Köşe Yazılarında
DÜNDEN BUGÜNE SAMSUN

Yanlışları Söylemek ve Uyarmak Nasıl Suç Olabilir

YANLIŞI SÖYLEMEK VE UYARMAK NASIL SUÇ OLABİLİR?
Öyle bir kentte yaşıyoruz ki neyin doğru neyin yanlış olduğu anlaşılamaz hale geldi. Bunun temelinde yatan asıl neden, Samsun’da kentlilik bilincinin ve konuşma kültürünün bir türlü gelişememesidir. Durum böyle olunca da, sayısı zaten az olan konuşan, kentin sorunlarına duyarlılık gösteren insanlara kolaylıkla, “BUNLAR HER ŞEYE KARŞI ÇIKARLAR” damgası vurulabiliyor.
Bu insanlar Samsun’a kötülük yapabilir mi? Bu insanlar bu kenti bu suçlamaları yapanlardan daha mı az seviyorlar? Bu nasıl anlayış tarzı ve nasıl bir yönetim anlayışıdır?
Bu gün olanları daha iyi anlayabilmek için, Samsun’un geçmişini iyi bilmek ve olanları hatırlamak gerekir.
Türkiye’nin en güzel kentlerinden birisi olan Samsun yıllardır sürekli kan kaybediyor. Nedeni ise, geçmişinde ki siyasi ve yönetim yanlışlarına dur denememiş olmasıdır. Sanki bu kent, 25–30 yıl önce Türkiye’nin en önde gelen ilk beş altı kentinden birisi değildi? Sanki bu kent, durup dururken Türkiye sıralamasında otuzbeşinci sıralara yuvarlandı?
Geniş yeşil alanları ve bahçeli düzende yapılmış evleri ile bölgenin en güzel kenti konumunda ki Samsun’u rant uğruna yağmalatanlar, o dönemin kent yönetimleri değil midir? Gençlik yıllarımın geçtiği o güzelim Çiftlik Caddesini genişleterek bulvar haline getirmek yerine, çağ dışı yönetim ve çıkarcı bir anlayışla bitişik nizam dokuzar katlı binalara mahkûm edenlerin yarattıkları çirkinliği bugün gidermeye imkân var mı?
Bir tarafı Asri Mezarlığa çıkan Mevlana Caddesine, diğer tarafı Lise Caddesine dayanan İstiklal Caddesinin üst tarafında kalan devasa yeşil alanı ( Kefeli Sami Çiftliği), gözünü para hırsı sarmış, çağdaşlıktan nasibini almamış müteahhitlere altın tepsi ile sunanlar, bu kenti yönetenler ve o yerlerin sahipleri olan Samsunlular değil miydi? Bu öylesine bir katliamdır ki, yemyeşil çimleri üzerinde her gün binlerce çocuğun top oynayarak büyüdüğü bu alan, beton yığınına çevrilirken çocuklara 50 metrekare oyun alanı bırakılmamış, on araçlık dahi otopark yeri ayrılmamıştır.
Sonuçta, Samsun bugün genişletme şansı kalmamış ve sokak sayılacak hale gelmiş caddeleri ile çözümsüz bir trafik açmazına düşürülmüştür. Yine o dönemler de, inşaat sahiplerine getirilen otopark yapma zorunluluğunun, Belediye tarafından “otoparkları biz yapacağız” denerek askıya alınması ve toplanan paraların da amaç dışı harcanması sonucu, Samsun’da otopark yapılacak boş alan dahi kalmamıştır.
Tüm bunların en büyük sorumlusu, o dönemin kent yönetimleri, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyeleri ile çağdışı anlayışa ve yasadışı uygulamalara göz yuman dönem valileri değil midir?
Samsun sonra ki yıllarda üniversitelerde kötü kentleşme örneği gösterilecek kadar talan edilirken, Samsun’un o dönemine susarak tanıklık eden Samsun’un işadamları, düşünürleri ve kanaat önderleri de en az yöneticiler kadar suçlu değil midir?
İşte bu nedenlerle, ben ve benim gibi düşünenler bugün suskun kalarak benzeri yanlışlara tanık olmak istemiyoruz.
Çağdaş belediyecilik anlayışı da, duyarlı insanların uyarılarına tepki koymak yerine, kendi tavırlarını bir kez daha gözden geçirmeyi gerektirir diye düşünüyorum. Hatta bu medeni cesareti göstererek kentlilik bilincinin gereğini yerine getiren bu insanlara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür edilmelidir.
Oysa bakıyorsunuz, aradan 25–30 yıl geçmiş, yönetimsel anlamda değişen bir şey yok. Belki günümüzde değişen tek şey, o gün olmayan sivil toplum kuruluşlarının ve sayısı az da olsa kentlilik bilinci ile yanlışa direnen ve uyarı görevi yapan insanların varlığıdır.
Ne yazık ki değişmeyen ve yönetimleri yanlışa iten şey, “EN İYİSİNİ BEN BİLİRİM VE BEN BİLDİĞİMİ YAPARIM” tarzındaki uzlaşmaz ve de paylaşmayı sevmeyen dayatmacı yönetim anlayışıdır. Bu anlayış tarzı sürdüğü içindir ki, yanlışlar devam etmekte, buna rağmen her uygulamanın şartsız desteklenmesi ve alkışlanması istenmektedir.
Bu tavır yerine, karşı görüşleri dinlemek ve değerlendirmek çok zor bir iş midir?
Ne var ki, artık devir o devir değildir. Bugün Samsun’da yeterli düzeyde olmasa dahi, yapılan güzel şeylere destek veren, ama göz göre göre yapılan yanlışlara da en azından ortak olmak istemediği için sessiz kalmayan bir karşı duruş vardır.
Samsunlunun kentlerini yönetmek üzere görev verdiği yöneticiler bu anlayışı inatla sürdürdükleri için yanlışların sayısı da çoğalmaya başlamıştır. Geçen hafta içersinde bir köşe yazarı, yargıya taşınan ve sayıları her geçen gün artan bu yanlış uygulamaları köşesinde bir bir sıralamıştır.
Bir kent yönetiminin uygulamaya koyduğu çok önemli projelerinin sık sık yargıya taşınması normal midir? Sizce bu işte bir yanlışlık yok mu? Yargı kararlarının bir kısmının da, kamu yararına olmadığı gerekçesi ile yürütmenin durdurulması veya tümden iptal edilmesi ile sonuçlanmış olması, düşündürücü değil midir?
İnanıyorum ki, kent yönetimlerinin kentimizi halk adına sorumluluk üstlenmiş olan kent dinamikleri ile paylaşarak ve uzlaşarak çağdaş bir yönetim anlayışı ile yönetmeyi benimsemesi, bu tartışmaları ortadan kaldıracaktır. Neden yapılmaz, o da anlaşılır gibi değildir.
Eğer, bugün Samsun gündeminin en önemli projesi “Raylı Sistem” ile ilgili olarak Mimarlar Odası Samsun Şubesi’nin ciddi endişeleri varsa ve bunu da bir raporla yetkililere sunarak tartışmaya açıyorsa, bu kentte yaşayanların bunların açıklığa kavuşturulmasını beklemek en doğal haklarıdır diye düşünüyorum.
Bu köşeden bir kez daha bu kentin yönetiminden sorumlu olan tüm birimlere bir çağrı yapıyorum.
Sayın yerel yöneticilerimiz, lütfen dayatmalardan vazgeçerek karşı görüş ve önerileri de dikkate alınız.
Siyasi sorumluluk üstlenmiş İl Genel Meclisi ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Değerli Üyeleri, lütfen kentimizde ki gelişmelere olan suskunluğunuzu bozunuz.
Başta iktidar partisi olmak üzere siyasi partilerin il yöneticileri, kentimizin böylesine önemli sorunlarında söyleyecek hiç bir sözünüz yok mu? Tavrınız nedir? Lütfen açıklayınız.
Zaman zaman basına yansıyan haberlerden, Atatürk Kültür Merkezi, Yaşar Doğu Spor Salonu ve Büyük Otel’in kaldırılarak, bu bölgenin yeniden planlanmasının düşünüldüğünü biliyoruz. Bu kente yeni bir şey kazandırmanın da ne kadar zor olduğunu ve AKM’NİN on sekiz yıllık bir uğraşıdan sonra açılabildiğini en yakından bilenlerden birisiyim. Eğer Raylı Sistem’in güzergâhı değiştirilirken bu düşünce öne çıkmışsa, bu Samsun’a yapılacak en büyük kötülüktür. Samsun için olmazsa olmaz bu yapıların yenileri yapılmadan, bunların gözden çıkartılmasına Samsunluların göz yummayacağının bilinmesi gerekir.
Kentimizin en üst yöneticisi konumunda ki Sayın Valimiz, cevapsız kalan sorular ve kafaları karıştıran uygulamalar ile uzlaşma ve güven ortamından hızla uzaklaşılmakta olduğunu sizin de gördüğünüze inanıyorum. Lütfen, tavrınızı koyarak kamuoyunu aydınlatınız.
Yarınları daha güzel bir Samsun’da yaşamak ve gelecek kuşaklara daha sorunsuz bir kent bırakmaktan başka amacı olmayan Tüm Samsunluların, sizlerden bunları istemek ve beklemek en doğal haklarıdır.
Sorunların ve tartışmaların sona ereceği günler dileğiyle..

14 Haziran 2009
SADİ SUBAŞI