KAMUOYU AÇIKLAMASI
Geçtiğimiz hafta içersinde Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Genel Sekreteri Sayın Kenan ŞARA yaptığı bir basın toplantısında, “RAYLI SİSTEM” ile ilgili yapılan eleştirileri cevaplamıştır.
Konuşmasında, Raylı Sistem güzergâhı konusunda ki çekincelerini açıklayan başta Mimarlar Odası Samsun Şubesi Başkanlığı ve SAM-SEV olmak üzere, bazı sivil toplum kuruluşları ile birlikte adımı kullanmaksızın beni de amacını aşan bir üslupla eleştirmiştir. Devamında daha da ileri giderek bu kişi, kurum ve kuruluşları kendi ifadeleri ile “ ÇİZDİK” Demiştir. Bu açıklamanın “Biz’li” ifadelerle yapılmış olması ve bugüne kadar düzeltme gereğinin görülmemiş olması, durumu çok daha üzüntü verici hale getirmiş ve bu şanssız açıklamanın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Ziya Yılmaz tarafından da onaylandığını göstermiştir.
Bu şanssız tavrın sergilenmesi, aşağıdaki konuların tarafımdan açıklanmasını zorunlu kılmıştır.
Tam kırk yıldır bu kentin her türlü sosyal olayları içersinde olan ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunda görev alarak Samsun’un çok daha iyi konuma gelmesi yönünde çaba harcayan ve bu konuda ki olumlu tüm çalışmalara destek veren bir Samsun sevdalısı olduğumu sanıyorum. Bu kentin zarar göreceği işleri yapmanın aklımın ucundan geçmeyeceğini, bunu en azından bugüne kadar Samsun’un zarar göreceği her olayda kendimi nasıl ortaya attığımı bilen tüm Samsunlu hemşerilerimin onaylayacağına inanıyorum.
O nedenle üzülerek söylemek isterim ki,
Bu ifadeler, “SAMSUN’DA BİRLİKTELİK YOK” Şeklinde ki yakınmaların asıl sorumlularının, gerçekten de Samsun için çok önemli olan bu birlikteliğin öncüsü olması gerekenlerin, yani bu kenti yönetenlerin olduğunu en açık şekilde belgelemiştir.
Bu ifadeler, Samsun’u yöneten çok önemli konumda ki yöneticilerin halkın temsilcisi ve sözcüsü konumunda ki sivil toplum kuruluşlarını önemsemedikleri gibi, onlardan gelecek hiçbir uyarıya da açık olmadığının belgesidir.
Bu ifadeler, çağdaş demokrasilerin vaz geçilmez kuruluşları olarak tanımlanan sivil toplum kuruluşlarını rakip gibi gören anlayış, çağdaş kent yönetim anlayışına da uymamaktadır.
Sayın ŞARA, açıklamasının son bölümünde benimle arasında geçen bir konuşmadan söz ederek bazı söylediklerimi yanlış anlamalara olanak verecek şekilde yorumlamış ve “SAHİLİMİ İSTİYORUM KAMPANYASI” ile ilgili olarak da, bazı yanlış bilgiler aktarmıştır. Daha da üzücüsü, SAM-SEV PROJESİNİ kendilerinin SAM-SEV’E ve Başkanı konumunda ki bana, “Ağabey önümüze düş, bize öncülük et, bu proje sizin projeniz olsun” şeklinde lütfettiklerini beyan etmiştir.
Her hafta pazartesi günleri bir yerel gazetede yazdığım köşe yazılarımdan 15 Haziran günkü köşemi Raylı Sisteme ayırmış ve “YANLIŞLARI SÖYLEMEK VE UYARI NASIL SUÇ OLABİLİR?” başlıklı yazım ile kent yöneticilerini, Mimarlar Odası’nın çekincelerini ve onlara destek veren diğer sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini değerlendirmelerini istemiştim. Yine bu yazım da bilgim dışında olduğu için projenin teknik yönüne değinmeyeceğimi, ancak sistemin Samsun sosyal yaşamını ileride olumsuz etkileyebileceği yönleri ile ilgili endişelerimi yazmıştım.
Sayın Şara yazımın yayınlandığı 15 Haziran 2009 Pazartesi günü telefon ile arayarak yazımda ki görüşlerime katılmadığını söyledi. Ben de kendisine “projenin teknik yönlerine değinmediğimi, diğer konularda da yanlışım varsa, gelip bir çayımı içmesini ve bunları anlatmasını, eğer ikna olursam bir sonraki yazım da düzelteceğimi” belirterek kendisini davet ettim.
Buna rağmen Sayın Şara basın toplantısında aynen,” Teknik adam değilsen, bilmiyorsan niye eleştiriyorsun?” Diyerek, konuşmasını “Muhalefet yapmak bu kentin genlerinde var. Hiç doğru yapanların yanlarında olmuyorlar, hep eleştirip negatifin yanında oluyorlar. Herhalde bu prim yapıyor” şeklinde sürdürmüştür. Konuşma sonrası yazımı bir kez daha okudum. Bu yazımı nasıl böyle algılamışlar doğrusu şaşırdım.
İlk bölümde ki sahil projesini SAM-SEV’E kendilerinin verdiği söylemleri de gerçeklerle örtüşmemektedir. Bunun en canlı tanığı Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’dır. Sahil bandının halka açılması düşüncesi SAM-SEV’İN kurulduğu günden itibaren gündeme taşınmıştır. Bu konu da, 90’ lı yıllara ait ekteki yazılar da bunun tanığıdır. SAM-SEV’İN bu projesi bir önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Rahmetli Muzaffer Önder’e de sunulmuştur. Toplantının canlı tanığı, emekli olan o dönemin Genel Sekreter yardımcısı Sayın Arif Katar’dır. İstendiğinde bu kendisine de doğrulatılabilecektir.
Sayın Önder’e, “Sayın Başkan arkanızda çok büyük bir oy desteği var, gelin biz de kamuoyu desteği sağlayalım ve şu sahil bandında ki rayları asgariye indirerek Samsunluyu denizle buluşturalım” şeklinde ki önerimizi sunduk.
Rahmetli Önder bu görüşmemizde, o kendine has ve ihtiyatlı bürokrat kimliği ile görüşlerimize katılmamış ve “Siz Devleti tanımıyorsunuz, TCDD Devlet içinde devlet gibidir. Onlardan bir tek rayı kopartıp alamazsınız. Bu sandığınız gibi kolay değildir” Diyerek projemize sahip çıkmamıştı.
Sayın Yusuf Ziya Yılmaz Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildikten bir süre sonra aynı projeyi kendilerine anlattık. Siz bu projenin neresinde olacaksınız diye sorduğunda verdiğimiz ise verdiğimiz cevap; “Arkanıza 30–40 bin imza ile Samsunlunun ve kamuoyunun desteğini sağlayacağız dedik.
Konuyu hemen Samsunda ki sivil toplum kuruluşları ile paylaştık ve Gazi Müzesi altında bulunan toplantı salonunda bir toplantı düzenleyerek başta Valimiz Sayın Muammer Güler ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz olmak üzere kentimiz yöneticilerini ve sivil toplum kuruluşları başkanlarını davet ettik.
Projeyi anlattığımızda ilk imzayı atanlar Sayın Güler ve Sayın Yılmaz oldu. Çok kısa sürede 40.000 imza toplanarak Valimize ve Büyükşehir Belediye Başkanımıza sunuldu. Sayın Yılmaz büyük bir heyecanla kazmayı vurdu. Hemen her gün Sayın Yılmaz beni de alarak sahile gidiyor ve projeyi bizzat takip ediyordu. Sayın Valimiz Devletin bazı kurumlarının koyacakları engellerin önüne set çekiyordu. Hatta kendileri Samsun’dan ayrılırken verdiği beyanatta, “Samsunlular bana masum suçlar işletti” Diyerek verdiği desteğin ne kadar anlamlı olduğunu vurguluyordu.
Proje Sayın Yılmaz ve ekibinin inançlı ve bir o kadar da üstün çabası ile açıkçası bizim dahi beklemediğimiz güzellikte bir sahil kordonu yaratıldı. SAM-SEV, projenin her aşamasında arkasında durdu. Sürekli basınla paylaştı. Yerel basın gündeme taşıyarak destek verdi. Sivil toplum kuruluşları haklı olarak onlara ters gelen bazı mimari uygulamalara dahi en azından sessiz kalarak destek verdi.
Kısacası bu projeyi SAM-SEV’E kimse lütfetmemiştir. Proje SAM-SEV’İN geçmişten gelen bir özlemidir, ama projenin uygulanmasında ki kararlılık ve başarısı nedeniyle, Sayın Yusuf Ziya Yılmaz ve ekibi SAM-SEV tarafından her platformda öne çıkartılmış ve alkışlanmıştır.
Bu proje, bugün yakınılan ve darmadağın edilen sivil toplum kuruluşları ile kent yönetimi arasında ki uyum ve yardımlaşmanın sağlandığında nelerin yapılabileceğinin en güzel örneğidir.
Bu konuda ki tüm yazışmalar ve gazete kupürleri ekli dosya da sunulmuştur.
Ayrıca Sayın Şara’nın bana ilettiği Sevgi Gölü kıyısında ki balıkçı kulübelerinin kaldırılması konusunda istedikleri desteği vermeyerek, “korku” ifade eden cevap verdiğime ilişkin açıklamasını büyük bir şaşkınlıkla okudum. Beni tanıyan herkes bilir ki, SADİ SUBAŞI’NIN inandığı hiçbir dava da kitabında korku veya kaytarma yoktur. Bu iddia tamamen hayal ürünü ve çok haksız bir yakıştırmadır. Ama şu hiç bir zaman gözden uzak tutulmamalıdır ki, başkanlığını yaptığım dönemlerde dâhil olmak üzere SAM-SEV hiçbir zaman hiç kimseye tetikçilik yapmamıştır. Eğer bu beklenmişte, yapılmamışsa o apayrı bir konudur.
Bu kentin içinde bulunduğu sorunlarından çıkabilmesinin tek yolu karşılıklı anlayış, uyum, hoşgörü ve sivil toplum kuruluşlarına değer vermekten geçmektedir.
SAMSUN artık eski SAMSUN değildir. Samsun’da artık konuşan, proje üreten ve yanlışlara karşı ödünsüz direnen gerçek anlamda sivil toplum kuruluşları vardır. Bu kuruluşları içine sindirmek ve onları karşılarına almak yerine yanlarına almak bu kenti yönetenlerin kaçamayacakları bir görevdir.
Bu kentin birlikteliğini sağlamak öncelikle onların görevidir. Samsun’da ki uyumsuzluğun sürmesi halinde bunun sorumluluğu Samsun’u yönetmeye talip olanlara ait olacaktır.
Hiç de istemeden böyle bir tartışmanın tarafı haline getirilmenin üzüntüsü ile Samsun kamuoyundan özür diliyorum. Umuyorum bu uyumsuzluk bir an önce ortadan kaldırılır ve kazanan SAMSUN olur.
Bu konuda buradan bir kez daha sizlerin huzurunda Sayın Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’na bir çağrı yapıyorum. Daha fazla geç kalınmadan Samsun dinamikleri ile Samsun’u yönetenlerin bir araya getirilerek arada ki sorunları çözülüp daha güzel bir Samsun yaratmak üzere elele vermenin zemini hazırlanmalıdır.
Açıklamamı 21. Yüzyılın yükselen değer ifadesi şu deyim ile bitiriyorum.
“M. W. B. A Menagment Wandering By Around” Yani, “ Dolaşarak Yönetin, danışarak Yönetin, Ama dalaşmadan Yönetin.” 25 Haziran 2009
Ecz. SADİ SUBAŞI