Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Samsun Adına Güzel Şeyler Yazalım. Ama Nasıl ve Ne Yazalım.

SAMSUN ADINA GÜZEL YAZILAR YAZALIM. YAZALIM DA
NASIL VE NE YAZACAĞIZ?

Bu kent için kötü düşünecek ve bu kente zarar verecek en son insanlardan birisi olduğumu sanıyorum. Ülkesini ve yaşadığı kenti seven herkes kadar ben de hem ülkemi, hem de güzel kentimi çok sevenlerden birisiyim. Bende Samsun ile ilgili yazacağım her yazımda bir güzel gelişmeyi gündeme taşımak istiyorum. Ne var ki, bu güzelim kentte hemen her gün ortaya çıkan şanssız ve bir o kadar da sahipsizliğimizi yüzümüze çarpan o kadar çok sayıda olumsuzluk var ki, onların yanında az sayıda ki güzellikler de gözden kaçıyor sanırım.
Son yıllarda kenti denizle buluşturan sahil düzenlemeleri, şehir içinde bulunması çağdaş kent yapısına uymayan bazı kütlelerin kent dışına taşınması, önemli yanlışlara rağmen gerçekten övgüye değer çalışmalardır. Yeri geldikçe bu güzellikleri de yazan birisi olarak, belki de Samsun’un çok daha iyi konumlarda olmasını istemenin verdiği heyecanla, inatla yapılan yanlışlara ve Samsunluyu aşağılayacak aldatmalara isyan ediyorum.
Son bir hafta da yaşanan şu olumsuzlukları görmezden gelerek ve bir iki güzel şeyi yazarak toplumun gözünü boyayan pembe yalanlara ben de mi ortak olayım? Kimse kusura bakmasın, Samsun’un geleceğini karartan ve tüm uyarılara rağmen devam eden vurdumduymazlıkları gücüm yettiğince yazmayı sürdüreceğim. Benim alkışlarım da, bu yanlışları ortadan kaldıranlara olacaktır.
1- SAMSUN’UN YOK OLAN KUMSALI VE BURADA
YAŞANAN DRAM..
Yapılan bir yanlış sonucu Samsun’un batısın da ki en güzel sahili ve Türkiye’nin en güzel kumsallarından birisi hızla yok olmaya başlamıştır. Son üç gündür süren fırtına ve oluşan dev dalgalarla oluşan tahribatla kumsal kaybı Çatalçam’a dayanmıştır. Bu konuda yaşanan ve önümüzde ki yıllarda Kurupelit Sahilini aşarak Samsun’un Atakent ve Atakum Sahillerini dayanacak kadar hızlı ilerleyen tahribat, son dört yılda tarafımdan defalarca gündeme getirilmiş ve DLH’nın dünkü ve bu günkü Bölge Müdürlerine iletilmiş, alınan geçici önlemlerin ( T şeklindeki dalgakıranların) Samsun’a doğru gidişi hızlandırdığı anlatılmıştır. Sayın Valimize karşılaştırmalı resimlerle kumsalın dünü ve bu günü anlatılmış ve gerekirse konunun uzmanlarının getirilerek köklü çözüm bulunması istenmiş, Samsun Büyükşehir Belediye Başkan’ı da iki yıl önce bu bölge de inceleme yapmıştır.
Sonuç alınamayınca, önceki hafta SAM-SEV’ in davetiyle yerel ve yaygın yazılı ve görsel basın bölgeye götürülerek olay yerinde yapılan inceleme sonrası basın açıklaması yapılmış ve olayı tüm çıplaklığı ile gösteren resimler yerel basında yer almış, NTV tüm Türkiye’ye olayı yansıtmıştır. Bunca çabaya rağmen üzülerek söylemek gerekirse bu tahribat hala hiç kimsenin umurunda değil. Olay yerini gören basın mensuplarının hatırlayacağı gibi, yapılan dalgakıran arkalarında ki kirlenme ve kayaların, denize girenler için tehlike yarattığına dikkat çekilmiştir.
Bu arada Erenköy sahilinde bulunan ve son yıllarda kaderine terk edilen ve deniz tahribatı sonucu bir harabeye dönen Sağlık Bakanlığı Eğitim Merkezi geçtiğimiz yıl Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Bu harabede nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde aileler konaklıyor ve çocuklarda denize giriyordu. Son üç gündür de Karadeniz tüm azgınlığı ile sahili dövüyor, gürültüsü dahi insanı ürkütüyordu. Bu denize değil çocukların, iyi yüzme bilen büyüklerin dahi girmesi mümkün değildi.
Ve biz yok olan kumsala yanarken korkulan oldu. Cuma günü burada denize girmesine izin verilen çocukların beşini Karadeniz’in azgın dalgaları aldı. Çok şükür ikisi yaralı olarak kurtarıldı. Bir gün önce de aynı yörede kardeşini gezdiren bir kişinin kayalardan kayması sonucu, denize düşerek boğulan küçük çocuğu da eklersek, bu dört çocuğun hesabını kim verecek? Tabii her zaman olduğu gibi asıl sorumlu olması gereken hiç kimse sorumluluğu almayacak ve olay bir iki görevliye fatura edilecektir. Ama uyarılara kulaklarını tıkayanlar bu çocukların vebalini taşımaktan kurtulamayacaktır. Eminim ki, bu günden itibaren de yetkililer bölgeye gelecek ve muhtemelen yasaklama kararları ile sorunu çözmüş olacaklardır. Ama benim dört yıldır yazdıklarım ve uyarılarım gazete arşivlerinde yaşamaya devam edecektir.
2- BU KEZ DE TERMİK SANTRAL UYUTMASI.
Bilindiği gibi bir süredir Samsunluların başı, Mobil Santrallerden sonra bu kez de Tekkeköy ve Çarşamba Ovasında yapılması gündemde olan altı adet TERMİK SANTRALLERLE belada. Bunlardan birisinin yapılacağı Yeşilırmak’ın Karadeniz’e ulaştığı bölgede ki DURUSU KÖYÜ Halkı son derece tedirgin ve bu santralin yapılmaması için direniyorlar. 29 Temmuz 2008 tarihli yerel gazetelerde insanı rahatlatan bir haber vardı. Habere göre, DURUSU Halkı ile görüşen iki iktidar milletvekilimiz yöre halkına, “sizin istemediğiniz bir tesisi buraya kimse yapamaz” diyorlardı. Haberin üzerinden daha 24 saat geçmeden, bu santrali yapacak olan BORASCO AŞ’ e 49 yıllığına üretim lisansı verildiği haberi yerel gazetelerde yer alıyor ve bir gün önce halka yapılamaz diyen Sayın Milletvekillerinden birisi bu kez, “ Ben hükümet değilim, kendi adıma konuştum” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyordu. Siyasetin böylesine çelişkili ve tutarsızca yapıldığı bir ilde siyasi iradenin varlığından söz edilebilir mi?
Büyük bir rastlantı ile aynı gün NTV, “Yeşil Ekran” programında AFŞİN-ELBİSTAN VE YATAĞAN TERMİK SANTRALLERİNİN çevreye verdiği korkunç zararları ve yaşanan kanser vakalarını yöre halkının ağzından tüm Türkiye’ye duyuruyordu.

3- SAMSUN’A “TEŞVİK OLAYINDAN” SONRA, BU KEZ DE
“CAZİBE MERKEZİ” ŞOKU.
Samsun iki yıl önce teşvik kapsamında ki 50 ilden birisi olmasına rağmen çıkartılan bir yasa ile Teşvik kapsamı dışında bırakılmıştı. Günlerce Samsunluları teşvik geliyor müjdeleri ile oyalayan milletvekillerimizin deyimiyle büyük bir şok yaşanmış ve bölgemizde sadece Samsun dışlanmıştı. O dönemde iktidara 7 milletvekili veren Samsunlulara Sayın Başbakan bu ayrıcalığı layık görmüştü. Samsun bu anlaşılmaz dışlanmaya tepki koyarken her zaman olduğu gibi B Planı devreye sokulmuş ve Samsunluların ağzına yeni bir bal çalınmıştı.
Samsun “CAZİBE MERKEZİ” oluyordu. Ne yazık ki, Samsunlu bir kez daha kandırılmıştı. Samsunlu saf ve kolay kandırılıyordu nasıl olsa. Ertesi gün bir milletvekilimiz beyanatı patlattı. Sayın vekile göre, “ Cazibe Merkezi olarak seçilen Trabzon, Sivas ve Diyarbakır uygulama için pilot il olarak seçilmişti. Proje bu illerde denenecek, eksikleri tespit edildikten sonra Samsun’a uygulanacaktı”. Buna argoda “ yersen” derlerdi. Samsunlu nasıl olsa bunu da sineye çekerdi. Cazibe Merkezi dışında bırakıldığımız toplantıya Samsun’un anlı şanlı bazı sivil toplum kuruluşları da katılmış ve Sayın Bakan kararı yüzlerine okumuştu. Bunlardan birisinin başkanı, “ Samsun her türlü avantaja sahip, neden Trabzon alındı da Samsun alınmadı anlayamadım” diyordu. Oysa cevabı çok basitti ve her türlü dışlanmaya da bu nedenle uğruyorduk. Eğer bu toplantı Trabzon’da yapılmış olsa, milletvekilleri de o salonda olsa ve bakan da Trabzon’u dışlasaydı, salonda ki sivil toplum kuruluş başkanları o milletvekillerine o salonu dar ederdi. Araştırdım, o gün salonda ki bizim başkanlardan tık çıkmamıştı. O Trabzon, geçen dönem de teşvik dışında bırakılınca Belediye Başkanlığına muhalefet adayını seçerek iktidara gerekli mesajı vermiş ve önce teşviki, sonra da cazibeli il olma hakkını kapmıştı. Tabii ki Trabzon her platformda kazanacaktı ve kazandı. Böylesine siyasi iradeye sahip bir ile ancak gıpta edilir ve alkışlanır.
Her zaman söylüyorum, bu kent siyaseten çökmüştür. Sadece son dönemde değil, sadece iktidar partileri ile değil, son otuz yılda yavaş yavaş tükenmiştir. Bu olaydan sonra Samsun’da sesi çıkan ve ciddi bir tepki koyan bırakın iktidarı, muhalefet partisi teşkilatı gören var mı? Yazıklar olsun..
4- NEYİMİZ İYİ Kİ, EĞİTİMİMİZ İYİ OLSUN..
Gün geçmiyor ki bir kötü olayla sarsılmayalım. Alın size bir başka yüz kızartıcı sonuç. ÖSS ve OKS sonuçlarından sonra, Samsun SBS ( Orta öğretim seviye belirleme sınavı) sınav sonuçlarına göre 6. sınıflarda Türkiye 50. si, 7. sınıflarda Türkiye 52. si olmuş. Hem de kimlerin arkasında kalarak. Tunceli, Bayburt, Amasya, Erzincan, Rize, Burdur, Kastamonu, Uşak ve Çankırı gibi bir kısmı Doğu Anadolu ili olan ve kısıtlı olanakları ile Samsun ile kıyaslanamayacak illerden geri de kalarak yüz kızartan ayıplarımıza bir yenisini ekleme başarısını göstermiş olduk. Böylece ÖSS Sınavlarında ki başarısızlığın asıl nedeninin de, orta öğretimde ki eğitim seviyesinin düşüklüğü olduğu anlaşılmış oldu.
Sayın milletvekillerimiz, kentimiz adına siyaset yapan yerel yöneticilerimiz ve kamu yöneticilerimiz hala nutuk atmayı ve pembe dünyalar yaratmayı sürdürsünler. Ben kendi adıma artık bu ayıpları içime sindiremiyorum. Sindirenler bunları yazmasın ve söylemesin. Hikâye anlatarak kendilerini kandırmayı sürdürsünler. Korkarım yakında bu günlerimizi de arar hale geleceğiz.
Umutlarımızı yarınlara ve mucizelere bırakarak yaşamaya devam. İyi haftalar..03 Ağustos 2008
SADİ SUBAŞI