Gazete Hayat’ın Sadi Subaşı ile yaptığı söyleşi
İNATLAŞMA KENTE ZARAR VERİYOR Bir süre önce Sam-sev Başkanlığı görevini noktalayan Ecz. Sadi Subaşı, Hayat Gazete’nin özel sorularını içtenlikle yanıtladı. Türkiye siyasetinde genel başkanlığa gelenlerin gitmediği gibi, kendinden sonra gelecek kadroları yetiştirmediğine de değinen Subaşı, teşvik haritasında Samsun’un yalnız kalmasını içine sindirenleri affetmek istemediğini belirtiyor. ---Yaşamınızı gözden geçirdiğinizde, bir yerden tekrar başlama şansını olsaydı, bugüne yine aynı Sadi Subaşı olarak mı gelmek isterdiniz? Samsun’da yaşayan bir vatandaş, bu kenti seven biri olarak, kentlilik adına bir şeyler yapabilmişsem, ne mutlu bana. Diğer yandan, hayatımın hiçbir döneminde, yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım. İnsani hatalarım olmuştur, ama pişmanlık duyacağım işler yapmamaya çalıştım. Çağdaş demokrasilerde sivil toplum örgütleri, çoğunluğun isteklerini yansıtan halk kuruluşlarıdır. Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının algılanış biçiminde yanlışlar olduğu gibi, bu kuruluşların yapısında da hatalar var. Her şeye rağmen sivil toplum örgütleri demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Yerel ve genel yöneticiler, sivil toplum örgütlerinin bilgi birikiminden, zorlandıkları konularda, itici güç olarak, yararlanabilirler. Oysa, Türkiye’de görüş paylaşımı, yetki bölüşümü olarak algılanıyor. Eleştiriye kimsenin tahammülü yok. Samsev olarak biz, Samsun adına konuşan bir kuruluş olduk. Bütün bunları değerlendirdiğimde görüyorum ki; tekrar hayata gelsem, yine böyle bir adam olurdum. İnsanların doğruyu söyleyince sıkıntı göreceğinden endişe ettiği dönemde, ben doğru bildiğimi söylemekten vazgeçmedim.---Köşe yazılarınızı topladığınız kitabınızı yayınlama fikri, nasıl ortaya çıktı? İlk eczanemi açtığım günlerde, odamızın yönetim kurulunda görev aldım. O günden bu yana sivil toplum hareketinin içinde yer aldım. Bu örgütlerde yer alan kişiler, tecrübelerini gelecek kuşaklara aktarmalı. 1970- 2009 arasında Samsun’da onlarca vali, belediye başkanı, devlet görevlisiyle yakın temas halinde çalışmalarımız oldu. Bu kentte bilgi birikimi en yüksek kişiler arasında yer aldığım kanaatindeyim. 10 yıldan bu yana köşe yazıları yayınlıyorum. Çok önemli bilgiler bende arşivlidir. Yazılarımı bir kitapta toplayarak, ilgi duyacağını düşündüğüm kişilere ulaştırdım. Bilgi birikimimden gelecek kuşaklar faydalansın diye, elim kalem tuttuğu sürece yazacağım.---Sivil toplum örgütlerinin içinde olmanıza rağmen, neden sizi siyasette görmedik? Siyasi partiler kanunu acilen değiştirilmeli. Siyasi bir grubun başına gelen kişiyi göndermenin imkanı yok. Gitmedikleri gibi kendinden sonra gelecek ve o partiyi yönetecek kadroyu da yetiştirmiyorlar. Dünyada bu böyle yapılmıyor. Sivil toplum kuruluşlarında görev aldığım sürece, siyasetten uzak kaldım. Sam-sev bu yapısı nedeniyle Samsun’un en büyük sivil toplum örgütü olmuştur. Ancak, kenti, ülkeyi seviyorsanız siyasetten fazla uzak kalamıyorsunuz. Bende siyasi bir partide yer aldım. Bir dönem mensubu olduğum partimin genel başkanının talimatıyla, hiç şansım olmadığı halde Büyükşehir belediye başkan adayı olarak seçime girmek durumunda kaldım. Parti görev verince, terbiyem gereği kabul ettim. Sonrasında ise, siyaset benden görev talep etmedi. Siyasette dik durmak, kararlı olmak, doğruluk pek istenen kurallar değil. İyi kıvırabiliyorsan, zamana, zemine ayak uydurabiliyorsan, dün söylediklerini bugün yok kabul edebiliyorsan, siyaset yapabiliyorsun. Ben bunları yapmam, yapamam. İlkeli davrananlar dışlanıyor. Siyasetin içinde yer almadan Sam-Sev’de kent için önemli görevlerde bulunduğuma inanıyorum. Bir yere geldim, o görevi de noktaladım. Şimdi Sam-sev yönetiminde son derece yetkin bir ekip var. Bugün alternatif yok diyorsak, yıpranmış kadrolarla işi götürüyoruz demektir. Arkadan gelen kuşakların önü açılmıyor. Genel başkanlığa aday olmanın önü aday olma noktasında kapatılıyorsa, parti içi demokrasiden söz edilebilir mi? Lider sultasının olduğu demokrasiler, çağdaş demokrasi olamaz. Onun için ben değil, benim gibi pek çok insan siyasi partilerde yer almaz, alamaz. Samsun’da siyaset yok, tükenmiştir. Her dönem iktidarın yanında yer almış, hiçbir dönem verilen sözler yerine getirilmemiştir. Bu vebal Samsun’da siyasette yer alanların boynundadır. Teşvik haritasını içine sindiren yöneticiler bu kente ihanet etmiştir. Bu konu benim içinde kanayan yaradır. Hiç birini affetmek istemiyorum. ---Raylı sistem konusunda değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Konuya bilimsel ve teknik açıdan açıklık getiremem. Ancak, kentlerin uzun dönemini ilgilendirecek proje devreye konuluyorsa, kentle paylaşılmalı. Proje ilk başta sahil tarafından geçmekte iken hangi gerekçeyle, Büyük Otel, Vilayet, Kültür Merkezi kapılarını kapatacak şekle alındı? Geri dönüşümün imkânsızlığını düşünecek olursak, bugün hata yapılmamalı. Geçmişte yapılan yanlışlardan dolayı kent bugün nefes alamıyor. Sivil toplum örgütleri konuyu görüşmek istiyorlar. Eğer kent yöneticileri bunları dikkate almazsa, paylaşmazsa, kentin önünü kapatırlar. Yarın onlar bu şehirden gittiğinde, bizden sonraki kuşaklar yanlışlarla baş başa kalır. Birilerinin bir iddiası varsa, kent dışından uzmanlar getirtip, inceletebilirsiniz. Büyük Otelin girişi arkaya alınsa bile bahçesi ve otoparkı gidiyor. Kültür Merkezi girilemez halde. Valiliğin ana giriş kapısı kapanmış durumda. Uzun vadede bunların tamamını kaldıracak gücünüz varsa, önce bunu yapar, sonra bunları yıkarsınız. İnatlaşma kente zarar veriyor. Samsun bunu hak etmiyor.---Samsun uzun süre sonra kavuştuğu Bakanından ne beklemeli? Samsun’a ilk defa önemli bir Bakanlık verildi. Sayın Demir mühendistir. Bakanlıkta erkini kullanacak olursa, Samsun için yeterince kazanım sağlayacaktır. Önemli makamlara gelmiş olanlar, Samsun’da halk temsilcilerini itici güç olarak arkasına alarak “Samsunlu istiyor” demeli. Bakan her kesimle barışık olup, destek istemeli. Geçen sürenin telafisinin gerekliliğini Başbakan’a anlatmasını bekliyoruz. Umuyorum, Bakanlığı dönemi sonunda Samsun’da unutulmayacak hizmetleriyle yer alır.