e-posta; sadisubasi@denizeczaneoptik. com
KAMUOYU AÇIKLAMASI
Sayın Samsunlular,
Öncelikle benden kaynaklanmayan ve kişiselleşen bir tartışmanın tarafı haline getirilmiş olmam nedeniyle, tüm Samsunlulardan özür diliyorum.
Şahsıma yapılan suçlamayla ilgili olarak geçtiğimiz hafta yaptığım açıklamaya rağmen, aynı suçlamanın daha da başka anlamlar çıkartılacak şekilde tekrar gündeme getirilmiş olmasından dolayı son derece üzgünüm.
Susmamın, söylenenlerin kabulü anlamına geleceği nedeniyle, konuya biraz daha açıklık getirmek istiyorum.
Üzüntüm, bu tartışmaların Samsun’a zarar vermesinden endişe etmemdendir. Samsun’un seçilmiş ve kentimizin şehr-ül emini konumunda olan Büyükşehir Belediye Başkanlığının bir bürokratının, haddini aşan ve hiç bir dayanağı olmayan sözlerinin ikinci kez tekrarlanmasına rağmen, Sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın suskunluğunu koruyor olması düşündürücüdür. Bu da, Sayın Şara’nın konuşmasının kişisel olmadığını göstermektedir.
Takip edenlerin hatırlayacağı gibi, her hafta pazartesi günleri bir yerel gazetede yazdığım köşemi, iki hafta önce gündemde ki “RAYLI SİSTEME” ayırmıştım.
Yazımda da Mimarlar Odası’nın “RAYLI SİSTEMİN” güzergâhı ile ilgili olarak açıkladığı çekincelerini değerlendirmiştim. Konum olmadığı için hiçbir teknik konuya girmeden, sistemin güzergâh değişikliğinin Samsun’a yapacağı etkileri sorgulamıştım.
Aynı gün beni arayarak bazı bilgiler aktaran Sayın Genel Sekreter Kenan Şara’ya, “Bu güzergâh değişikliğinin hangi haklı gerekçelere dayanarak yapıldığını lütfen Samsun kamuoyuna anlatınız. Bizleri ikna ediniz” Dedim.
İki gün sonra bir basın açıklaması yapan Sayın Şara, bu kez de kafaları kurcalayan çekincelere açıklık getirmek yerine, başta Mimarlar Odası olmak üzere ve SAM-SEV ile diğer sivil toplum kuruluşlarına ağır ithamlarda bulunmuştur. Konuşmasının bir bölümünü de isim vermeksizin, “o dönemki SAM-SEV Başkanı ağabeyim” diyerek bana ayırmıştır. Konuyla hiçbir ilgisi olmayan ve geçmişte aramızda geçtiğini iddia ettiği bir söyleşiyi gündeme taşımıştır.
Sayın Şara’nın iddiasına göre, “SAHİLİMİ İSTİYORUM” kampanyası çerçevesinde sahilde yapılan çalışmaların ilerleyen bir bölümünde, şimdi ki adı SEVGİ GÖL’Ü olan göletteki amatör balıkçı kulübelerinin kaldırılmasında zorlandıklarını söyleyerek, SAM-SEV Başkanı olarak benden destek istemişler.
Söylediğine göre bana, ”Ağabey burasını kullanan amatör balıkçılar doktor, işadamı, avukat gibi saygın ve nüfuslu insanlar basın ile de üzerimize geliyorlar. Sen de çık de ki; Ey burayı kullananlar, siz burayı çok kullandınız. Boşaltın ve burasını biraz da Samsun Halkı kullansın diye demeç ver” Demiş. Ben de kendisine, “Sen iyi diyorsun da, beni onlara muhatap etme, benim başım belaya girer. Bu işi siz çözün” Demişim. Sonra da devam etmiş, sivil toplum kuruluşu bedel ödemelidir. Bedelsiz kahramanlığı herkes yapar. Bedel yoksa ben ona sivil toplum kuruluşu demem”. Ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının kendilerine hiç yardımcı olmadığını da söylemiştir. Sözlere bakar mısınız?
Söyleyeceğim tek şey aramızda böyle bir konuşmanın geçmediğidir. Söylenenler, beni korkaklıkla suçlamaktır. Beni iyi tanıyanlar bilirler ki, benim kitabımda korku ve kıvırmak yoktur. Benim kitabım da yandaşlık da yoktur. Ben bildiğini, inandığını birebir söyleyebilen bir birisiyim. Hata yaptığım zaman da, özür dilemeyi de erdem sayarım.
Kaldı ki, bana söylediğini iddia ettiği bir cümle var ki, hiç kimse benden böyle bir talepte bulunamaz. Eğer bana böyle bir şey söylemiş olsaydı ona vereceğim cevap, O’nun benim adıma söyledikleri değil, “Değil sen, hiç kimse bana tetikçilik yaptıramaz, öneremez dahi” olurdu.
Bu cümleler dahi abartılı ve eleştiriye tahammülsüzlüğün tepkisiyle söylenmiş olmasının kanıtıdır. Sivil toplum kuruluşlarını arka bahçe olarak gören bir anlayışın itirafıdır.
Son söz olarak şunu söyleyeyim ki, bize yardımcı olmadılar sözlerinin de insafla bağdaşır yanı yoktur. Sayın Şara henüz yokken, “SAHİLİMİ İSTİYORUM PROJESİNİ” Samsunluların 40.000 imzası ile gündeme taşıyan SAM-SEV’DİR. O dönemin SAM-SEV Başkanı olarak, hafta da en az 3–4 gün Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz ile inşaat alanın da birlikte oluyor ve çalışmaları yerinde izliyorduk.
Bu alanda ki tüm işgallerin kaldırılması için SAM-SEV olarak DLH, TCDD ve ilgili bakanlıklara çok sayıda başvurumuz olmuştur.
Örnek olarak, SAM-SEV’İN 11.05.2001/ 75 tarih ve sayılı “ SAM-SEV ve Kent Projeleri başlıklı basın duyurusunu, dönemin Başbakan Yardımcısı Sn. Devlet Bahçeli’ye yazılan 11.05.2001/79 tarih ve sayılı, Dönemin Başbakanı Sn. Tansu Çiller’e yazılan 20.05.2001/88–90 tarih ve sayıyla ilgili bakanlıkların yardımcı olmasını talep eden yazılarını gösterebiliriz.
Yine bu alanda ki Milli Emlak’e ait taşınmazların ileride engel teşkil etmemesi için kira sözleşmelerinin uzatılmamasını isteyen 11.10.2201/121 tarih ve sayılı, Samsun Milletvekillerimize yazılan ve projelere destek sağlanması istenen 10.10.2002/233 tarih ve sayılı yazılarını gösterebilirim.
Ayrıca tarafımdan yazılan köşe yazılarında Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz, Samsunluları denizine kavuşturduğu için sürekli övgü ile anılmıştır. Bu yazılarımı Halk Gazetesi arşivinden ve köşe yazılarımı topladığım “Köşe Yazılarında Dünden Bugüne Samsun” İsimli kitabımda bulabilirsiniz. İsteyenlere de bu kitabımı verebilirim.
Sahil Projesine tüm Samsun destek vermiştir. Mimarlar Odası o günlerde mahkemeye neden gitmemiştir? Bunları gözden uzak tutamayız.
O dönem, Samsun’un kent yönetimi adına en şanslı dönemidir. Valimiz Sayın Muammer Güler ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Ziya Yılmaz başta olmak üzere, tüm yönetim birimleri ve sivil toplum kuruluşları arasında sağlanan birliktelik unutulmamalıdır.
Bunları görerek hala sivil toplum kuruluşlarını suçlamak işin kolaycılığıdır. Hiçbir kent yöneticisinin de sivil toplum kuruluşlarını dışlamaya veya “arka bahçe” gibi görmeye hakkı olamaz.
Sayın Şara bunları bir yana bırakarak, Samsun’un bir daha kolay, kolay yerine koyamayacağı AKM, B. SAMSUN OTELİ VE YAŞAR DOĞU SPOR SALONUNU kullanılamaz hale getiren bu güzergâh değişikliğini, hangi gerekçelerle yaptıklarını Samsun halkına anlatmalı ve toplumu ikna etmelidir.
Bu kent bizim. Bu kent adına çaba harcayanların birbirini yıpratacak hareketlerde bulunması Samsun’a zarar vermektedir.
“Bu kentte birliktelik yok diye” şikâyet edenlerin, gerekli iletişim çabalarını dışlayarak birlikteliğin altına asıl dinamiti koyanların, kendileri olduğu gerçeğini artık görmeleri gerekir.
Bu kenti herkes kadar seven birisi olarak, yapılan doğruları alkışlarken, gördüğüm yanlışları da cesaretle söylemeyi sürdüreceğim.
Gerçek dostluklarda, uyarılara alınmanın yeri olamaz, olmamalıdır da.
Tüm Samsunlulara saygılarımla arz ederim.
09 Temmuz 2009
Ecz. SADİ SUBAŞI