Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

CHP'nin Siyasi İntiharı ve Özüne İhaneti.

CHP’NİN SİYASİ İNTİHARI VE ÖZÜNE İHANETİ.

CHP’nin kimliği ve yüklendiği sorumluluk nedir diye sorulacak soruya verilecek cevap, CHP’NİN Atatürk’ün kurduğu parti, daha açıkçası Atatürk’ün partisi olduğudur.
1. Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı’nın toprakları işgal edilerek, Türkleri Anadolu’nun ortasında dar bir alanda esaret altına alınmasına Büyük Önder Mustafa Kemal isyan bayrağını açar. Tüm umutlarını yitirmiş bir toplumu aşıladığı inanç ve direnme gücü ile arkasına alarak başlattığı inanılmaz Kurtuluş Mücadelesi ile Anadolu’yu düşmandan temizler. Bu büyük bir askeri başarıya imza atan Mustafa Kemal hemen ardından Laik, çağdaş Hukuk düzeni üzerine yapılandırdığı Türkiye Cumhuriyetini yaşama geçirerek, askeri başarısını siyasi başarı ile de taçlandırır. İşte CHP, bu siyasi yapılanmanın ürünü ve genç Türkiye Cumhuriyet’in ilk siyasi partisi olma onurunu taşır.
ATATÜRK’ÜN CHP’si, aynı zamanda çağdaş demokrasilerin gereği olan çok partili siyasetin yolunu da açan partidir.
Bu CHP, yüzünü çağdaş dünyaya dönmüş, dini inançlarını yerine getirebilmenin ilk şartı olarak laiklik ilkesini benimsemiş ve bunu olmazsa olmazı kabul etmiş bir siyasi partidir.
Ne yazık ki, CHP çağdaş bir ulus olabilmenin gereği olan bu ilke ve inancı nedeniyle, yıllardır dini acımasızca siyasete alet eden siyasetçiler yüzünden, bugüne kadar hep kendini anlatamama sorununu yaşamıştır.
Ama yakın zamana kadar rejimin garantisi olan bu ilke ve inancından ödün vermeyenler tarafından yönetilen CHP, üzülerek söylemek gerekirse bugün, koltuklarını korumak uğruna her şeyi göze alan bir yönetim tarafından yönetilmektedir.
Bu yönetim, akıl almaz söylemlerini çok hassas ve rejim adına endişelerin yaşandığı bir dönemde, hala CHP’İ çağdaş kalabilmenin umudu ve can simidi olarak görenlere ihanet edecek seviyeye vardırmıştır..
CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın koltuk ihtirası uğruna, partinin ilkelerini hiçe sayarak ve çarşaflı hanımlara rozet takarak başlattığı akıl almaz uygulama, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına getirilen Sefa Sirmen tarafından bir adım daha öteye taşınarak, “her sokağa bir Kuran Kursu açma” söylemine kadar vardırılmıştır.
Yazılarımı takip eden değerli okuyucularımın hatırlayacağı gibi, zaman zaman altını önemle çizdiğim bir tespitim vardır. O da, bu ülkenin yönetiminde bugüne kadar söz sahibi olanların yaptığı en büyük yanlışın, insanlarımıza dinini kendi dillerinden öğrenebilme olanağını sağlamaktan kaçınmış olmalarıdır.
İnançlı ve dinimizin gereklerini yerine getirdiğine inanan bir insan olarak, ülkeyi yönetenlerin toplumu Arapça’nın esiri olmaktan kurtararak Kuran’ın içeriğini ve neleri anlattığını öğretmenin çabasında olmamalarına hep isyan etmişimdir.
Dünyanın hiçbir ülkesi, halkını dinini öğrenmek için bir başka lisanı öğrenmek zorunda bırakmamıştır. Bunun bir tek nedeni vardır, o da toplumu dinini öğrenmekten mahrum bırakarak onları kendi siyasi çıkarları için yönlendirmektir. Yıllardır sürdürülen bu siyasi istismarın faturası çok ağır olmuştur.
Bugün gelinen nokta ortadadır. Bu ülke çağdaş dünyadan hızla uzaklaşarak ümmet esasına dayalı bir şeriat düzenine kayarsa, bunun sorumlusu bu ülkeyi bugüne kadar dini siyasete alet ederek idare etme alışkanlığından kurtulamayan siyasetçiler olacaktır.
Üzülerek söylemek gerekirse, CHP’de son dönemlerde kuruluş ve var oluş ilkelerine ihanet ederek sürdürdüğü aymaz politikalarla bu ağır vebale ortak olmuştur. Bu ülkenin Laik ve Çağdaş bir yapı içersinde kalmasından yana olan insanların umutlarını yok eden bu yönetimin, CHP’NİN başında kalmayı sürdürmesi bu ülke adına çok büyük şanssızlıktır.
Geçtiğimiz hafta bir TV kanalında söyleşi programında Deniz Som’un, Sefa Sirmen’e söyledikleri CHP’NİN içine düştüğü çıkmazı çok güzel anlatıyordu. Deniz Som Sayın Sirmen’e, “ Bu işi çok daha iyi beceren ve yıllardır bu inançla adım adım amaçlarına ulaşmaya çalışan asılları varken, bu anlayışta ki insanlar neden size oy versinler ki”, Diyordu. Devamında da, “sonuç sizin için hüsran olacak, ama siz öyle bir yol açıyorsunuz ki”, açtığınız bu yolu konunun asıl sahipleri en iyi şekilde kullanacaklardır.
İşin özeti de CHP’NİN girdiği bu yanlış yoldur.
Üzülerek söylemek gerekirse, karşımızda kendi siyasi görüşünden insanlara güvenini yitirmiş, çıkışı kendi siyasi kültüründen olmayan insanlara şans vererek arayan bir CHP vardır.
Artık, kurucusu olan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine dahi ihanet eden, O’NUN kemiklerini sızlatacak çarşaf politikaları izleyen bir CHP vardır.
Bu politikalar, laik ve çağdaş CHP ilkelerine bağlı adayları da seçmen karşısında zora sokmuştur.
En büyük üzüntüm en az benim kadar laik ve çağdaş demokrasiden yana olan tavırlarını bildiğim çok sayıda ki milletvekili (Sayın Prof. Dr. Haluk Koç hariç) ve yerel teşkilat yöneticilerinin de suskunluğa gömülmesidir. Hatta bazılarının, biat felsefesi ile kendilerine gerekçeler yaratarak savunma yapma çabası, insana pes dedirtiyor. Meğer bu koltuklar ne kadar önemliymiş! Yazıklar olsun.
Son yıllarda önemli sayıda seçmenini kaybeden CHP’ ni ayakta tutan seçmenin, rejim endişesi yaşayarak oy veren gerçek aydınlar olduğu gözden kaçırılmaktadır.
Son söylemlerden sonra verilen tepkiler, bu seçimlerde bu seçmen desteğinin de kaybedileceğini göstermektedir.
Bu yapısı ve çarpık uygulamaları ile CHP’nin önümüzde ki yerel seçimlerde de laik ve çağdaş bir Türkiye’den yana olanları bir kez daha hayal kırıklığına uğratacağı kaçınılmaz gözüküyor.
Umarım bu yerel seçim sonuçları, Sayın Baykal ve ekibine artık nokta koymanın zamanın geldiğini hatırlatacak bir yarar sağlar.
Yazımın sonunda bir konuda sizlere bugünden bir düşüncemi açıklamak istiyorum. Bu yerel seçim sonuçları ülkemiz açısından olduğu gibi Samsun açısından da çok büyük önem taşımaktadır. O nedenle, seçim sonrası sizlerle de paylaşacağım ilk köşe yazım, seçilecek Büyükşehir Belediye Başkanı’na hitaben yazılmış bir
“AÇIK MEKTUP” olacaktır.
Güzel ve sağlıklı günler dileğiyle.. 08 Şubat 2009
NOT: Bu ve önceki tüm yazılarımı, www. halkgazetesi. com. tr ve
www. denizeczaneoptik. com sayfalarından takip edebilirsiniz.
SADİ SUBAŞI