KÖŞE YAZILARIMIN OKUYUCU GÖZÜYLE
DEĞERLENDİRİLMESİ
Halk gazetesinde köşe yazmaya başladığım günden bugüne yedinci yılı tamamlamış bulunuyorum. Bunun dışında düzenli yayınlanan yerel gazetelerin olmadığı dönemlerde de haftalık veya aralıklı yayınlanan gazete ve dergilerde de çok sayıda yazım yayınlandı. Halk’ta yazmaya başladığım günden bugüne kadar hastanede yattığım sürede yazamadığım iki hafta hariç, seyahatler de dâhil yazılarıma hiç ara vermedim. Hafta da bir günde olsa birikim ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak beni mutlu ediyor. Hiçbir zaman kendimi profesyonel bir gazeteci görme yanlışına düşmeden ve mesleği gazetecilik olan dostlarıma bir saygısızlık yapmadan yazmayı ilke edindim.
Yazılarımdan dolayı okuyucularımdan zaman zaman beni yüreklendiren mesajlar alıyorum. Zaman zaman benim adıma endişelendiğini söyleyen dostlarımın dışında, Samsunspor taraftarlarının bazı davranışlarını eleştiren bir yazımdan sonra yüreği Samsunspor için çarpan bazı taraftarlarımızdan aldığım olumsuz mesaj dışında hiçbir olumsuz eleştiri mesajı almadığım için de son derece mutluyum. Bunların dışında tuttuğum bir başka olumsuz eleştiri ise yazılarımın uzunluğundan kaynaklanıyor. Bu konuda gelen eleştirilere saygı duyuyorum. Ancak haftalık yazı yazmam ve yazılarımın bir araştırma konusu olması veya bir konuyu derinliğine inceleyen yazılardan oluşması, yazıları kısa tutmamı engelliyor. Ayrıca her fırsatta söylediğim gibi gazeteci olmamam nedeniyle, açıkçası kısa yazı yazmayı da beceremiyorum.
Bir yazarı mutlu edebilecek tek şey, sanıyorum ki yazılarının okunması ve okuyucularından olumlu veya olumsuz cevap mesajları almasıdır. Uzun yazılarımı sabırla okuyan ve yazdıklarımı hemen hemen her hafta benimle sözlü paylaşanlar yanında, çokça da yazılı mesajlar alıyorum. Bu konuda tüm okuyucularıma sonsuz teşekkürlerimi sunarken, bana bu şansı veren Halk Gazetesi sahipleri ve genel yayın yönetmenlerine de şükranlarımı sunuyorum.
Bu gün bana yazılı mesaj gönderen değerli okuyucularımın düşüncelerini sizlerle de paylaşmak istiyorum. İşte son dönemde yazılarıma gelen cevap mesajlarından bazıları;
1-HAYAT GAZETESİNDE Kİ RÖPORTAJ: Sadi Ağabeyciğim, röportajını keyifle okudum, tespitlerinin biri hariç hepsine katılıyorum, katılmadığım ise "siyaset Samsun'da işlerini yürütemiyor ki Samsunspor'u ayağa kaldırsın" sözün. Zira siyaset Samsun'da işlerini öyle güzel yürütüyor ki aklın durur. Mesela …..’nın babasının önlenemez müteahhitlik işlerini mercek altına almak lazım. …… gibi vekillerimiz siyaset yoluyla ticari işlerini öyle güzel yürütüyorlar ki, takdir etmek gerekiyor. Şaka bir yana tespitlerine sonuna kadar katılıyorum. Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. N. H2-SUNUŞ-SAMSUN ADINA GÜZEL ŞEYLER YAZALIM AMA
NASIL?
Sevgili Ağabey, Samsun'un içinde bulunduğu dram bundan daha güzel anlatılamazdı; ağzına, kalemine sağlık. Tek başına verdiğin bu mücadelende Allah yardımcın olsun. M. C
3-SUNUŞ-SAMSUNLU, BU YANILTMALARA NE ZAMAN DUR
DİYECEK?
Yazınızı okuduğumda aramızdaki empatinin nereden kaynaklandığını bir kez daha tespit ettim. Samsun adına gerçekten haklı tespitlerde bulunmuşsunuz, kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Ama sakın sizi de Ergenekoncu diye yaftalamasınlar. Gerçi biz hepimiz Ergenekon'uz ama günümüzde ki siyasi iradenin zihniyeti yaftalamada Hitlerin Nazi Partisini solladı. Sevgi ve saygılarımla... L. K
4-SUNUŞ–30 AĞUSTOS ZAFERİNİN DE RUHUNU
KAYBETMEYE BAŞLADIK.
Sadi Ağabey,
Yazını dikkatle okudum. Devlet, bayram kutlamalarını da ilgi ve sahiplik alanına giren diğer konulara benzeteli çok oluyor. Burada devlet derken devleti kendi vatandaşına zulüm müessesesi haline getiren bürokratik oligarşiyi kastediyorum. Kutlama alanlarında ( esasen her yerde ) devletten maaş alanların birinci sınıf, devletten maaş alanlara kaynak yaratanların ikinci sınıf insan muamelesi görmesi katılım sorununda benim önemli gördüğüm sebeplerden. Kimse yanına eşini, çocuğunu alıp ailece türlü saçma kısıtlamalara, kaba ikazlara, hakaretamiz muamelelere tabi tutulacağı bir alana gitmez. Senin de değindiğin gibi törenlerde resmi plakalı araçlardan inecek 'büyük ve mühim' insanlara VIP uygulaması yapılırken, bırak sade vatandaşı, valilik tarafından resmen davet edilen katılımcılar bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekte. Bir siyasi partinin İl Başkanlığını yaptığım dönemde temsil zorunluluğum gereği ve Cumhuriyetimize olan bağlılığımın mutluluğuyla törenlere katılırken; ezbere bildiğim ve istismar edilerek bugün ülkemizin yaşadığı sıkıntılara zemin oluşturan bu görüntüleri yaşamak zorunda kalmaktan büyük sıkıntı duyardım.
Bürokrasi vatandaşı kendi devletinden nefret ettirmek üzere görevlendirilmişçesine çalışıyor, meyvelerini yabancı ajanlar, bunlara bağlı çalışan tarikatlar, cemaatler, Türk’lük, Atatürk ve Cumhuriyetin temel değerlerinin düşmanları yiyor. Saygılarımla. E. D
5-SUNUŞ- DAHA ÇOK DEMOKRASİ ADINA
KURALLISIZLIK MI İSTENİYOR?
Kaleminize, düşüncelerinize, ağzınıza sağlık Sadi Ağabeycim. Bu son günlerde düşüncelerimi bu kadar güzel anlatan bir yazı daha okumadım inanın. Dediğiniz gibi gün kenarda oturup tuh tuh çekme günü değil, elimizi hepimizin taşın altına sokma günüdür. Herkesin yaptığı işle orantılı olarak yapabileceği bir şeyler illaki vardır. Bu yazdıklarınızı her gün öğrenci ve velilerime anlatmaktan ses tellerim bozuldu. Ancak siz geniş kitlelere ulaşma şansına sahipsiniz. Onun için kaleminiz hiç durmasın, sağlığınız hiç bozulmasın diye duacıyım inanın. Lütfen yazmaya devam edin. Edin ki ülkenin iyi günlere kavuşma ihtimalini çocuklarımıza yüklemeyip bizler sağlayabilelim.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın, sizi çok seviyorum Y. S
6- SUNUŞ – SAMSUN GÜNDEMİNDEN ÇEŞİTLEMELER
Değerli Sadi Ağabey,
Yazılarınızı dikkatle takip ediyorum. Gerçekten Samsun’un yaralarına parmak basıyorsunuz. Samsun’da işlerin iyi gitmemesi ülkenin genel durumuyla paralellik gösteriyor. Aksi olsa şaşırmak lazım. Bu haftaki yazınızla ilgili olarak Gazi Müzesi hangi gerekçeyle onarıma alındı? Yaklaşık 4 ay onarımda kalmasına yönelik ödenek ve zaman planlamasının geçen yıldan yapılması gerekirdi.
19 Mayıs İlçesinde yapılan eserler için Yılmaz Bey’e sonsuz teşekkürler. İnşallah başkanlığa devam eder.
Samsunspor’a gelince maalesef siyasete kurban gidiyor. 1000 altın adam projesinin altyapısı ve projenin önümüzdeki yılları da kapsayacak planlaması var mı? Yoksa bu proje hayal mahsulü mü?
Büyük Samsun Oteli’nin durumunun biran önce açıklığa kavuşması lazım. Ama önümüzde yerel seçim var, en azından 1 sene daha kimse elini dokunmaz
Eski otogarın yerine alış veriş merkezi ve 5 yıldızlı otel yapacaklardı. İhaleyi alan firma Türkiye’nin durumunu görüp vaz mı geçti?
Değerli büyüğüm, benim gözümle Samsun İstanbul’dan böyle görünüyor. Türkiye’nin durumu ise malum. Ergenekon’la yatıp kalkıyoruz.
Samsunlu tüm dostlara selam. Ailece sevgi ve saygılarımızı sunarız. R. V
7-SUNUŞ- DÜNYA DEV EKONOMİK KRİZLE BOĞUŞUYOR.
YA TÜRKİYE?
Sana her zaman çok ihtiyacımız var, aslında bu şehrin sana çok ihtiyacı var.
Bu arada senin tüm yazılarını okuyan bir okurun olarak problem yazılarınızın uzunluğunda değil, sadece zaman zaman hayatın ve yaşamın güzel taraflarını da dile getirmekte çok cimri davranmanız.
Seni her zaman çok, ama çok seven kardeşin C. Z
Evet, sevgili okuyucularım. Bu mesajlar gerçekten bana güç veriyor. Bu kentte doğdum, orta eğitimimi bu kentte aldım. Dört yıl üniversite eğitimi, iki yılda askerlik nedeniyle Samsun dışında geçen süreyi düşersek, 63 yılın 57 yılında bu kenti soludum.
Meslek yaşamıma başladığım 1970 yılından bu yana geçen 40 yılda ise, yetişkin bir insan olarak Samsun’un her türlü sorununu, değişimini, gelişmesini ve zaman içersinde neleri kaybettiğini birebir yaşadım.
Samsun’un bu günkü sorunları yaşamasında bu kentin insanı olarak kendimi de sorumlu tutuyorum. Bizden önceki kuşak kolayı seçmiş ve sıkışınca Samsun’u terk etmiş. Büyük kentlere giderek önemli yerlere gelmiş ve ekonomik güç kazanmış Samsunluların büyük bir kısmı Samsun’la bağını kopartmış. Geriye dönüp, doğduğu kentte neler oluyor diye bakmamış. Gittiği kentte ulaştığı noktaya Samsun’da kazandığı maddi ve manevi değerler sayesinde geldiğini düşünerek, kazanımlarının bir kısmını olsun bu kente yatırmamıştır.
Sonuçta doğan boşluğu bu kente dışardan gelenler doldurmuştur. Üzülerek söylemek gerekirse, bu süreçte Samsunumuzu yönetenlerinde dışardan gelenlerle Samsunluyu kaynaştırma becerisini gösterememesi sonucu, Samsun sorunlar yumağı haline gelmiştir.
Nereden gelirse gelsin bu kentte kazanan, bu kentte yaşamını sürdüren herkesin yaşadığı bu kente karşı bir sorumluluğu olması gerektiğine inanıyorum.
İşte bu nedenle, gücümün, aklımın yettiğince bu kentin bana verdiklerinin karşılığını verme çabasındayım. Birikimlerini Samsunlularla paylaşmak ve kentimiz adına yapılan doğrulara sahip çıkarken, yanlışlara da karşı durmaya çalışıyorum.
Ne yazık ki, konuşması gerekenlerin sustuğu bir kente yaşıyoruz. Belki de bundan dolayı zaman zaman bazılarına göre çizmeyi aştığım da oluyor. Bu kente hiçbir şey vermeden sadece kendi çıkarına çalışanların bu söylemlerimden rahatsız olduğunun da farkındayım. Bu açıdan bakınca yukarıda ki okuyucu mesajları daha da bir önem kazanıyor.
Çocuklarımıza daha iyi bir Samsun bırakma çabasının, bizim kuşağın öncelikli görevi olduğu inancımı yineleyerek, iyi haftalar diliyorum. 19 Ekim 2008
SADİ SUBAŞI