞANAN ÇELİŞKİLER.

Cuma akşamı Samsun adına kazanılan bir başarının ölümsüzleştiği bir tören vardı. Sadece Samsunlulara değil ülkemiz adına göz göre göre yapılan yanlışlara karşı duruşun onurlandırıldığı akşamdı. O akşam, yedinci yılına girilen bir dayatmaya karşı sivil güçlerin hükümetlere, yerel yönetimlere ve siyasetçilere rağmen yöre halkı adına verdiği mücadelenin belgesel hale getirilişi kutlandı.
Bu konuda yedi yıldır büyük bir inançla direnen, tehditlerden yılmadan yasal yollardan karşı koyan, artık adı “AÇ-KAPAYA” çıkan santralleri mahkûm ettiren, “ÇEVRE BİRLİKTELİĞİNİN” sözcüsü Sayın Metin Teletar, yaşanan süreci belgeler ile basında ki yansımaları ve yargı kararları ile bezeyerek, “ALACAKARANLIKTA MOBİL SANTRAL” adı ile kitap haline getirmişti. TMMOB lokalinde Cuma akşamı saat 18.30 da yapılan tanıtım kokteylin de kitabın tanıtımı yapıldı ve imzalanarak konuklara dağıtıldı.
Kitapta dürüst bir direnişin, yedi yıllık emeğin ve verilen örnek mücadelenin alın teri vardı. Bu kitap, bence başta bu konuda direnen siyasetçiler ve yerel yöneticiler tarafından dikkatlice okunmalıdır. Kitabın hazırlanmasında destek veren Elektrik Mühendisleri Odası’nın başkan ve tüm yöneticilerine teşekkür ediyorum. Metin Teletar hazırladığı kitap ile buna benzer olaylarla karşılaşacak olanlara yol haritası sunmuştur. Yedi yıldır bu mücadelenin ön saflarında yer almış SAM-SEV’ in Başkanı olarak sevgili dostum Teletar’ı yürekten kutluyorum.
Töreni izlerken yedi yıllık süreç bir film gibi gözlerimin önünden aktı geçti. Düşündüklerimin bir kısmını orada yaptığım kısa konuşmada söyledim. SAM-SEV tarafından düzenlenen 2002 SAMSUN KENT KURULTAY’INDA ilk kez gündeme gelen ve herkesi şaşkınlığa uğratan bu santraller dünyada çevre düşmanı olarak adlandırılıyordu. Nasıl olur da Türkiye’nin en verimli ovasına bunlar konuşlandırılırdı? Akıl mantık işi değildi. Ama ne yazık ki bu santraller her taraftan kovulmuş ve Samsun’a layık görülmüştü. Santralleri yapan firma gizli saklı epeyce yol almıştı. O zamanın koalisyon hükümetinin birilerine çıkar sağlamak üzere gündeme taşıdığı santrallerin yapılabilmesi için, mevcut çevre mevzuatı dahi bakanlar kurulu kararı ile askıya alınmıştı.
Santralciler o kadar kararlı ve emindiler ki, onlar adına çalışan ve bilim adamı demeye dilimin varmadığı kişi (Doç. Dr. Coşkun Yurteri) sivil toplum kuruluşları başkanlarının katıldığı bilgilendirme toplantısında hepimizi çileden çıkartan, belki de bizleri ateşleyen sözleri söylemekten çekinmiyordu. Coşkun Yurteri, “ Boşuna uğraşmayın, Samsunlular golü yemiştir” diyebilme cesaretini gösteriyordu. Bugün geldiğimiz nokta da hukuki zafer Samsunlular adına kazanılmıştır.
22 Temmuz 2007 seçimleri sonrası bakan talimatı ile yargı kararları ihlal edilerek tekrar çalıştırılan santraller hakkında yargı yeniden yürütmeyi durdurma kararı vermiş, son yapılan itirazlarda reddedilmiştir. Esas karar da bugün yarın açıklanacaktır. Samsun Sivil Toplum Kuruluşları adına görev yapan ÇEVER BİRLİKTELİĞİ’NİN Samsun Barosu aracılığı ile kazandığı bu zafer, umarım aynı bölgede planlanan termik santrallerin de yeniden değerlendirilmesini sağlar.
Bu mücadele bir gerçeği da ortaya çıkartmıştır. Bu santraller gündeme geldiğinde muhalefette olan ve yapılan mitinglerde aslanlar gibi nutuklar atarak iktidara gelince bunları iptal edeceklerini söyleyenlerin, bugün santrallere övgüler düzdüğü, kurdukları TBMM Araştırma Komisyonunun raporlarını unuttukları ortamda, ÇEVRE BİRLİKTELİĞİ dimdik ve ödünsüz bir tavır sergileyerek hukuki yoldan halk adına bu başarıyı yakalamıştır.
Üzülerek söylemek gerekirse, asli görevi halkının çıkarlarını korumak olan yerel yöneticilerin ve siyasetçilerin tercihlerini bu yanlış yatırımlardan yana koyması son derece düşündürücüdür.
Yörede ki birkaç belediye başkanını bu değerlendirmenin dışında tutarak onlara haksızlık etmek istemiyorum. Olayın ilk anından itibaren desteğini esirgemeyen, olayı sürekli gündemde tutan yerel yazılı ve görsel basına teşekkürü bir borç biliyorum.
Ancak yeri gelince haklı olarak sivil toplum kuruluşlarını eleştiren yerel basınımızın değerli genel yayın yönetmelerini ve köşe yazarlarını, böylesine bir başarının kutlandığı törende görememek beni şaşırttı. Oysa zor bir süreci her türlü zorluğu yılmadan göğüsleyen sivil toplum kuruluşlarını, bu kutlamada yalnız bırakmamalıydılar. Onları biraz daha yüreklendirmeleri şık olurdu diye düşünüyorum.
Aslında Samsun olarak bu olayda, yerel yöneticisi, siyasetçisi ve sivil toplum kuruluşları ile bir bütün olabilmeliydik. Ancak görünen o ki, bu ülkedeki yönetim anlayışı halktan yana olmadığı sürece bu ve benzeri yanlışları bu kent her zaman yaşayacaktır.
Bu yanlış yatırımlara karşı çıkan sivil toplum kuruluşlarını yatırım düşmanı olarak damgalama yanlışına düşenlere bir çağrı yapıyorum. Tüm dünyanın küresel ısınmanın yaratacağı açlık ve susuzluk tehlikesine karşı tedbirler aldığı bir dönemde bu ovayı yok edecek mobil ve termik santrallere sahip çıkanlar, çıksınlar cesaretle desinler ki; “bize bu ova gerekli değil, bizim için şu an verimli olmasa bile santraller çok daha önemlidir”. Buyurun açıklayın ve herkes de kim ne demek istiyor öğrensin.
Bu kent böylesine garip ayrışmaları ve kentle çelişkili anlayış tarzını hak etmiyor. Bizler ve çocuklarımız bu kentte yaşayacaksak, muhtemelen yarın bu kentte olmayacak insanların, bu kentin kaderi ile oynamasına izin veremeyiz. Kimsenin bu kenti yaşanır olmaktan çıkartmaya hakkı olamaz, olmamalıdır. Bu direniş basite indirgenecek bir çevrecilik olayı değil, kentlilik bilinci ile kente sahip çıkma anlayışıdır. Bizleri yönetenler ve temsil edenler bunu doğru okumalıdır.
İyi haftalar.. 10 Mayıs 2008
SADİ SUBAŞI