SİYASETTE MUHALEFETİN ÖNEMİ VE SAMSUN’DA
MUHALEFET PARTİLERİNİN ANLAŞILMAZ SUSKUNLUĞU.
Geçen haftaki köşe yazımda günümüzün çağdaş demokrasilerine değinerek, ülke yönetimlerinde Yasama-Yürütme-Yargı’dan sonra basın ve sivil toplum kuruluşlarının büyük önem kazandığını belirtmiştim. Basının baskı gurubu olarak dördüncü güç haline geldiğini vurgularken, sivil toplum kuruluşlarının da toplumun çıkarlarını savunma ve sorunlarını gündeme taşıma alanında, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazları arasında ki yerini aldığını yazmıştım.
Ancak bunların hepsi bir yana, demokratik sistemlerin birincil kuruluşları siyasi partilerdir. Toplumların tercihleri doğrultusunda en yüksek oyu alarak ülkeyi yönetme görevini üstlenen iktidar partileri ne kadar önemliyse, halkın muhalefet görevi verdiği siyasi partiler de bir o kadar önemlidir. Muhalefet partilerinin olmadığı veya muhalefet partilerinin en az iktidar partileri kadar etkin olamadığı ülkelerde demokrasinin iyi işlediğini söylemeye olanak yoktur.
İktidarı elinde bulunduran tek parti veya koalisyon hükümetlerinin denetimini yapacak olanlarda muhalefet partileridir. Muhalefet partilerinin bu denetim görevlerinde gösterecekleri başarı, onlara bir sonraki seçimlerde de alternatif olmanın yolunu açar.
Tabii muhalefet partilerinin alternatif haline gelebilmesi için, bu denetim görevi yanında belki çok daha gerekli olan şey, eleştirdiği iktidarların politikalarına karşı iktidara geldiklerinde hangi politikaları uygulayacağını somut projelerle topluma anlatmalarıdır.
İşte ülkemizde ki siyasi tıkanıklığın ve gerçek anlamda demokratik kuralların işletilememesinin altında yatan en önemli neden, iktidar partilerinin ellerine geçirdikleri yönetim gücünü sınır tanımaz anlamda kullanma alışkanlıkları yanında, muhalefet partilerinin de tek görevlerinin iktidarların her uygulamasına karşı çıkmak ve onları eleştirmek olarak algılamalarından geçmektedir.
İki dönemdir tek başına iktidarı elinde tutan AKP’nin uyguladığı politikalara karşı çıkan ve çoğunda da haklı nedenlere dayalı olarak şiddetli eleştiriler yapan başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere, 3. parti konumunda ki MHP’nin ve diğerlerinin alternatif projelerini duyanınız var mı? Ne yazık ki bu, bugünün sorunu da değildir. Son yıllarda siyasi partilerde ki bu yozlaşmış siyaset anlayışı seçimlerde iktidarların işini kolaylaştırmaktadır. Seçimlerde ortaya çıkan iktidar değişiklikleri de çoğu kez muhalefetin alternatif haline gelmesinden değil, iktidarların yaptıkları hatalarla toplumu bıktırmasının sonucunda olmaktadır.
Toplum bu değişim kararını verirken de karşısında ciddi alternatif göremediğinden, tercihini “Bir de ötekini deneyelim” mantığı ile yapmaktadır. Tabii bu değişiklik süreci iktidarların toplumun dayanma gücünü tüketecek noktaya gelmesine bağlı olarak uzayabilmektedir. Bunun en güzel örneği bugün ülkemiz de yaşanmaktadır. İnsanların inançları nedeniyle kamplaştırılarak birbirine düşman edildiği, uygulanan ekonomik modelin tutmadığı, siyasi erkin koruması altında yapılan soygun ve garip zenginleşmelerin gündemden düşmediği bir dönemi yaşıyoruz.
Çok sayıda bilim adamı, asker, gazeteci ve işadamının adi suçlularla birlikte sürdürülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklandığı ve hemen herkesin özel yaşamına kadar giren bir dinleme korkusunun yaşandığı ortamda dahi, iktidar partisi hala birinci parti konumunu koruyorsa, bunun tek nedeni inandırıcı ve ciddi projeleri olan bir alternatifinin olmaması değil midir?
Demokrasimizin en büyük ayıbı, siyasi partiler kanunun bir türlü yenilenmeyişinde yatmaktadır. Yıllardır ülkemizin yaşadığı siyasi aşınma ve inandırıcılığını kaybetme sürecinin en büyük sorumlusu ise, partilerin başına geçip yıllarca süren başarısızlıklara rağmen bir türlü bu koltukları boşaltmayanlar ile yerlerini bırakacakları siyasi kadroları hazırlamayan, hatta onları daha adaylıkları aşamasında yok eden lider sultası değil midir?
Üzülerek söylemek gerekirse, bu çarpık demokrasi anlayışı ve uygulaması sürdüğü sürece, üzülen ve her geçen gün yoksullaşan, bu sistemden yararlanan mutlu azınlığın karşısında ki çoğunluğu teşkil eden halkımız olacaktır.
SİYASİ PARTİLERİN SAMSUN YERELİNDE Kİ DURUMU.
Türkiye’de ki siyasi yapının Samsun’da ki yansıması biraz daha farklıdır. Samsun’un sahip olduğu potansiyelle uyuşan bir siyasi güce sahip olmadığı konusunu her ortamda gündeme getiriyorum. Bu sadece bugünün sorunu da değildir. Samsun hemen her dönem iktidar olan partilere en fazla oy ve en çok milletvekili veren illerden birisi olmasına rağmen, son 30 yılda hızla gerileyerek geçmişte bizim çok altımızda yer alan illerin da altına düşmüştür. Bunun tüm sorumluluğu, iktidar partileri adına TBMM’ne gönderdiğimiz milletvekillerimizindir. Onlar bu kenti taşıyamamışlardır.
Samsun Türkiye’nin sanayi devrimine ayak uyduramadıysa onların vabali büyüktür. Çünkü o dönemlerde yatırımlara Devlet öncülük etmekte ve Devlet Planlama Teşkilatı bu yatırımları planlamaktadır. O dönemlerde çok sayıda il siyasi gücünü çok iyi kullanıp hükümetlerin yatırım planlamalarını kendi kentlerine kaydırmayı başarırken, Samsun bu konuda sınıfta kalmıştır.
Üzülerek söylemek gerekirse geçmişte yaşanan olumsuzluklar günümüzde de başka boyutları ile sürmektedir. Özel yatırımların hız kazandığı dönemde de Samsun yeterli lobi desteğini oluşturamadığı için, bu pastadan da hak ettiği payı alamamıştır.
Son dönemlerde ise, Samsun’un önünü açacak ve bir nebze olsun nefes aldıracak, aynı zamanda da bir umut kapısı olacak, “TEŞVİK YASASI” şanssızlığı yaşanmıştır. Sonuçta Samsun Teşvik kapsamı dışına itilen bölgenin tek ili olmuştur.
Bu örnekleri daha da artırabiliriz. Ne var ki, bu olumsuzlukların faturasını sadece iktidar partisi milletvekillerine çıkartmak da haksızlık olacaktır. İktidar milletvekillerinin aldıkları sorumluluğun karşılığını veremedikleri yerde, muhalefet vekilleri ne yapmıştır? Samsun’da muhalefet partilerinin varlığından bahsetmeye dahi imkân yoktur. Onları Samsun’un uğradığı haksızlıklar karşısında bir tavır sergilerken göreniniz var mı?
Siyasi partilerin yerel teşkilatları adeta sessizliğe gömülmüş durumda. Bu sessizlik sadece teşkilatlarla da sınırlı değil. Milletvekillerinin de varlığı ile yokluğu aynı. Samsun’un herhangi bir sorununun çözümü için muhalefeti bir çaba içinde görüyor musunuz? Sanki bu kent adına seçilmemişler ve seçimlerde bu kentte ki seçmenlere vaatler de bulunanlar onlar değil. Nasıl bir siyaset anlayışıdır bu? Anlamak mümkün değil.
Mesela, son günlerin en çok tartışılan ve konuşulan konusu “Raylı Sistem” için ne düşünüyorlar? Bu konu onları hiç mi ilgilendirmiyor? Muhalefette dahi bu gibi sorunlara ilgi duymayan bir parti seçmeninden nasıl oy ister? Bu partilerin Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyeleri hangi amaçla bu görevlere getirilmiştir? Muhalefet partilerinin il ve ilçe teşkilatlarının bu kentte olup bitenlerle ilgili söyleyebilecekleri tek sözleri yok mudur?
Siyasi partiler adına üzüntü veren gerçek tablo, siyaset yapmak için kurulan siyasi partilerin görevlerinin Samsun’da sivil toplum kuruluşları tarafından yapılır hale gelmiş olmasıdır.
Sanıyorum o nedenledir ki, Samsun siyasi erkini yitirmiştir dendiğinde kimseden itiraz gelmemektedir. Demokrasimiz adına ne kadar acı ise, Samsun’un geleceği açısından da bir o kadar düşündürücü olsa gerek.
Yazık, hem de çok yazık. Geleceğe umutla bakmamızı engelleyen bu siyasi anlayışı ısrarla sürdüren siyasetçilere de yazıklar olsun.
İyi haftalar.. 24 Mayıs 2009
SADİ SUBAŞI
.